Gazetevatan.com » Yazarlar » Bu hafta ağıma takılan 5 mesele

Bu hafta ağıma takılan 5 mesele

06 Ekim 2016 Perşembe


"Erken vazgeçişlerim vardı benim
Seninse erken tükenişlerin
Ve gece 
Uygun değildi beklemeye
Yine de bekledim...
Avucumda unutulmuş binlerce gölge
Yeraltında 
Öldürülmeyi bekledim
Günışığı vururken gözüme 
Ölmeyecektim
 
 
Katilim yoktu,
 
Katilim çok." -Nilgün Marmara, Daktiloya Çekilmiş Şiirler
 
1- Kim Kardashian'ın Paris'te soyulması:
 
Her fırsatta parasıyla hava atan, şöhreti pornodan müsebbib dünya starı KimK, Paris'teki otel odasında polis kılığına girmiş beş maskeli soyguncu tarafından saldırıya uğradı. Kafasına silah doğrultuldu. Elleri ayakları bağlanıp banyoya kapatıldı. Ve 10 milyon dolarlık mücevheri çalındı. Bunun 4 milyon doları sadece tektaşı. Kocası Kanya West'in kendisine taktığı kafam kadar kaya, evet. 
 
Moda haftası için Paris'te bulunan Kim'in koruması o sırada kardeşi Khloe ile birlikteydi. Dolayısıyla otel odasında yalnız ve gafil avlandı. 
 
Babaannemin yatağının altında balta ile uyuduğunu anlatmıştım size. Hayatta en büyük korkusu eve hırsız girmesi çünkü. 
 
Malını mülkünü çok gösterme, kem gözü bol olur diyen atalarımız da halsız değil elbette. İyi tecavüz etmemişler kadına. Türkiye'de olsa tecavüz etmeden bırakmazlardı. Bu da dünyayla aramızdaki en büyük fark. Orada öldürmeseler bari diye korkuyorlar. Bizde öldürmeselerden önce ne yapmasalar bari diye korktuğumuz açık. 
 
Giden para yerine koyulur. Kadın oturduğu yerde para basıyor sonuçta. Ama gösterişin iti uğursuzu insanın başına topladığı açık. Yaşadığı korku/travma da cabası!
 
Bir de üstüne bütün sosyal medya oh olsun naralarıyla inledi. Kim'in sevgiden çok nefret ve imrenme duygusundan beslendiğini zaten biliyorduk. Böylece emin olmuş olduk. Sahip olduklarınızı ne kadar çok gösterirseniz imreneniniz, özeneniniz kadar düşmanınız da bol olur. Basit denklem. 
 
KimK'ya geçmiş olsun diyor, kızım sana söylüyorum, kızım zaten duymaz, gelinim sen işit diyorum. 
 
Sözün özü: Gösteriş meraklılığı felakettir. 
 
 
 
2-Taylor Swift ve kankaları:
 
Hollywood'un ve dünyanın en afilli kızı Taylor, o ünlü/yakışıklıdan bu ünlü/yakışıklıya sektiği özel hayatı ve süper ünlü kankalarıyla gündemden bir saniye bile düşmüyor. Taylor'ın Tayfası denilen ekipte Gigi Hadid, Bella Hadid, Kendal Jenner, Hailey Baldwin gibi süper model kızlar var. 
 
Bu arada tayfaya girip çıkan da çok. Katy Perry gibi. Çünkü Katy, Taylor'ın eski sevgilisi John Mayer'le sevgili oldu. Taylor da her eski sevgilisine yaptığı gibi eski kankasına şarkı döşendi. Şarkının adı Bad Blood. Klibinde de tayfasını yanına alıp Katy'e savaş açtı. Katy şu günlerde Orlando Bloom ile sevgili ama Taylor ile aralarındaki kavga bitmeyecek gibi. 
 
Taylor en son Selena Gomez'le de patladı. En yakın arkadaşı olan Selena, resmen Taylor'ın samimiyetsizliğinden yılıp kaçtı. 
 
