Gazetevatan.com » Yazarlar » Bırakıp kaçmaya kalkışma!

Bırakıp kaçmaya kalkışma!

18 July 2016 Monday

"Öyle çok bavulumu toplayıp kaçtım ki kalbimden, şimdi parçalarım mı geride bıraktıklarım yoksa kaçık çoraplarım mı, bilemiyorum." -Umay Umay


3000 yıllık insanlık tarihi artı 31 yıllık ömrümde gördüklerim. 
Şu dakika kıyamet kopsa sigaramı yakar, çayımı alır nasıl kopuyor diye izlerim. 
O kadar hissizleştim. 
O kadar kanıksadım korkuyu. 
Korku etime işledi. 
Ölümden korkmaz hale geldim. 
 
Belki de koptu çoktan kıyamet. 
Yaşadığımız şey cehennemin ta kendisidir belki. 
2012'den beri hiçbir şey normal değil. 
Bu şartlar altında Mayalara hak vermemek elde değil. 
 
Birkaç gün önce olanlar hepinizin malumu. 
Tekrar adını anıp kalbimi yormak bile istemiyorum. 
Bir daha o kelimeleri cümle içinde duymak istemiyorum. 
Şakasını bile! 
Yine insanlar öldü. 
İnsanların öldüğü o kara günü sonsuza dek unutmak istiyorum. 
Kim ne yaptı, neden yaptı, anlamaya yetmiyor aklım. 
Aklımı daha fazla üzmek istemiyorum. 
Parçaları birleştirip puzzle'ı tamamlamaya yormayacağım kendimi. 
Evi dağınık bırakıyor, kapıyı kilitleyip çıkıyorum ilk kez. 
İlk kez pes ediyorum. 
Çünkü yüreğim kaldırmıyor. 
 
O geceden sonraki sabah uyandım ve
Hayatımda ilk kez "Eeeh ulan!" dedim. 
"Yeter be! Tepemden uçan jetine de, bombana da, kurşununa da, korkuna da! Ben gidiyorum." 
Çantamı topladığım gibi çıktım evden. 
Oturup kalacak, durup bekleyecek halim kalmadı çünkü. 
Üç yaz önce tükendi. 
Her gün düzelsin diye beklediğim korkunç bir yaz daha geçirmeyeceğim. 
Kimse geçirmesin. 
 
Ölenler, başımıza gelenler, yaşadığımız travmalar herkes kadar perişan ediyor beni. 
Ama artık dayanamıyorum. 
Sabrım çoktan tükendi. 
Psikolojik şiddet altında yaşamaktan yorgunum. 
Belirsizlikten yorgunum. 
Bir türlü düzelmeyen işlerden, her şeyin giderek daha da garipleşmesinden yorgunum. 
Her şey hemen şimdi normale dönemiyorsa ben bu sistemden yorgunum. 
 
Şöyle yazmıştım '99 Yazı'nda:
"Tansu Çiller'le Mesut Yılmaz'ın her an romantik bir ilişki yaşayabileceği umuduyla büyümüş bir nesil olarak, siyaseten sıfırdık. Özal dönemi çocuklarıydık. Özelleştirmeleri, sınır kapılarının açılmasını, memleketi Rus kızlarının işgal edişini, koalisyonları, devalüasyonları, doların anamızı ağlatmasını, ekonomik krizleri, savaşları izlemiştik yıllarca. Bir b.ktan anlamıyorduk. Ama bıkkındık. Yine de bir umut vardı. Yıllar sonra ilk kez bir sol parti iktidarda, Ecevit başbakandı. O umuda istinaden, Yılmaz Erdoğan şiir okuyor, İclal Aydın "Hayat güzeldir..." diyordu. Ama hayat b.k gibiydi. Hep beraber daha aydınlık, daha özgür bir topluma doğru dörtnala koştuğumuzu sanırken, hayatımızın son güzel yılını geçiriyorduk."
Öyle de oldu. 
O yaz sanki her şeyin sonuydu. 
O yaz öldü masumiyet. 
 
Önce masumiyetimizi kaybettik, 
Sonra bütün iyi niyetimizi. 
Büyümenin bedeli buydu?
 
Ben bedel ödemekten yoruldum. 
Ben o son güzel yazında yaşamak istiyorum hayatımın. 
Acı çekmekten yoruldum. 
Tedirgin olmaktan yoruldum. 
Benim ruhum kaldırmıyor. 
Ne elimden gelmeyen şeyler için üzülmeyi ne de olan biteni izlemeyi. 
Yıldım ben. 
Gücü olan, dursun acısını çeksin. 
Sıradaki acı, çekmeyi bilenlere gelsin.
 
Ya da her şey hemen şimdi sihirli bir değenek değmişçesine düzelsin.