Gazetevatan.com » Yazarlar » İlahi adalet diye bi'şey var!

İlahi adalet diye bi'şey var!

21 Eylül 2016 Çarşamba


"Eğer aşka ihanet ettiysem o ilk ihaneti yaptıran her şeye, şimdi aşk adına ihanet edeceğim." -Jack London
 
Demet Akalın'ın yurt dışında yaptığı alışverişi ballandırarak anlatmasına herkesin öfke kustuğunun farkındayım. 
 
Haklılar da...
 
Paranın sahibi tarafından, adından böylesine rahatça söz edilebilen bir şey olması çok bayıldığımız bir mesele değil. 
 
Neticede "Koleje göndermeyelim şımarık olur. Devlet okulunda okusun" denilerek büyütülmüş çocuklarız. 
 
Okula tek tip önlükle gidip beslenme çantamıza alamayan olursa diye muz koymayan çocuklarız. 
 
Bence kötü de yetiştirilmedik. 
 
Özal dönemi için birer şahikayız bile denilebilir. 
 
Lakin çok arada kaldık. 
 
Her şey önümüzde değişti, gelişti. 
 
Resmen salağa döndük hepimiz. 
 
Sürekli adapte olmak zorunda kaldık. 
 
Devrelerimiz yandı. 
 
Şimdi Demet alışverişte bir ev parası gömdüm diyince hepimize batıyor tabii. 
 
Okula Barbour mont, George Hogg ayakkabı giyip, Lacoste çanta takıp gitmekten büyük sınıfsal problemlerimiz var artık. 
 
Paran varsa var, yoksa yok yaşlarındayız artık. 
 
Öyle de bir dönemdeyiz esasen. 
 
Para dile gelmiş, tek başına eve çıkmış, uzun halka sesleniş konuşmaları yapıyor sanırsın. 
 
Parası olanın "Param var" demesi bu yüzden batıyor. 
 
"Harcadım ulan ben kazanmıyor muyum? Sana ne?" demesi batıyor. 
 
"E hani beslenme çantamıza muz koymuyorduk parası olmayan çocuklar özenmesin diye?" dedirtiyor. 
 
Nedense "Bana ne abi? Kadın kazanmış harcamış. Helal olsun" dedirtmiyor. 
 
Herkes kendine göre haklı çünkü. 
 
Kim daha haklı, kestirmek imkansız çünkü. 
 
 
Ama şu gerçeği görmezden gelemeyiz, 
 
Demet Akalın dediğiniz kadın, sıfır noktasından geliyor. 
 
Yani zero to hero denilen sınıftan. 
 
Hiçbir şey, hiçkimse olmaktan bugünlere tırmalayarak geliyor. 
 
Tek başına geliyor. 
 
Asla yapamaz olmaz, bugün yarın söner gider dedikleri halde güçlenerek geliyor. 
 
Yerini sağlamlaştırıyor. 
 
Acayip bir zekası var. 
 
Her negatif durumu lehine çevirmeyi çok iyi biliyor. 
 
Magazinle kurduğu ilişki sağlam. 
 
Çevresinde insan tutmayı beceriyor. 
 
Bu arada yardımsever de. 
 
Harcadığı kadar ihtiyacı olanlara da dağıtıyor. 
 
Sadece bunu insanların gözüne sokmuyor. 
 
Hırsı tam. 
 
Azimli. 
 
Çalışkan. 
 
Asla ama asla vazgeçmiyor. 
 
Yılmıyor. 
 
Pes etmiyor. 
 
Ve her zaman kendi janrında iyi şarkılar seçiyor. 
 
 
Beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz. 
 
Seversiniz ya da sevmezsiniz. 
 
Gerçek bu kadar basit. 
 
Bu yüzden her ayrılıkta en az bir Demet Akalın şarkısına düşmüş buluyorsunuz kendinizi. 
 
Bu yüzden bütün yaz anırarak "Minicik kaldırım taşı pırlantaya mı karşı?" diye eller havaya yaptınız yazlık kulüplerde. 
 
İnkar etmeyin. 
 
Ne kadar kızsanız da, görgüsüz bulsanız da Demet Akalın'ı içten içe seviyorsunuz. 
 
Neticede yaşadığı o korkunç ayrılıktan sonra onu siz sahiplendiniz. 
 
