Gazetevatan.com » Yazarlar » Vurkaç aşklar cumhuriyeti

Vurkaç aşklar cumhuriyeti

26 Kasım 2016 Cumartesi


“G.tün teki olmak istiyorsa keyfi bilir. Burası özgür bir ülke. Ondan önce milyonlar, aynı yaşam tercihini yaptı.” –Margaret Atwood
 
Nihayet yedi koca aydan sonra, gerçekten herkesi ilgilendiren bir meseleyle ilgili mail aldım.
Nasıl mutluyum anlatamam.
Dolar almış başını yürümüş, ekonominin hali belli değil, Cheryl Liam’dan hamile, Kanya West tımarhanede, senin derdin bu mu Arzum, dediğinizi duyar gibiyim.
Bu benim derdim değil...
Tüm hanım kardeşlerimin derdi.
Önce gelen maili paylaşmak istiyorum sizinle.
İsim vermeden elbette.
Sonra da bu kadar güncel bir derdi, kendi hikayesini benimle paylaştığı için okuruma teşekkürlerimi sunmak istiyorum.
Buyurun o mail...
 
“Merhaba Arzum Hanım,
Yazılarınız hep başucumun ayrılmaz bir kitabını oluşturuyor, canım sıkılınca, kafam bunalınca, umutsuzluğa düşünce çevirip çevirip okuyorum.
Genel olarak bahsettiğiniz bir şeyi yanlış anladığımı düşünerek yazmak istedim. Çelişkideyim. Hayatımda 8 aydır ne atabildiğim ne de tamamen benim olabilen bir adam var, yanındayken o kadar huzurlu mutluyum ki, bana davranışları da gayet tatlı. Bu adam boşanma sürecinde ailesiyle yaşıyor, kızını görmek için pazar günlerini ayırıyor, hafta sonu zaten cumartesi ve hatta genelde cuma arkadaşlar derken, bana ayırdığı zamanlar iş çıkışları birkaç saat ya da bende kaldığı zamanlardan ibaret.
Hani hep duygularınla hareket et diyorsunuz ya, duygularımla hareket ettim adam bana ne dedi? “Seninle çok güzel vakit geçiriyorum ama sevgili olamayız. Zaten hayatta yeterince sıkıntım ve sorumluluğum var. Ama sen bu ilişki bitti diyene kadar da böyle devam ederim.” Yani fark ettim ki o ilişkiyi neden bitirsin ki, oooh kafası bunalınca, yolu düşünce, beni özleyince, seks yapmak isteyince geliyor. Çok güzel geyşa hizmeti sunuyorum ben de, maşallahım var. Kendimi öyle bir enayi gibi hissettim ki, e kim istemez sorumluluk almadan gel deyince gelen git deyince giden her istediğinde yanında olan birisini?
Bu durumda hiç bir açıklama yapmadan mesaj bile yazmadan saçma sapan bir trip atarak çıkıp gittim hayatından. Daha 4 gün oldu pek de gitmiş olduğumu sanmıyordur bence. Yani muhtemelen beni arar sevimlilik yapar, gönlümü almaya çalışır. Dönmek değil görüşmek bile istemiyorum. Aslında bana açık açık söylemiş “Ben birine bağlanmak sorumluluk almak istemiyorum, yani bencilim ben” demiş bana. Bunları gerçekten söyledi yani ima da değil ve hala üzerine 5 ay daha yürümesine izin verdim. Sadece yanında çok mutlu ve iyi hissettiğim ve sanki artık 34’ümde olduğum için ve ilişkilere hiç inanmadığım için başka birisini sevemeyecekmişim gibi geldi.
Bilmiyorum aslında burada sormak istediğim bir şey de yok sadece anlatmak istedim sanırım.
İlişkilerden insanların yüzeyselliklerinden, etrafta onlarca alternatif ve basit ilişki tarzları olduğu için artık kimsenin birbiri için çaba sarf etmeyeceği gerçeğini kabullenmek zorunda olmaktan sanırım umudumu yitirdim.
 
Sevgiler
Her zamanki gibi kaleminize sağlık, bir dahaki yazıyı sabırsızlıkla bekliyorum...”
 
