Gazetevatan.com » Yazarlar » Karadenizli kadınları bekleyen tehlike: Suriyeli kadınlar

Karadenizli kadınları bekleyen tehlike: Suriyeli kadınlar

24 Aralık 2016 Cumartesi


“Tarih bir imtihandı ve gökkubbenin altında değişen hiçbir
şey olmadı kıyafetlerden başka. Oysa bir yüzü kararırken
dünyanın, gülümseyen bir çiçek açar hep öbür yüzünde.” –İskender Pala, Kırk Güzeller Çeşmesi
 
Karadenizli kadınları bilirsiniz...
Kurtuluş Savaşı sırasında evlerinde barklarında erkek kalmadığı için silah kullanmayı öğrenmiş, namusunu müdafaada ve ev idare etmede bir dünya markası kadınlardır.
Bıraksanız her biri tek başına ülke yönetir.
Pekçoğu kocaları kahvede gıybet ederken, çay ve fındık tarlalarında işçilik yapar, çocuk büyütür ve bundan bir dakika bile gocunmaz.
Zor zamanlar görmüş, zor kaderlerden geçmişlerdir.
Acının ne olduğunu bilirler.
Sürülmenin ne olduğunu bilirler.
Savaşı bilirler.
Süngünün ucunda suyun öte yakasından sürülüp gelmiş ailelerin çocukları çoktur aralarında.
Evini barkını bırakıp başka bir toprakta varolmaya, yaşamaya çalışmanın ne olduğunu adlarından iyi bilirler o yüzden.
Ancak neden ve nasılsa çileleri bitmiyor Karadenizli kadınların.
Sınır kapıları açıldı...
Kocalarını Rus kadınlara kaptırdılar.
Neredeyse her birinin kocasının Rus bir metresi oldu bir dönem.
Aradan 25 yıl geçti.
Ama kaderleri değişmedi.
Şimdi de Suriye’den gelen kadınlar bir tehdit Karadenizli kadınlar için.
Bizzat kendi ağızlarından dinlediğim üzere, Suriyeli kadınlar, Karadeniz’de sokakta bile erkeklerin yanına gidip onlara ikinci eş olmayı teklif ediyormuş.
Evlerin kapılarını çalıp “Beni kuma olarak al” diye yalvarıyormuş kadınlara.
Karadenizli kadınlar bezgin.
Karadenizli kadınlar bıkkın.
Bir yandan savaşta sürülen ve evsiz kalan o kadınlara acıyor, bir yandan da eşlerini kaybetmekten korkuyorlar.
Savaş ne kadar acımasız...
Ve insan, başını sokacak bir delik bulamadığında ne kadar çaresiz.
Elinde üç çocuğuyla kocasının peşine takılan Suriyeli bir kadını anlattı bir kadın bana...
Evlerine kadar takip edip kapılarında saatlerce ağlamış.
Ne yapabiliriz, diye sordu.
Hiçbir şey dedim...
Erkek egemen bir kültürden geldikleri için, bildikleri tek güvende hissetme yolu bir erkeğin himayesine girmek o kadınların.
Hiçbir şey yapamazsınız.
Rus kadınlar vakasını atlattınız.
Elbet bunu da atlatırsınız.
İnşallah atlatırsınız.
 
