Gazetevatan.com » Yazarlar » Bir erkeğin yaşam kalitesi, birlikte olduğu kadının gustosu kadardır

Bir erkeğin yaşam kalitesi, birlikte olduğu kadının gustosu kadardır

05 Eylül 2016 Pazartesi


"Aşk insanın sadece psikolojisini ve kimyasını değil; tarihini, müziğini, coğrafyasını, edebiyatını, fiziğini, beslenme çantasının içindekileri, hayat bilgisini de değiştiriyor.” -Murat Menteş
 
Kadınlar erkeklerden çok şey bekler. 
Tarihin ilk gününden beri kadın-erkek ilişkileri kadının beklentileri üzerine kurulmuştur zaten. 
-Bunun nedeninin psikolojik kökenlerine inmeyeceğim. Düşünürken bile sıkılıyorum zira.-
Erkekler genellikle ve çoğunlukla kadınların beklentilerini çaresizlik içinde dinler, yerine getirmeye çalışır, beceremez. 
Tuhaf bir biçimde ilişkilerde böyle yürür bu denge. 
Kadın bir şey ister, erkek yapmak istemez. 
İstemeden yapar. 
Mecburen yapar. 
Yaptığından daha yapmadan bıkar. 
Usanır. 
Yılar. 
Kaçar. 
 
İşin esasında, bir kadının bir erkeğe söyleyerek yaptırabileceği hiçbir şey yoktur. 
Bütün kadınlar içten içe bunu bilir. 
Ve fakat nedense iş uygulamaya geldiğinde, bir şey söyleyip karşılarındaki adamın yapmasını beklerker kös kös. 
 
Oysa erkekler sözle çalışan canlılar değiller. 
Erkekler komutla idare edilebilemezler. 
Varsa aklınız alırsınız kafakola, ince ince işler, her istediğinizi yaptırırsınız. 
Varsa haliniz, bir adama her istediğinizi yaptırmak için plan kurar, uğraşırsınız. 
Tabii bunun için ona hayatınızın en önemli şeyiymiş gibi yapışmanız gerekecek ki bu da derdinizin belanızın tek bir adam olması anlamına geliyor. 
O adamın hayatınızın amacı olması gerekiyor. 
Bir insanı iş edinmeyi içeriyor. 
Zor iş. 
Sıkıcı iş. 
Dünyaya ve insanlığın kalanına çok da faydası olmayan bir iş. 
Ama iş işte. 
İşin büyüğü küçüğü olmaz. 
Sizi ne kadar ilgilendirdiğidir mesele. 
 
Erkeklerin tuhaf bir biçimde güdümlenmeye ihtiyacı var zira. 
Tek başlarına karar verebilme, insiyatif alabilme potansiyelleri neredeyse yok. 
Sorumluluk?
Sanmıyorum. 
Birinin onlara akıl vermesi, yol göstermesi lazım. 
Dolayısıyla karşı taraftan kendi insiyatifiyle bir şey yapmasını bekliyorsanız, daha çok beklersiniz canlarım. 
Bazen tanrının kadınları doğurmaktan ziyade bu iş için yarattığını düşünüyorum. 
Erkeklerin yaşamda tutunmalarına yardım etmeleri için yani. 
Fena proje değil. 
Ceo maaşı bağlasan yeri. 
 
Bir gün birarkadaşım şöyle demişti bana: "Kankacım ben hamur gibiyim. Hayatımdaki kadın ne istiyorsa o şekle girerim."
Basit, temiz, içten bir itiraftı. 
Gizli gerçekti. 
 
Erkekler, sevdikleri/beğendikleri/hoşlandıkları kadın nasıl istiyorsa öyle yaşamaktan çekinmiyor. 
O kadınların arkadaş grubuna giriyorlar, o kadının sevdiği mekanlara dadanıyorlar, o kadın nasıl istiyorsa öyle giyiniyorlar, o kadının istediği arabayı almak için çalışıyorlar. 
İstisnalar kaideyi bozmaz ama genellikle böyle bu. 
Haksız da sayılmazlar. 
Neticede bu dünyayı gizlice ve sinsice kadınların dile getirmedikleri arzuları yönetiyor. 
"Dile getirmedikleri arzular."
 
Peki bu çark neden böyle dönüyor...
Açıklayalım.
 
Hiçbir kadının değeri yanındaki erkekle artmaz ama her erkeğin değeri yanındaki kadınla ölçülür. 
Neticede, bir vakit sonra erkek, bilerek ya da bilmeyerek, hayatındaki kadının kontrolü altına girer. 
O kadının hayat görgüsü, gustosu, çevresi kadar var olur. 
Dolayısıyla evet, bir erkeğin ederini yanındaki kadının kalitesi belirler. 
Kamyon yüküyle parası da olsa, kralın oğlu da, böyle bu. 
Gizli gerçek. 
Acı ama gerçek. 
 
Dünyaya da sahip olsan, birlikte olduğun kadın kadar varsın. 
O kadın ne kadar değerli, saygın, kaliteli, görgülü, akıllı, gusto sahibiyse sen de o kadarsın. 
Şahıs şirketine atadığın genel müdürün o senin. 
Şirket senin ama yönetim onun. 
Bunu düşünerek seçim yapmalısın sevgili kardeşim. 
Şirketine her zaman en zeki, en potansiyel sahibi, en doğru kararları veren yöneticiyi atamalısın. 
En kolay idare edebilecekmişsin gibi görüneni değil. 
Günün sonunda o seni idare ediyor olacak çünkü. 
Bunu da unutmamalısın. 
Doğru kararlar alan akıllı bir yönetici mi istersin, şirketini iflasa sürükleyecek bir ahmak mı?
Seçim senin. 
 
Çünkü hayat böyle.  
Hiçbir şey göründüğü gibi değil
Ve her şey tam da göründüğü gibi. 
 
Hayırlı haftalar.