Gazetevatan.com » Yazarlar » Son dakika golü yemeyeceksin

Son dakika golü yemeyeceksin

16 Kasım 2016 Çarşamba


"Düşmanın karıncaysa da hor bakma. Bu, açık açık ölüme gitmek demektir." -Yaşar Kemal, İnce Memed (1)
 
Hayat bazen çok...
Büyük bir özenle sürdüğün oje gibi.
Milim milim... Dikkatle.
Sonuç, mükemmel!
Ve tam o sırada evden çıkman lazım.
Ojenin kuruması için vaktin yok.
Mecburen bin bir zahmetle, Dikkatle giyiniyorsun üzerini.
Paltonun kollarından ellerini geçirmek sihirbazlık becerisi.
Kabooom!
Maşallah!
Çatlak patlak yok.
Her şey yerli yerinde.
Ve sonra çıkıyorsun kapıya.
Telefon çalıyor.
Açmak için bir hamle yapıyorsun.
Tırnağın telefonun kılıfına değiyor.
Poff!
Bir saniyelik dikkatsizlik!
Bütün o çaba yalan oluyor.
Sanki o kadar özenmemişsin gibi...
Bin dikkatin, bin özenin, bir dikkatsizlikte buhar olup gidiyor.
Hayat bazen çok, uzatmalarda arka arkaya üç gol yiyip kaybettiğin maç gibi.
Bıraksalar, 2-0 kazanacakken, 3-2 kaybediyorsun.
Üstelik işin ucunda şampiyonluk var.
Kıl payı yeniliyorsun.
Kahraman olacakken, gözden düşüyorsun.
Ve anlıyorsun, dikkat her zaman gerek.
Bir şeyin sonunda da, başında da aynı özeni göstermek gerek...
Hatta belki en çok sonunda.
Başında yaptığın hatayı sonunda düzeltebilirsin.
Ama sonunda yaptığın hata, genellikle bir ömür boyu peşinden takip mesafesiyle seyreder.
 
Yani kardeşim...
Çıkarken açık kapı bırakacaksın.
Hata haddini doldurmayacaksın.
Kör gözün parmağına nispete durmayacaksın.
Ne istediğinden emin olacaksın.
Akıl vermeye çalışırken akılsız kalmayacaksın.
Çaba göstereceksin.
Emek vereceksin.
Vermediğini beklemeyeceksin.
Almadığını vermeyeceksin.
Korkuyla saygıyı, tutkuyla aşkı birbirine karıştırmayacaksın.
Demirden korkuyorsan trene binmeyeceksin.
Tanımadığın insanla yola çıkmayacaksın.
Yola çıktığın insanı dönüşte satmayacaksın.
Küçücük aklınla dünyayı yönetmeye kalkmayacaksın.
Vazgeçilmez olmadığını unutmayacaksın.
Tek olmadığını hatırlayacaksın.
Yeri doldurulmayacak hiçbir şey olmadığını asla çıkarmayacaksın aklından.
Kendine güveneceksin ama kendi çapında.
Kendine güvenini karşındakinin duygularına dayamayacaksın.
Akıllı olacaksın ama akıllı geçinmeyeceksin.
Öğrenmeye aç olacaksın ama çokbilmiş davranmayacaksın.
Benim başıma gelmez demeyeceksin.
O bana bunu yapmaz demeyeceksin.
Kendini diğer insanlardan özel bir yere koymayacaksın.
Biri sana yersiz övgülerde bulunduğu vakit, bunu kendi çıkarları için yaptığını hatırlayacaksın.
Övgülerle şişinmeyecek, yergilerle devrilmeyeceksin.
Her zaman ne olduğunu bileceksin.
Kim olduğunu bileceksin.
Kim olduğunu hatırlaman için adını duymaya ihtiyacın olmayacak.
Sadece akılsız insanların kim odluklarını hatırlamak için isimlere ihtiyacı vardır.
Oysa kedilerin ismi olmaz.
Çünkü onlar her zaman kim olduklarını bilirler.
Bu yüzden kedilere taktığın isimlerle seslendiğinde seni ciddiye bile almazlar.
Akıllı yaratıklar öyle yapar çünkü.
Aptalların ise bilmek için kelimelere ihtiyacı vardır.
Kendilerini iyi hissetmek için övgülere...
Geliştirmek için yergilere...
İnanmak için delillere.
Delirmek için delilere...
 
Aptal olmayacaksın kardeşim.
Dikkati elden bırakmayacaksın.
Ve eğer son dakikada bozulursa ojen, kendi dikkatsizliğinden, eve dönüp sil baştan boyayacaksın o tırnağı.
İnsan içine yarım yamalak çıkmayacaksın.
Her zaman tam ve bütün olacaksın.
Her şey kendi iç bütünlüğünde başlar.
Dışındaki dünyanın sana hizmet etmesini istiyorsan, içindeki dağınıklığı toplayacaksın.
Sonra bırakacaksın, bütün dünya sana, amaçlarına hizmet etsin.
 
