Gazetevatan.com » Yazarlar » Büyümenin bedeli budur

Büyümenin bedeli budur

16 Eylül 2016 Cuma


 
"Önce masumiyetini kaybedersin
Sonra bütün iyi niyetini. 
Büyümenin bedeli budur." -'99 Yazı
 
İnsan büyüyünce içinde tuttukları azalıyor. 
Çıkarıp bırakıyorsun masaya ne hissettiğini. 
Alan alıyor, almadıkları kalıyor. 
Senden çıkmış oluyor mesele. 
 
İnsan büyüdükçe sakinleşiyor. 
Durup olduğu gibi kabulleniyor şeyleri. Değiştiremedikleriyle tartışmayı kesiyor. 
Zaten tartışmak gereksiz. 
Tartışarak hiçbir şey çözülmüyor. 
 
Bunu öğrendiği için belki,
Daha az konuşmaya başlıyor mesela. 
Kendini anlatma isteği hafifliyor. 
Sözlerin yerini davranışlar alıyor. 
İnsan büyüdükçe sessizleşiyor. 
 
Ve belki de insan büyüdükçe azalıyor beklentileri. 
Tıpkı verebilecekleri gibi, almak istedikleri de azalıyor. 
Daha kenarında duruyor her şeyin yaşarken. 
Kırılmamak için büyük duygular yüklenmekten kaçıyor. 
Büyük duyguların olmadığı yerde, nefretten ve intikamdan söz edilemez elbette. 
Nefret etmeyi bırakıyor. 
İntikam almaya üşeniyor. 
Tıpkı çok sevmeye yorulduğu gibi. 
 
Sevmediği insanlara tahammül etmeyi bırakıyor büyüyünce. 
İnsanlara kendini sevdirme derdi de kalmıyor. 
Dünyanın merkezi daha çok kendine doğru kayıyor istemsizce. 
Bütün odak noktası kendi duyguları oluyor. 
 
Ve tabii ki daha az korkmaya başlıyor artık. 
Daha az şey mutsuz ediyor. 
Dünyaya kuşkulu gözlerle bakan insanları kandırmak zordur. 
Kanmamaya başlıyor. 
İnanmamaya başlıyor. 
Daha temkinli yaşıyor. 
Daha çok olaya bulaşıyor ama daha az yaşıyor. 
Böyle yaşanmaz çünkü. 
 
Dünyayı bir çocuk gibi, bir çocuğun gözleriyle görmeyi deneyin derler. 
Orada çıkar yoktur çünkü. 
Korkuların çoğu henüz oluşmamıştır. 
Yargılar yoktur, kaygılar yoktur. 
Sadece insanın kendi varlığı, tanıma ve keşfetme merakı vardır. 
Çok bildiğini sanmak yerine araştırmak vardır. 
Merak ettiklerini sormak, öğrenmek vardır. 
Rol yoktur. 
Numara yoktur. 
Hissettiğini gizlemek yoktur. 
 
İnsan büyüyünce iyi olan üç beş huy ediniyor belki. 
Ama en iyi özelliklerini kaybediyor. 
 
Onları bir yerden bulup çıkarmak, hayatımızın yakasına takmak lazım. 
Gün içinde en az bir saat hiç hesap etmeden yaşamak lazım. 
Hissettiklerimizi daha çok söylemek, içimizden geldiği gibi davranmak, olayların/insanların kötü yanlarından ziyade iyi yanlarına odaklanmak lazım. 
Yaptığımız hatalardan utanmak, kaçmak yerine onları tecrübe sayıp yeni hataları kucaklamak lazım. 
Bu dünyayı bir çocuğun gözlerinden izlemek lazım. 
 
O zaman her şey mucize...
Her sohbet bir ilham...
Her tanışma bir buluşma hepimize. 
 
Aşkla, inançla, güçle...
 
Sevgiyle.