Çünkü Nashville doğumlu edalı işveli köylü güzeli Taylor, country şarkıcılığından pop prensesliğine giden yolu, ünlü sevgililer ve kankaların üstüne basarak yaptı. En popüler kimse onunla çıktı, en ünlü kimse onunla kanka oldu. Bildiğin çıkar ilişkisinin dibini gördü. 
 
En son Tom Hiddleston'ı bile eski sevgilisine nispet yapmak için kullandı. Gazetecileri oldukları yere çağırdı. Flörtün başında öpüşürlerken görüntü verdi. Adamı ilişkiye mecbur etti. Sonra da ilişkiyi insan içinde yaşamak istiyor diyip terk etti. Ne oldu? Durum yine Taylor'a yaradı. 
 
Bir kere bu tayfanın içinde olmak için, Taylor'ın hiçbir eski flörtüyle sevgili olmamak lazım. Ki bu imkansız. Kız Hollywood'un tamamını... Tövbe yarabbim! 
 
İkincisi, sürekli kavga dövüş ediyor onunla bununla. (Kanya West'le yaşadığı rezalet silsilesi bunlardan yalnızca biri) Yancısı gibi arkasında durmak lazım. Ki bu da bir dert. Kadın skandal çıkarma fırsatı bulduğu an kullanıyor. 
 
Üçüncüsü, Taylor'ın liderliğini kabul edip resmen yancısı olma gerekliliği ki, bu kadar birinin etrafında olmak bir süre sonra ünlü herkesin egosunu ezer. 
 
Geçen gün Demi Lovato çıkıp yapıştırmış düşündüğüm her şeyi. "Bu tayfa" demiş, "Gerçekçi olmayan vücut ölçüleri ve samimiyetsizlikleriyle can sıkıcı. Asla böyle bir grubun parçası olmak istemezdim."
 
Ne yalan söyleyeyim ben de aynı şeyi düşünüyorum. Ünlü gördüğü anda yanaşıp fotoğraf çektiren wanna-be işletmeciler gibi Taylor. Tom Hiddleston'ı bile (sevgilisi varken) resmen zorla ayartmış. Partide dansa zorlamış. O görüntüleri çektirip basına sızdırmış. Bu kadar stratejik çalışan, tehlikeli bir beyini kim etrafında ister? Bar kapısına magazin çağıran yarı ünlüler gibi kadın. Haber olmak için resmen yırtınıyor. Bu kadar hırslı insanlardan korkmak gerek. Ünlü kovalayan insanlardan uzak durmak gerek. Ünlü kovalayan ünlülerden de uzak durmak gerek. 
 
Sözün özü: Çıkarcı insanlardan uzak durun. Dünya starı olsalar bile. 
 
 
 
3- Gigi Hadid'in uçan tekmesi: 
 
Rus bir gazetecinin Paris moda haftasında neredeyse bütün güzel ve ünlü kadınları taciz ettiği bir hafta atlattık. Bunlardan ilki Gigi Hadid'di. 
 
İç mimar ve milyoner Mohammad Hadid ile top model Yolanda Hadid'in kızı olan Gigi, moda dünyasının resmen taçsız kraliçesi. Kardeşi Bella'nın da ondan kalır yanı yok hani. Bu arada Hadid kardeşlerin moda aleminin Müslüman güzelleri olduklarını da belirteyim. Babaları Filistin asıllı ve Müslüman. Hatta bilmem nerenin şeyhinin akrabaları filan bunlar. Uzun hikaye. Anneleri bildiğiniz üzere Alman. Mis gibi karışım. 
 
Bir milyonerin kızı olmasına rağmen daha bebeyken modelliğe başlayan Gigi, geçen hafta güzelliği kadar uçan tekmesiyle de konuşuldu. Kendisini taciz etmeye kalkan gazeteci Vitalii Seiduk'u yumrukları ve uçan tekmesiyle saniyesinde bertaraf etti. 
 
