Gazetevatan.com » Yazarlar » Kalbini korkak alıştırma

Kalbini korkak alıştırma

01 Ekim 2016 Cumartesi


"Hayvanların renklerini yedikleri bitkilerden aldıklarını duymuş muydunuz?

İnsanlar da öyledir. 

Neyi seversen, kimi seversen ona benzersin."

 

Çok yaralanmış biriyseniz, insanları yaralamanın zarif yollarını öğrenirsiniz. 

Bir tür savunma sanatı gibi düşünün. 

Sessizlik ilk kural.

Mesela hayat da öyle bir şey. 

Genelde büyük bir sessizlikle yaşamayı tercih ediyorum. 

Sessizliğim duyulmasın, görünmesin diye anlamsız cümleler kuruyorum. 

Sessizliği sesle dolduruyorum. 

Hepimiz gibi. 

 

Çok kırıldım, çok üzüldüm diyelim. 

Hiç yaygara koparmıyorum. 

Masayı sessice ters çevirip olay mahallinden uzaklaşmayı tercih ediyorum. 

Hasar tespiti daha uzun sürüyor.

Bütün misafirler kalktığında, bütün masalar boşaldığında, insanlar devrildiğini anlıyorlar benim oturduğum masanın. 

O kadar sessiz yapıyorum ki bunu, masada benimle birlikte oturan kimse üstünün başının kirlendiğini anlamıyor bile. 

Ve ben çoktan pılımı pırtımı toplayıp gitmiş oluyorum oradan. 

Başka bir masada büyük kahkahalar atarak sessizce oturmaya devam ediyorum. 

Dinliyor gibi yapıyor, cevap veriyor, konuşulan hiçbir şeyi hatırlamıyorum. 

Hayatı büyük bir sessizlikle, büyük gürültülerde yaşıyorum. 

Böylesi ruhuma iyi geliyor. 

Böylesi bana kendimi hayatta hissettiriyor. 

En iyi hikayeler o büyük sessizlik anlarında doğuyor. 

 

Dedim. 

Çok yaralanmış biriyseniz, insanları yaralamanın en kolay yolunun onları önemsememek olduğunu öğrenirsiniz. 

Çünkü bir zaman bir yerde birileri de sizi çok önemser gibi davranıp hiç önemsememiştir. 

Ve birileri hiç önemsemez gibi yaparken hayatının en büyük, en önemli yerine koymuştur sizi. 

Hayat böyledir. 

İnsanlar hissettikleri gibi davranmak yerine duygusal maskelerle gezeler. 

Yaşadıkça mecbur kalırsınız o maskelerden birini takmaya. 

Güçlendim sanırsınız. 

Güçsüz düşersiniz. 

Hayat böyledir. 

Birileri kırar. 

Birileri kırılır. 

Ve kıranla kırılanın yeri her zaman en kolay değişen şeydir. 

Hayat böyledir. 

Asla verdiğiniz kadarını alamazsınız. 

Vermeyi kestiğiniz anda verdiğinizdan fazlası yağar üzerinize. 

Bunu bin kere yazdım. 

Babaannem, "Vermekle iyi olunsaydı, dünyanın en iyi insanları o.spular olurdu" der. 

Babaannem genelde doğru şeyler söyler. 

Hayat böyledir. 

Ağlattığınız kadar ağlarsınız. 

Ve fakat güldürdüğünüz kadar da ağlarsınız. 

Gözyaşlarınızı israf etmeyi huy haline getirdiğiniz sürece hep ağlarsınız. 

Hayat böyledir. 

Beklentilerinizi azaltmadığınız sürece beklemeye devam edersiniz. 

Her kırıkta küsüp içinize çekildikçe yalnız kalırsınız. 

Sevilmediğiniz için sevmeye küserseniz, zavallılaşırsınız. 

 

Kırın, kırılın, dağılın, dökülün, parçalanın...

Hayatın gerekleri bunlar. 

Başınıza gelen her şeyi kabullenin. 

Her ahmaklığınızı sineye çekin. 

Görüp de çözemediğiniz dolapları unutun. 

Gülümseyin. 

Ve asla ama asla kalbinizi korkak alıştırmayın. 

Bırakın sevsin. 

Buna ihtiyacı var. 

 

Hayırlı hafta sonları.