Gazetevatan.com » Yazarlar » Gel barışalım artık

Gel barışalım artık

18 Eylül 2016 Pazar


"Neden yokluklarında bıraktıkları boşluk, varlıklarıyla doldurdukları yerden bunca geniş? Her defasında kendimizi de çoğaltarak ilave ettiğimizden mi?" -Nazan Bekiroğlu

 

Gittiğin gibi dönememek, döndüğün gibi bulamamak var kaderde.

Yakasına yapışıp bir yere bırakmamak için bunca direnmemiz ondan.

Ya gider de dönemezsek?

Ya döner de bulamazsak?

Ya aynı şiddette sevemezsek birbirimizi?

Araya başkaları girerse?

Başka hikayeler düşerse kişisel tarihimize?

Başka kırıklar eklenirse kalplerimize?

Ya başkalarını daha çok seversek?

Ya başkalarıyla da sevişirsek?

Gitmemek için direnmelerimiz hep ondan.

 

Oysa ben kadere inanırım.

Üstelik sonları daha çok severim başlangıçlardan.

Başlangıçlar sıkıntılıdır.

İyi hikayeler hep kötü sonlardan çıkar.

 

Ve enteresan bir biçimde gidilen her yolun dönüşü, kırılan her kalbin tamiri mümkündür şu hayatta.

Gerçekse duygular kalıcıdır.

Araya başkalarının girmesi değiştiremez bu gerçeği.

İnsan aynı şiddette iki kişiyi, iki şeyi sevemez.

Bir kalbin, herkese harcayabileceği sevgi farklıdır.

 

Çocukken babama sorardım: "En çok hangimizi seviyorsun?" diye.

Kardeşimi mi, beni mi?

En çok beni sevdiğinden neredeyse emindim elbette.

"İkinizi de" derdi.

"İnsan iki şeyi aynı ölçüde sevemez" derdim.

"İkinizin yeri ayrı" derdi.

İkimizin yeri ayrıydı.

Ve ben yerimi hep bilirdim.

Sanırım kardeşim de biliyordu.

Bu yüzden en sevilen çocuk olmak için babamın her dediğini yaptı durdu.

Bense en sevilen olmanın rahatlığıyla elimden gelen itliği ardıma koymadım.

Birini çok sever ve bunu hissettirirseniz, sevginizin sınırlarını zorlar çünkü...

Bundan emin olabilirsiniz.

Oysa sevginizi göstermediğiniz, az gösterdiğiniz biri her zaman daha fazlası için çaba sarf eder.

Alın size baba-kız ilişkisinden temel ilişki kuramı.

Kimsenin sevginizden emin olmasına izin vermeyin.

Kimsenin.

İnsanlar emin oldukları şeyi kolay harcar.

 

Konumuza dönecek olursak...

Araya giren zaman, diğer insanlar, olaylar, kırılmış kalpler değiştirmez duyguları.

Yıllarca görmediğiniz eski bir dostunuzla karşılaşmış gibi düşünün...

İkiniz de aynı zamanı ayrı hayatlarda yaşamış olduğunuz halde, araya kırgınlıklar, küskünlükler, alınganlıklar, yanlışlar, ihmaller girdiği halde, değişmiyor ona olan duygularınız.

Aşk da böyledir.

Bin yıl sonra sokakta karşılaşsan, kokusu burnuna gelse, tüm vücudunda aynı etkiyle geri gelir.

Birini çok sevmişseniz, unuttum diyip devam etmek yetmez çünkü.

Başkalarını çok sevmek, başkalarıyla bir hayat sürmek, hikaye yaratmak yetmez.

Geri dönmek an meselesi olur ve ilk fırsatta, iki taraf da müsaitse...

Neden olmasın?

 

Jennifer Lopez'le Ben Affleck çiftinin barışması bir beni şaşırtmadı bu yüzden.

Aradan 13 yıl, farklı evlilikler, hikayeler geçti.

Ve ikisi yeniden bir arada.

İmkansız mı?

İmkansız tanrının kahkahalarla güldüğü bir kelime.

İki insan birbirini gerçekten sevmişse ve birbirlerine iyi geliyorlarsa, her şey mümkündür şu hayatta.

Ve her şey imkan dahilinde.

 

Mutluluklar Bennifer.

Hayırlı haftalar canlar.