Ve ardından yaklaşanı yakarım minvalinde bir açıklama yaptı. 
 
Hatırlatmak isterim, aynı hafta Seiduk, Kim Kardashian'ın da poposunu öpmeye kalktı. Ve koruması tarafından dövüldü. Oysa Gigi, tekmeleri ve yumruklarıyla sadece kağıt bebek olmadığını cihana gösterdi. 
 
Kendisini yakın dövüş sanatındaki başarısından ötürü tebrik ederken, dünyanın her tarafında kadınlara iş olan, kadını seks objesi gibi görüp taciz eden öküzlere de Allah bin beter etsin diyorum. 
 
Sözün özü: Hiçkimsenin görünüşüne aldanmayın; kedi sandığınız kaplan çıkar yamulursunuz. 
 
 
 
4-Murat Boz'un eski nişanlısını stalk'u:
 
Evet. Erkekler kadınlardan çok stalk yapıyor. Yani sinsice girip sevgililerinin arkadaşlarının, eski sevgililerinin instagram profillerine bakıyorlar. Bunu hem kendi arkadaşlarımda görüyorum hem de yapılan sosyolojik araştırmaların verileri aynı ikameti gösteriyor. 
 
Peki koskoca ülkenin erkek pop starlarından biri (Bence Tarkan'dan sonra çıkmış tek star Murat Boz) bunu yapınca ne oluyor? Ülke ayağa kalkıyor. 
 
Bunun birkaç nedeni var. İlki ve en önemlisi Murat Boz'un da eski nişanlısı Eliz Sakuçoğlu'nun da yeni ilişkileri var. Hem de Eliz evlenmek üzere. İkincisi ve bence en önemlisi, ikilinin ayrılığının üzerine dönen dedikodular. Geçmiş gün, artık ne olduğunun hiç önemi yok bence. Biten bitmiş sonuçta. Herkes yoluna devam ediyor. 
 
Olaylardan kişileri çıkaralım ve şöyle düşünelim, size öyle ya da böyle yanlış yapmış, ayrıldığınız eski sevgilinizi stalk'luyor musunuz? Elbette ki stalk'luyorsunuz. Ve tabii ki o da sizi stalk'luyor. Sorsak hayır dersiniz ama gerçek bu. E çünkü ayrılık da sevdaya dair... Çünkü ayrılanlar hala sevgili. 
 
Birini sevmekten ayrıldınız ya da size yamuk yaptı diye vazgeçebilir misiniz? Asla! Başkasını seviyor olmanız bir zamanlar sevdiğiniz insana olan duygularınızı değiştirir mi? Asla. 
 
Arada stalk'lamak da sevdaya dair. Elbette like'lamamak kaydıyla. Hele ki ünlü biriyseniz, hayranlarınız o like'ı siz geri çekene kadar görür, ekran görüntüsünü alır ve sizi cümle aleme madara eder. Daha dikkatli stalk'layın. Benden size tavsiye. 
 
Ben? Ben stalk'luyor muyum? Ben ölmüşler gibi yapıyorum. Arada bir üç kulhü bir elham okuyup ruhlarına gönderiyorum. Stalk'tan rahatlatıcı. Size de tavsiye ederim. Dinimiz amin. 
 
Sözün özü: Herkes stalk'lar sevdiğini. 
 
 
 
5-Rüzgar Çetin'in tahliyesi:
 
O oldu, bu oldu, şu oldu. Hala oluyor. Olmaya devam edecek. Olan şeyler hakkında konuşmayı sevmiyorum. Herkesin konuştuğu konularda ben susup dikkatle dinlemek istiyorum. Fırtına durunca, batık karaya vurunca, kırık şişeler, tahta parçaları... Konuşmayı tercih ediyorum. Her konuda. Bu konuda da aynı şeyi yapacağım. Herkes konuşacak, ben susacağım. 
 
Sözün özü: Dün bir filmde şöyle diyordu, "Kanunla adalet aynı şey değildir."