GEÇEN HAFTADAN KALAN 10 ŞEY
1-      Bir takım kötü şeyler:
Yaşanan tüm terör olaylarına, suikastlere, öldürülen askerlere ve başımıza gelenlere karşı tek bir sözüm var: 32 yaşındayım. Maksimum 30 sene daha yaşarım. Onu da bu devirde geçirmek için, önceki hayatımda firavun ya da Hitler’dim herhalde. Gördüklerimin, duyduklarımın, başka bir açıklaması olamaz.
2-      Sarıyer Uskumruköy Patibahçe’de yakılan hayvan barınakları
Dünya yanıyor zaten... Bir grup hayvanseverin hayvanların soğuktan donarak ölmesini engellemek için Uskumruköy’de yaptıkları barınakları yakan halka ve çobanlara ne demeli? Hayvanlarınızı mı yiyorlar? Çevirin etrafını çitle mevcut yerin. Günahsız hayvanları yakarak öldüren zihniyetle, günahsız insanları diri diri yakarak öldüren zihniyetin arasında hiçbir fark yok. Utanın kendinizden!
3-      Lena Dunham’ı taşlayan dünya basını
Girls dizisinin yaratıcısı Lena Dunham, kadınların kürtaj hakkını destekleyen bir grupla ilgili açıklama yaparken, “Keşke onlara destek olurken ne yaşadıklarını tam olarak hissedebilseydim. Kürtaj yaptırmış olmak isterdim” dedi. Vay efendim sen misin bunu diyen! Kürtajı oyuncak mı sanıyormuş da... Mide bulandırıyormuş da... Ulan kadın empati kurmaya çalışıyor, siz kadını gerizekalılıkla suçluyorsunuz. Yemin ediyorum elek akıllılıkta ve lafın başını dinlemeden sonuna sövmede herkesin potansiyeli aynı.
4-      Dev fare üç aylık bebeği yedi
Oldu bu. Afrika’da. Kadın çocuğu evde yalnız bırakıp partiye gidiyor. Ve evde yalnız kalan üç aylık kız çocuğunu dev bir fare yiyor. Mahallenin fotoğrafları içler acısı. Belli ki fakirliğin, sefaletin kol gezdiği bir yer. Daha önce de aynı yerde fareler çocukları yemiş. Olayın tek sevindirici yanı, kadının ölen kız çocuğunun ikizi olan oğlan çocuğunu yanına alması. Yoksa onu da yiyecekmiş fare. Yemin ediyorum bak, dünya dev bir tımarhane.
5-      Ivanka Trump’a saldıranlar, “Dear Ivanka”cılar
Herkes sapıtmış bir şekilde yeni Amerika Başkanı Donald Trump’ın kızı Ivanka’ya saldırıyor. Geçen gün bir uçakta tarifeli uçan kıza, yolcular hakaret etmiş. Sonra ressamın teki (Alex Da Corte) çıkıp dünyanın parasına zamanında kıza sattığı resimleri duvarından indirmesini istiyor... Konu iyice kontrolden çıktı. Bu neyin davası? Trump’ı sevmeyebilirsin kardeşim. Faşist bulursun, akılsız bulursun... Kızına saldırmak, hakaret etmek, dövmeye kalkmak, nedir? Sanırsın Amerika Trump’la son bulacak. Bu kafayı taşıyıp özgürlüklerden demokratlıktan filan bahsetmesin hiç kimse. Bu da servet düşmanlığı, haset ve vandallık çünkü. Utanç verici.
6-      IKEA’nın 50 milyon dolarlık şifoniyeri
Ikea Malm serisindeki şifoniyerler, Amerika'da üç çocuğun üzerine devrilip ölümüne neden olunca, ülkede satışı yasaklandı. Ancak diğer ülkelerde satışı hala sürüyor. The Mirror’ın haberine göre, Ikea ölen çocukların ailelerine totalde 50 milyon dolar ödemek zorunda kalmış ve şifoniyerin ürün açıklamasına, çocuklar, çekmeceleri çekip basamak yaparsa devrilir, duvara sabitlenmezse devrilir gibi açıklamalar yazmış. Elbette ki bu yüzden Ikea mobilya almayın demeyeceğim. Son derece kullanışlı olan bu şifonyerlerden tanıdığım herkesin evinde bir tane var zaten. Sadece aklınızda bulunsun. Malm şifoniyeriniz ve küçük çocuğunuz varsa muhakkak duvara sabitleyerek kullanın. Ne olur ne olmaz. Tedbirli davranmak iyidir.
7-      Bella Hadid kime benziyor?
Kıza her baktığımda... Kime benziyor... Kime benziyor... Kime benziyor diye düşünürken ben, buldum! Helena Christensen’e. Evet, 90’ların bebek yüzlü Hollandalı modeli. Ne tesadüftür ki Bella’nın top model annesi Yolanda Hadid de, Hollandalı ve Helena’yla aynı dönemden. Benzerlik muhteşem. Açın bakın. Aynısı.
8-      Bella Throne’un varolma çabası
Disney kanalından çıkan ve hiçbir yeteneği olmadığı için sağda solda dolaşıp kendini göstermeye çalışan Hollywood grupi’si Bella Throne, geçen hafta Miami’de genç şarkıcı Charlie Puth ile görüntülendi. Ancak Throne’un mevcut sevgilisi Tyler Posey’den ayrılmadan bu aşka yelken açtığı ortaya çıkınca, Puth, Bella’yı Twitter üzerinden terk etti. Hem de kandırıldığını açıklayarak ve Tyler’dan özür dileyerek. Hiçbir yeteneği olmadan ortada gezinen ve gündeme gelmeye çalışan herkesten korkun. Haber olmak için her türlü rezilliği yapar, hiç rahatsız olmazlar. Bella gibi.
9-      The Handmaid’s Tale (Damızlık Kızın Öyküsü) dizi oldu.
Margaret Atwood’un dünyaca ünlü çok satan ödüllü distopyası, sonunda dizi oldu. Hulu kanalında yayınlanacak dizinin başrolünde, Elisabeth Moss yer alıyor. Sonunda benim de izleyebileceğim bir dizi var! Rabbim bugünleri de gösterdi. Mutluluk ve de neşe dolu ifadeler...
10-     “Arzum’la Sen de Yapabilirsin!”
Attığınız maillere cevap verdiğim, ilişkiler konusunda tavsiyelerde bulunduğum yeni YouTube kanalımla pek yakında karşınızda olacağım sevgili gönül dostlarım. Takipte kalın. Ve bana mail atmayı unutmayın. Videoları inceden çekmeye başladım bile.
 
Hayırlı, huzurlu, sakin günler olsun...
Sevgiyle.