Aşk hayatında tutunmaya çalışırken başına gelenleri merakla izlediniz. 
 
Nihayet aşkı bulup evlenip o şarkıdaki gibi evli-mutlu-çocuklu olduğunda sevindiniz. 
 
 
Demet Akalın, sizin hayata karşı inancınız. 
 
Sıfır noktasından gelip her şeye sahip olunabileceğinin ispatı. 
 
Ona her bakışınızda bir varoluş rüyası görüyorsunuz ve başarabileceğinize olan inancınız artıyor. 
 
Tüm rahatlığı, ağzı bozukluğu, kabadayı tavrı ve patavatsızlığıyla evinizin kızı. 
 
Hadi kabul edin. 
 
Bu yaz siz de en az bir Demet Akalın şarkısına eşlik ettiniz. 
 
 
Keşke Jennifer Aniston da sizin kadar şanslı olsaydı. 
 
Düşünsenize, kocanız sizi aldatıyor, boşanıyor, aldattığı kadınla evlenip üç çocuk yapıyor...
 
Veeee kabooom!
 
Onu da başkasıyla aldatıyor. 
 
Boşanıyor. 
 
Oh!
 
Şimdi bunun üstüne mis gibi bir Demet Akalın şarkısı dinleyemeyeceksem ne anladım ben o karmadan?
 
İnsanın hevesi kursağında kalır. 
 
 
Brad Pitt, sonunda boşanıyor Angelina Jolie'den. 
 
Beraber o kadar kusursuzlardı ki herkesin sinirlerini bozmuşlar anlaşılan. 
 
Hep beraber bir zil takıp oynamadığımız kaldı. 
 
Bana sorarsanız ben hep Jennifer Aniston tarafıydım. 
 
Mesela ne zaman biri kalbimi kırsa Jennifer Aniston'ı düşünürdüm. 
 
Kimse ondan daha kötü hissedemez çünkü kendini. 
 
11 yıl. Tam 11 yıl, dünyanın gözü önünde eski kocasının kendisini boynuzladığı kadınla yaşadığı saadeti, kurduğu mükemmel aileyi izledi o kadın. 
 
İyi intihar etmedi. 
 
Sağlam karakteri, iradesi varmış. 
 
Ve günün sonunda hak yerini buldu. 
 
Brad, Angelina'yı da boynuzladı. 
 
Marion Cotillard'la. 
 
Angelina peşlerine dedektif takmış diyolla. 
 
İş üstünde basmış diyolla. 
 
Brad evde sabilerin yanında ot içiyomuş diyolla. 
 
Orası bizim sorunumuz değil. 
 
Bugün başkasından sana koşan, yarın senden başkasına gider, yalan değil. 
 
Güzel adamın kahrı çok olur, yalan değil. 
 
Ayrıca adam canından bezmiş belki, ne biliyoruz? 
 
Günah almayalım şimdi, şık değil. 
 
 
Peki biz buna neden bu kadar sevindik?
 
Neden biliyor musunuz?
 
Demet Akalın'ı gizlice neden seviyorsak ondan. 
 
Adalete inandık bu tabloda bir kez daha. 
 
İnancımız tazelendi hayata. 
 
 
Çünkü bu dünyada ilahi adalet diye bir şey var. 
 
Ve budur bize yaşamaya devam etmek için son kalan umut kırıntısı. 
 
Hak yerini bulur. 
 
Bugün olmazsa yarın olur. 
 
Ama mutlaka olur. 
 
 
Yazıma burada son verirken, o tatlış şarkının şu güzide satırlarını da buraya not etmek isterim:
 
"Yarına kalsa da yarına kalmaz
 
Acı döner gelir karması var
 
Konumuz ayrılık fark ettiysen artık
 
Seni de terk eden birisi var!"
 
 
Şunu bi çevirelim bir şey yapalım da Jennifer Aniston'a gönderelim. Eksik kalmasın kadın. Şarkı resmen bu durum için yazılmamış mı ya?
 
 
Kişisel Not: Demet Akalın'la aynı mekanda yan yana bir iki kez eğlenmiş olmanın dışında hiçbir tanışıklığım, ahbaplığım yok. Ama sanırım bunları tespit etmek için derin bir tanışıklığa da gerek yok. Her şey ortada. Dikkatli bakana. 
 
 
Hayırlı günler olsun.