Gazetevatan.com » Yazarlar » Kafayı duvara toslamak

Kafayı duvara toslamak

08 Ağustos 2016 Pazartesi


"Bir insanın sabrı ancak ahmaklar ve deliler arasında sınanır."
 
İki gün önce kafamı duvara çarptım.
Mecazen değil.
Gerçekten.
O kadar şiddetli çarptım ki bütün ev inledi.
Beynimin sarsıldığını hissettim.
Görüşüm kayboldu.
Önümde iki seçenek vardı.
Bağırıp yardım istemek ya da bastıran uykuya yenilip hayatta kalma işini şansa bırakmak.
İkincisini yaptım.
İşimi şansa bıraktım.
Eğer uyanmayı becerebilirsem bir daha asla eskisi gibi düşünemeyeceğimin farkındaydım.
Uyandım.
Bambaşka bir yerden.
 
Kafaya sert bir darbe indirirseniz, hafıza kaybına uğramış birinin anılarını geriye getirebilir ya da onu öldürebilirsiniz.
Bana başka bir şey oldu.
Günlerdir gözümün önünde duran perde kalktı.
Kaldırmaktan korkuyordum ama kalktı.
Önem sırası, öncelikler ve olaylar netlik kazandı.
Bazen, siz bir şeyi görmezden gelmek için direndiğinizde, bir olay olur.
Tüm gerçekler gözünüzün önüne serilir.
Ben kafamı çarptım.
Tam arkasını.
Sol arka lobunu beynimin.
Size bu satırları yazarken hala bulanık görüyorum mesela.
Beynim ağrıyor.
Ellerim her zamankinden fazla titriyor.
Reflekslerim sıfır.
Aşağı doğru baktığımda bayılacak gibi oluyorum.
Ama her şey gayet net artık.
Uzun süredir hiç bu kadar net olmamıştı.
 
Bu çarpışmadan birkaç ders çıkardım.
Şuraya sıralasam, dünya sarsılır.
Tek bir şey söyleyeceğim...
Olaylara bakarken, kafanızı çarpmış gibi bakın.
Dışına çıkıp bakın.
Üstünüze alınmadan bakın.
Ve kimseyi dinlemeyin.
İnsanlar bilerek ya da bilmeyerek sizi manipüle ederler.
Kötü niyetsiz.
Bilmeden.
Ve siz, kafanızı dolduran seslerle baş edemezsiniz bir süre sonra.
O sesler size ne fısıldıyorsa onu gerçek sanmaya başlarsınız.
O insanların korkuları korkularınız, düşünceleri düşünceleriniz olur.
Bundan daha önce bahsetmiştim.
En kötü kararları başkalarının etkisindeyken alırsınız.
Ve benim diyeniniz, o etkinin altına girmekten kurtulamazsınız.
 
Kendinize saklayın.
Hislerinizi, düşüncelerinizi, yaşadıklarınızı.
Diğerlerinin gözlerine, sözlerine, yönlendirmelerine maruz kalmamanın başka bir yolu yok çünkü.
 
Herkes kendi bildiği kadar bir şey anlatacak size.
Kaçın.
Uzaklaşın.
İçinize dönün.
Gereksiz konuşmalardan, gereksiz eleştirilerden, yorumlardan, çok bilmelerden kaçın.
Olabildiğince uzağa.
Üstelemeyin.
Baş etmeye çalışmayın.
Kendinizi dinleyin.
Göreceksiniz ki,
Her şey kafanızı duvara çarpmışçasına berraklık kazanacak.
Bu hayatta emin olmanın başka bir yolu yoktur çünkü.
Tam bir içsel sessizlik tüm çözülmelerin ve iyileşmelerin anahtarıdır.
 
Bilge Kaskana'dan bu hafta kullanmanız için 10 anahtar:
1-Ticarette büyük kayıpları göze alanlar büyük kazançlar elde ederler.
Bunu özel hayatınıza da uyarlayın. Masaya her şeyinizi sürün ve eliniz boş kalkmayı göze alın.
2-Dirayet, bir şeyi tuttuğunuzda onu koparmadan geri dönmemektir.
Dirayetli olun. Bunun için sabıra, zekaya ve pratik düşünmeye ihtiyacınız olacak. İstediğinizi almak için tüm varlığınız ve tutkunuzla hareket edin.
3-İbretlik bir durum tanrının sınavıdır. Ancak sabrederek olayların ardındaki perdenin yırtıldığını görebilirsiniz.
Hiçbir şey nedensiz değildir. Bulunduğunuz ortamı değerlendirin. Bir çölde çakallar bütün gece ulur. Ama sabah olunca sesler diner. Gereksiz korkulara ya da endişelere kapılmayın.
4-İnsanlar başkalarını kendi düşüncelerini onaylatmak için dinler. Onlarla anladıkları dilden konuşun. Bir tüdcarla, bir din adamıyla konuştuğunuz gibi konuşamazsınız. Zaten anlamaz. Yeni biriyle karşılaşınca önce onun dilini öğrenin. İnsanlar kendi dillerinden konuşan insanlara daha kolay güvenir.
5-Acele yapılmış işin eksiği çok olur. Bir işe kalkışmadan önce bütün planınızı hazırlayın.
6-Bir başkasının iki kazanmadığı yerde siz bir kazanamazsınız. Ya bırakın başkası ikiyi kazansın, siz bire razı olun. Ya da ikiyi kazanacak kadar akıllı olun.
7-Herkesin eşit olduğu yerde başarısızlık kaçınılmazdır. Her kafadan bir ses çıkar ve çok konuşulan yerde az iş olur. Bir işin üç sahibi olmaz. Biri emreder. Diğerleri yapar.
8-Bir kadın aşkla ilgili davranışlarından sorumlu tutulamaz. Onların beyninde olağanın dışında bir kontrol mekanizması vardır.
9-Hasta olan mekandır. İnsan değil. Özellikle söz konusu aşksa. Kapkara bir odada yaşamaya mahkum edilmiş insanın hayal edebileceği hiçbir şey gün ışığıyla ilgili olamaz. Çünkü mekan hastalıklıdır. Aşkın ilacı mekan değiştirmektir.
10-Aşık olduğumuz şey olasılıkların hayalidir. Bir mizansene, kafamızda yarattığımız bir sahneye aşık oluruz. Ve o sahneyi tamamlamak için birine ihtiyaç duyarız. Bu da aşık olduğumuz kişidir. Oysa hiçkimse diğerinin kaderi değildir. Kimse kimse için tanrı tarafından yazılmamıştır. Attığımız her adımda kaderimiz yeniden şekillenir. Sahne değişir. Ve artık ne film aynı filmdir ne de oyuncular.
 
Aşkla, inançla, güçle
Ve sevgiyle...