Sanırım yalnız yaşayan, kendi parasını kazanan ve özgürce sevişebilen tüm kadınların ortak meselesi bu.
Yaş kemale eriyor.
Stabil bir ilişkiden umutlar kesiliyor.
Yalnız kalmamak için itin öküzün tekine kapılar ardına kadar açılıyor.
Üstelik adam yüzsüz.
Benden bir şey bekleme diyor.
Onun bu atarlı giderli 46 hali daha da cazip geliyor.
Bünye kendini bir aşk simülasyonunda buluyor.
Vazgeçemeyecekmişsin, bir daha kimseyi sevemeyecekmişsin gibi geldiği için, full yalnız uyumak yerine haftada bir iki geceyi dolu geçirmek iyi geliyor.
İnanın 40 yaşını geçmiş ve hayatında kimseye dolu dolu sevgilim diyememiş kadınlar tanıyorum.
Bir Allahın kulu da sahiplenmemiş o kadını.
Bir Allahın kulu da bu benim dememiş.
Bütün hayatı bu hikayelerde harcanmış o kadınların.
Neden?
En güzel soru bu.
Neden?
 
Öncelikle sevgili okurumun parmak bastığı güzel bir nokta var...
Bir kısım hanım kızımız sanıyor ki, artık ilişki diye bir şey kalmadı.
Bütün erkekler böyle...
Bir kısım hanım kızımız, karşısına çıkan herifi hayatının son şansı olarak görmekte.
Belki seversem değişir, insan olur, beni kabullenir ümidinde.
Bir kısım hanım kızımız da dönüştüremediği şeyi kabullenmekte.
Yani eldeki mal buysa idare edeceksin kafasında.
Vakit kaybediyor...
Sonuç...
Biri gidiyor, biri geliyor...
Hikaye değişmiyor.
Kimse onların sevgilisi olmuyor.
Neden?
 
Şimdi anlatayım...
Hayatta değerinizi kendiniz belirlersiniz.
Karşınızdakinin size olan tavırlarını da.
Bir adamın sadece seks partneri olmayı kabul ederseniz, ondan ilişki bekleyemezsiniz.
Eğer ona duygusal bir şey hissediyorsanız, bu konuda açık davranıp ne istediğinizi belirtmeniz gerek.
Karşınızdaki size istediğinizi vermiyor mu?
Dönüp arkanızı gideceksiniz.
Başka biriyle yeniden deneyeceksiniz.
Ortada gerçek bir ilişki, adı konulmuş bir karşılıklı sahiplenme yoksa asla tek kişiyle flört etmeyeceksiniz.
Her zaman birden fazla alternatifiniz olacak.
Seksüel olarak değil...
Duygusal olarak.
Böylece tüm umudunuzu, beklentinizi, size hiçbir şey vermeyen, vermeye niyeti de olmayan bir adama bağlamamış olacaksınız.
Kapıları kapatmayacaksınız.
Tek kişilik bir ilişki yaşamayacaksınız.
O sizi stepne mi yapıyor?
Siz de onu stepne olarak göreceksiniz.
Aldığınızı verecek, almadığınız şeyi vermeyeceksiniz.
Haka dansı!
 
Ayrıca burada ortada bitmemiş evliliği olan bir adam var...
Adam eşiyle yaşamıyor olabilir.
Ancak bir evliliğin bitiş aşaması her zaman zorludur.
Haklıdır, kafası yeni bir ilişkiyi kaldırmaz.
İlişki istemiyorsanız böyle bir topa girmeyeceksiniz.
Öte yandan...
“İlişki istemiyorum” cümlesi kişiye özeldir.
O adam herhangi bir ilişki istemiyor değildir.
Sizinle ilişki istemiyordur.
Muhtemelen sizinle sevişirken flört ettiği kadınlardan biriyle çoktan duygusal bir yolculuğa çıkmıştır o adam.
Yani...
İlişki istemiyorum demek, seni sevmiyorum demektir de aynı zamanda.
Sizden cinsel olarak hoşlanıyordur.
Ancak sizi sevmiyordur.
Bir erkek sizi seviyorsa, her halükarda, sizin sadece ona ait olmanızı ister.
Aksi yönde davranan bir adam: SİZİ SEVMİYORDUR!
Açık ve net.
Asla aksi olmaz.
Matematik şaşmaz.
Duygular konusunda bile...
 
