Gazetevatan.com » Yazarlar » Bana dedi ki...

Bana dedi ki...

02 Ağustos 2016 Salı


"Birine düştüysen kalkmaya çalışma. Düştüğün yerin tadını çıkar"

"Ben" dedi. "Ömrümde ikinci kez böyle hissediyorum. Böyle hissetmek beni mahvetti."
"Sen" dedim "Böyle hissedip ziyan ediyorsun. Hissettiklerinin peşinden git."
Sonunda ben kötü oldum tabii.
İyi olmak değil, doğruyu söylemek benim işim.

Az bulunur bir duygu yakaladığınızda peşinden gidin.
O egoyu karizmayı filan çöpe atarak hem de.
Sürünerek gidin.
Salya sümük gidin.
Kükreyerek gidin.
Anırarak gidin.
Bütün riskleri göze alarak.

Annem hep "Aklında duracağına cebinde dursun" der.
Bu sözü tamamen yanlış anlamış olmam mümkün.
Ama bildiğimiz bütün kayda değer büyükler "Yaşanmış şeyin değil yaşamaya cesaret edemediklerimizin pişmanlıklarını yaşarız" der.
Bu sözü yanlış anlamış olmam mümkün değil.

İnsanı bütün dünya korkularıyla sınar.
Karşımıza çıkan herkeste bir kez daha sınanır o korkular.
Ve eğer üstüne gitmeyi beceremiyorsak, asılır kalırlar hayatımıza.

Ben ona dedim ki, korkularının üstüne git.
O beni yanlış anladı, duygularının üstüne gitti.
Kendi kaybetti.

Demiyorum ki hissetmek korkutmaz insanı.
Demedim ki bu yol tertemiz, sonu aydınlık.
Dedim ki "Kardeşim, o duygunun peşinden git. Peşinden gitmediğin her şey pişmanlıktır."
Pişman oldu tabii.
Olmalıydı tabii.

Sonra aradı beni.
Ağladı.
Kaybettiklerine değil, kendi zayıflığına ağladı.
O ağlarken düşündüm ben.
İnsan anlattığından ne kadar farklıydı.
O sayarken ağzına geleni bana "Ve sen beni korumadın ve sen beni bu belanın kucağına attın" diye,
Ben dinledim.
Dedim ki "Hissettiklerin için dünyayı suçlayamazsın. Hele ki beni hiç. Ben dünyanın sana sunduğu aracıyım. Senin için doğru olanı buldum. Ve sen şimdi, en doğrusuyla ne yapacağını bulamıyorsun. Bu senin beceriksizliğin."

Beceriksizlik.
Duygusal beceriksizlik.
Bu bir meseledir çünkü.  
Kendini çok zeki zanneden herkesin hayatında ciddi bir meseledir.

Sonra ağlayıp ağlayıp kapattı o telefonu.
Bütün suçu bana yıktı.
Tamam dedim.
Biri beni suçladığında ben hep tamam derim.

Bütün suçum, karşısına aşık olacağı birini çıkarmaktı oysaki.
Bu kadınla bu adam tamamdır demekti.
Haklıydım.
Yanıldım.

Pardon ama ben kimin kime ne kadar aşık olacağını bilemem.
Pardon ama ben insanların duygularını kontrol edemem.
Pardon ama ben kimsenin hayatını yönetemem.
Tahmin edebilirim. Yardım edebilirim. Destek olabilirim.
Yolu bilemem.
Ben kendi kalbime bile söz geçiremem.
Kendi hayatını mahvetmeye kastetmiş birini yolundan döndüremem.
Ben her şeyi BİLEMEM.

Kendi faunamın insanlarına ne hissettiriyorum, bilmiyorum.
Bir yer geliyor, bütün hayatlarını yönetmemi bekleyen ARKADAŞlar buluyorum karşımda.
Ben kimsenin hayatını yönetemem.
Ben birbirinin hayatını yönetmeye çalışan insanlardan kaçarım.
Ben hayatını bana yönettirmeye çalışan insanlardan kaçarım.
Gereksiz sorumluluk kimsenin haddi, harcı değil.
Ben yardım eder, kalanını karşımdakine bırakırım.
Fazlası maaşa bağlatır çünkü insanı.
Vallahi holding yönetmek istesem, kalkar holding açarım.
Başkasının holdinginin başına geçmem.
Bu konuda da bu kadar açığım.

Günün sonunda bana dedi ki, "Sen benim arkamda durmadın."
Düşerken tekmeleyen biri dedi bunu.
Hep derler.
İnsanlara yüz kere iyi davran, bir kere sallama dünyanın en kötüsü sen olursun çünkü.
En iyisi hiç sallama.
Düşen düşsün, kalkan kalksın.
Otur izle.
Çayını iç.
Ağlayan ağlasın.
Ve kendi öğrensin,
Mendili cebinden çıkarıp gözünü silmeyi.
Ve kendi öğrensin,
Hissettiği şeylerin sorumluluğunu bilmeyi.
İnsanlara analarının öğretmedikleri şeyleri anlatmayı sen başaramazsın.

Duygularını sonuna kadar yaşayamayan, bastıran insanlar hep ağlar bu dünyada.
Bakın, bunu bir kenara yazın.
İyi-kötü tüm duygularınızı canını çıkarana kadar yaşayın.
Yoksa her köşe başında aynı duygunun korkusunu yaşarsınız.
Benden söylemesi.
Canınız istiyorsa kullanın.
İstemiyorsanız, bu yazıyı okuduktan sonra yakın.

Aşkla, inançla, güçle
Sevgiyle...