Başlamadan evvel bir durup düşüneceksin.
Nefes alacaksın.
Hiç unutmayacaksın.
Hep hatırlayacaksın.
Filler gibi.
Kargalar gibi.
İnsandan akıllı yaratıklar gibi.
Adı üstünde unutan olmayacaksın...
Olmamak için her şeyi yapacaksın.
 
GEÇEN HAFTADAN KALAN 5 ŞEY
 
1- BALIKÇI EDİ:
Topağacı'ndaki tatlı balıkçımız Edi, bu sezona yeni dekorasyonuyla girmiş. Geçen hafta arkadaşlarla akşam yemeği için gittik. Balıklar her zamanki gibi süper tazeydi. Edi, içkilerimizi eliyle servis etti. Böyle bir komşunuz varsa, dostlarla rakı muhabbeti her zaman daha keyifli oluyor.
 
2- DUTLUK:
Deha Bilimlier'in Abdi İpekçi Caddesi'ndeki yeni Dutluk'u, eskisinden geniş. Sahnesi kocaman. Gelen kitle aynı. Deha yine Ahmet Kaya şarkıları söylüyor. Ve biz yine aynı keyfi alıyoruz. Bu arada Deha'nın ikizleri geldi dünyaya geçtiğimiz ay. Anksiyetesiz, neşeli uzun ömürleri olsun.
 
3- HASAN PİKER:
YouTube üzerinde kanallar izlemek en büyük hobim. Televizyon izleyeceğime, magazini filan ne varsa artık bunlar üzerinden takip ediyorum. PopTrigger kanalında bir videoya denk geldim geçen gün. Bir baktım sunucunun adı Hasan. Tipe baktım...  Bildiğin bizim mahalleden komşunun oğlu Hasan tipi. Girdim baktım, evet... Çocuğumuz Türk. Hollywood'da yaşıyor. Reklamlarda filan rol alıyor. Hoş çocuk. Takibe almak isterseniz, Instagram adresi: @hasanthehun. Hun evet. Bildiğiniz Hun yazmış. Tatlım ya...
 
4- KIM KARDASHIAN'IN TAŞIYICI ANNE ARAMASI:
Çocuğa doymayan Kim Kardashian, taşıyıcı anneyle çocuk sahibi olmaya hazırlanıyor. Sebebi de şu, şovu izleyenleriniz bilirler, Kim'in bünyesi çocukları taşıyamıyor. Oldukça zor hamilelikler ve doğumlar yaşıyor. Yani para, her şeyi çözmüyor. Ve Kim hanım, küçük oğluna bir kardeş daha yapmak istiyor. Bu yüzden taşıyıcı anne aramaya başlamış. Çünkü üçüncü doğumda ölüm riski varmış. Allah onu bizlere bağışlasın. Bulur inşallah.
 
5- PRENSİN MANİTASI:
İngiltere kraliyetine zaafım olduğu bilinen bir gerçektir. Evleneceksem bir prense varmak istiyorum çünkü. Şakadan değil, gerçekten prense. İşte İngiliz veliaht prenslerini birer birer kaptırırken ben, her köşesi devrik prens kaynayan İtalya'ya diktim artık gözümü. N'abacan? Mecbur. Fakir makir ama prens diyeceğiz artık. Oturacağız çiftliğimizde at bineceğiz. Neyse konuyu dağıtmayalım. İngiltere'nin en manita potansiyeli taşıyan prensi Harry, güzeller güzeli bir esmerle sevgili olarak basının karşısına çıktı. Üstelik bu kez işleri abisinden bir adım ileri taşıdı. Abisi, anneleri gibi sıradan orta üst sınıf bir kız bulmuştu. Harry oyuncu buldu. Dizi oyuncusu. Film oyuncusu da değil! Meghan Markle, Londra'ya ve kraliyet ailesine hızlı bir giriş yapmaya hazırlanıyor. Ve evet, hayallerimi çalıyor sevgili dostlar... Kızımız Amerikalı. 1981 doğumlu. Ve The Suits dizisinde oynuyor. Prens esmer seviyor demek... Hasetimden çatlıyor, konuyu kapatıyorum.
Şaka bir yana... Bu prenslerin kraliyeti takmayan eş seçimleri muazzam değil mi? Tam annelerinin oğulları! Helal olsun! Yürü be Harry! Geçerken bize de uğra.
 
Serserilik bir hayat seçimidir.
İnsanı neşeli tutar.
En ciddi vakada bile, serseri tarafınızı kaybetmeyin...
Neşeniz baki kalsın.
Hayırlı günler...