Gazetevatan.com » Yazarlar » Yazın son günü değildir o, iyi bak

Yazın son günü değildir o, iyi bak

01 Eylül 2016 Perşembe


"Kırılan şey sadece parçalanmaz; parçalar da elbette."
 
Dünyanın en güzel şeyi yaz bence.
Hiçbir mevsim olmasın, hep yaz olsun tamam derim.
Güneşi görmediğin bir sabahın ne anlamı olabilir neticede?
Hiç görmediğin bir sevgilinin olması kadar hüzün verir insana.
Oradadır, bilirsin, senden başkaları görebilmektedir ve fakat senin önünde dev bir bulut yumağı...
Yağmur, gök gürültüsü, kar...
Yaza özlem duymak için sebep mi var?
 
Dün son gününü geride bıraktık yazın.
Sonbahar başladı.
Doğum günüme iki ay kaldı.
Havanın soğumaya başlamasına da...
İnsanın içi burulmuyor değil.
Bunu söylediğime inanamıyorum ama
Yine de ve her şeye rağmen, tuhaf bir şekilde güzel bir yazdı.
Yaşadığımızı sonuna kadar hissettirmeyi başardı.
 
Eskimolar, ayakların üşümeden yaşadığını hissedemezsin der.
Bu yaz, ayaklarımızın üşüdüğü o yazdı işte.
Dolu dolu hissettik yaşadığımızı.
Öyle ki, Serdar Ortaç'ı bile haklı çıkardı.
Buralara yaz günü neredeyse kar yağdı.
Haziran başında İstanbul'da o dolu yağan günü hatırlıyor musunuz?
Ben hiç unutamayacağım herhalde.
Yıllarca o kadar dalga geçtik ama adam haklıymış!
İnsan kimseyi ölene kadar bekleyemiyormuş.
 
Ölüm demişken, Atatürk Havalimanına yapılan korkunç saldırıyı da es geçmek olmaz.
Bir sürü insanın haksız yere can verdiği, terörün kurbanı olduğu o kara gece...
28 Haziran 2016.
Yazdım bir kenara.
Ve hep hatırlayacağım.
O gün Bodrum'dan arabayla dönmek yerine akşamki uçağa binseydim acaba ne yaşayacaktım?
Bu soruyu da hiç unutmayacağım.
 
Sonra kalkışma meselesi var elbette.
15 Temmuz 2016. Darbe girişimi.
Ayaklarımızın en çok üşüdüğü geceydi o gece.
Bu yazın en soğuk gecesiydi.
Herkese her şeye rağmen bir arada durması gerektiğini öğretti bir kez daha.
Herkes tek bir amaç için döküldü sokaklara.
Neyin ne olacağı belirsizdi.
Ama bir kez daha milletçe en büyük vakaları göğüsleyip yola devam etme geleneğimizi sürdürdük.
Gücümüzü gördük.
Cesaretimize ikna olduk.
Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz o günlerde, hal hatır sormak için bir alo demeyenler utansın.
Tepemizden jetler uçar ve ortalık birbirine girer, tehlike burnumuzun dibinde kol gezerken, biz onları da yazdık bir kenara.
Elbet Z raporunu alırız.
 
Ve 24 Ağustos 2016.
Türkiye Cerablus'a girdi.
Her zaman dediğim gibi.
Herkes hemen her konuda bir fikir yürütüp ahkam kestiği için ben yine susmayı seçeceğim.
Neyin ne olduğunu, olacağını zaman ve tarih gösterecek.
Tek bildiğim, bir gün bu tarihin önemli bir tarih olarak kayıtlara geçeceği.
O yüzden yazıyorum buraya.
Atın fav'a. Lazım olacak.
 
Bu arada sayısız patlama, ölüm ve son dakika haberi oldu.
Ülkenin adının önüne Son Dakika yazıldı resmen.
Hepimiz gördük.
Üzüldük.
Ağladık.
Utanarak kanıksadık.
Kabullendik.
 
Yaz güzeldir.
Her şeye rağmen güzeldir yaz.
Güneşin güzelleştiremeyeceği hiçbir gün olamaz.
Ya tüm bunlar kışın başımıza gelseydi?
İşte o zaman hepimiz aklımızı yitirirdik.
Aklımız kaldı mı sahi?
Kalpte biraz kahır baki de...
Akıl?
Akıl nerede yani?
 
İnsan, yenilenen bir canlıdır.
Parçalanır, dağılır, kırılır, kırıkları en çok kendi etine batar.
İnsan, yenilenen bir canlıdır.
Her sabah kendi kırıklarından yeniden doğar.
Yeni umutlarla.
Çünkü umudun bittiği yer, insanın öldüğü yerdir.
Umudun öldüğü gün, insanın öldüğü gündür.
 
Ve şunu asla unutmamanızı temenni ederim:
"Aksi ispat edilene kadar, herkes birbirinin umududur."
Umudunuzu asla kaybetmeyin.
 
Benim 2016 Yazım:
Çok şey söylemek istiyorum ama ne söylesem bir şeyi istaf etmiş olacağım. O yüzden susuyorum. Susmak en iyisi.
Teşekkürler Serot. Teşekkürler Camo. Hop Çek'çiler. Scotch. Bebek Catz. Teşekkürler rakı. Cin-tonik. Teşekkürler Juni. Ece Seçkin. Adeyyo. Teşekkürler Toprak. Teşekkürler Cihangir Aliye. Teşekkürler hayat. Teşekkürler aşk. Teşekkürler, teşekkür etmeyi unuttuğum herkes. Ve her şeye rağmen teşekkürler yaz. Beni biraz daha güçlendirdin. Kalbimin yerini hissettirdin. Önce parçaladın sonra iyileşmeme izin verdin.
 
Son kertede...
Sezen giriyor devreye:
"Yaz bitti yine mevsim sonbahar
Kim bekler kim özler bu kadar?
Sofrandaki kırıntılar, kadar bile mi olamadım?
Allahın varsa!
Bu akşam adres defterinde 'A' harfinin olduğu yerde...
Bulup ya çiz ya yak adımı..."
 
Hayırlısıyla, selametlisiyle.