Peki ne yapacaksınız?
Mevcut ilişkiyi derhal sonlandıracak, mesaj attığında cevap vermeyecek, aradığında açmayacaksınız.
Yok olacaksınız.
Hayatından kaybolacaksınız.
Emin olun zaten umurunda olmayacaktır.
Sonra da kendinizi, sağlıklı bir ilişki yaşayabileceğinize ikna edeceksiniz.
Olmayacak adamlarla birlikte olmaya kalkmayacaksınız.
Bir erkeğin karşısındaki kadınla ilişkiye girmesini sağlayan şey seks değildir.
Bunu bileceksiniz.
Karşınızdaki erkeğin hayatına kattıklarınız ölçüsünde o adam sizle ilişkiye girer ya da girmez.
Kadınların çıkarcı olduğu söylenir.
Ancak erkekler bütün gönül ilişkilerini çıkar üzerine kurar.
İyi bir kariyeriniz mi var?
O adama iş kapısı mı açacaksınız?
Bakın nasıl sevgili oluyor sizinle.
Çok paranız mı var?
Adam sizin yanınızda maddi olarak rahat mı edecek?
İyi bir soyadınız mı var?
Bakın nasıl sevgili oluyor sizinle...
Sosyal çevreniz çok mu geniş?
Asla bir arada olamayacağı insanları mı tanıyorsunuz?
Buyurun, birinci dereceden sevgili adayısınız.
Ünlü müsünüz?
Sizin işiniz zaten garanti...
Az ünlü bile olsanız, adam iki üç ünlü görmek için sizinle sevgili olur.
Yani...
Bu iş, bildiğiniz çıkar işi.
Karşınızdaki kirli oynuyorsa, akıllı davranacaksınız.
Birini elde etmek, duygulardan çok zeka gerektirir.
Masaya en büyük kozunuzu süreceksiniz.
O adama, kim olduğunuzu göstereceksiniz.
Edebinizle durup geyşalık yapmak bir halta yaramaz bu hayatta.
Seks?
Metropolde en kolay bulunan şey.
İlgi?
Bir adamı elinde tutmak için deliren onlarca kadın var.
Yani, arayıp sorarak, peşinden koşarak, iyi sevişerek, istediği anda hizmet vererek kimseye sahip olamazsınız.
Ne demiş babaannem, “Vermekle iyi olunsa, dünyanın en iyi insanları fahişeler olurdu.”
Vermekle iyi olunmuyor.
 
Bir kere kolay lokma olmayacaksınız.
Çaresizlik içinde, karşınızdakinin önünüze attığı kadarını kemirmeyeceksiniz.
Bir adam sizi istiyorsa sizin için çaba sarf edecek, fedakarlık gösterecek.
Arayacak, soracak, kapılarda yatacak...
Kıymetinizi birinci elden anlayacak.
İnsanlar çaba sarf etmedikleri şeyleri kolayca harcar.
Kimsenin ağzına düşen armut olmayacaksınız.
Ve asla unutmayacaksınız...
Hayattaki son şansınız, o karşınızdaki şey değil.
Onu bulan sizsiniz.
Yenisini de bulursunuz.
Muhtemelen daha iyisini bulursunuz.
Ve kafanızı değiştirip kendinize hak ettiğiniz değeri verirseniz eğer, istediğiniz gibi sevgi dolu bir ilişki de kurarsınız.
Yani konu sizde bitiyor.
Karşınızdaki ne verirseniz onu alıyor.
Siz, elinizdekini kaçırmamak için beklentileriniz sıfırmış gibi davranırsanız, onu olduğu gibi kabul ettiğinizi sanır, ona göre davranır.
Karşınızdakini suçlayamazsınız.
 
Evet, ben size duygularınızı dinleyin diyorum.
Ama salak olun demiyorum...
Göz göre göre, karşınızdakinin size saygısızlık etmesine izin verin demiyorum.
Bu vakada her şeyden önce saygısız bir adam var.
Her şeye tahammül edilebilir şu hayatta...
Ancak size saygı duymayan bir adamı, tuvalet kağıdı olarak bile kullanmayın.
Değmez çünkü.
Değil ki sevişmek...
 
Bankanın bile ihtiyaç kredisi vermeyeceği adamlara, ederinden çok değer vermeyin...
Daha ne diyeyim?
 
Maillerinizi bekliyorum.
Ortada dişe dokunur bir mesele varsa tabii...
Yazarsınız hep beraber çemkirir, ileniriz.
Bana kısa yazılarınızı ve şiirlerinizi yollamazsanız sevinirim.
Yayınevi değilim.
 
Hayırlı hafta sonları.