Gazetevatan.com » Yazarlar » Rezil halde ama çok kaliteli

Rezil halde ama çok kaliteli

06 Kasım 2016 Pazar


"Kadınımı, sevdiğim için kucaklarım ben, elimde evlilik cüzdanım olduğu için veya cinsel açlığımı bastırmak için değil." -Wilhelm Reich, Dinle Küçük Adam
 
Bilenler bilir, bir dönem çok sıkı bir parti kızıydım.
Kambersiz düğün olmaz misali en eğlenceli partilerde en çok içip en çok kahkaha atan o kız, bendim.
Sonra sıkıldım.
Kalabalık fazla gelmeye başladı.
Kendimi güvende hissedemez oldum.
Her yerde aynı insanları görmekten bezdim.
Gittiğim mekanların sayısı azaldı.
Davetlerin hiçbirine iştirak etmez oldum.
Tanımadığım insanlarla aynı masada oturmak zul gelmeye başladı.
Tanımadığım insanlarla yan yana eğlenmek sıkıcı oldu...
Tanıdığım insanların sohbeti kısırlaştı...
Bıraktım.
Hayatta en büyük korkum, belli bir yaşı geçip ıpçıs müzik çalan kulüplerde yarı yaşımda insanlarla tepinmek çünkü...
Yalan yok.
Beni korkularım yönetiyor.
Elbette ki hala dışarı çıkıyorum.
Sadece kendi arkadaşlarımın mekanlarına, yanımda iyi tanıdığım insanlarla gidiyor, kendimi güvenli hissettiğim yerlerde alkol alıyorum.
Macera aramanın manası yok.
Ancak şunu anlıyorum...
Bir kadın, özellikle belli bir yaşın üzerinde, ilişki bitirdiğinde, ilk iş başkalarıyla tanışabileceği kulüplere atıyor kendini.
Yabancı sayısı ne kadar fazlaysa, flört ihtimali o kadar yüksek mekanlara...
Bu bir tercih.
Elbette ki saygım var.
Ancak her şeyin bir yan etkisi var.
Sevgilisinden yeni ayrılmış bir oyuncu arkadaşım var...
İyi bir oyuncu, tanınan biri.
Geçen gün bir kafede oturuyorum, yan masamda kızla ilgili konuşuyorlardı...
"Ben çok beğeniyorum o kadını... Çok kaliteli kadın. Geçen gece Klein'da gördüm, o kadar çok içmişti ki ayakta duramayacak haldeydi. Rezil görünüyordu ama yine de çok asildi" dedi masadakilerden biri.
O sırada bir şey yazıyordum.
İstifimi hiç bozmadan önümdeki dosyayı kapatıp kim bilir kaç gece rezil görünüp kalitemi kaybetmedim acaba diye düşünmeye durdum...
Bu yaz Catz sahnesinde yaptığım muhteşem performanslar mesela...
Atanamamış bir popçu var içimde...
İçimdeki %50'yi evde zor tutuyoruz.
Mesela o anlardan biri, "Rezil görünüyordu" anlarının arasına yazılabilir.
Neyse ki, rezil görünürken bile neşemi kaybetmeyen biri olma konusunda başarılıyım.
Neticede bunca yıldır seratonin salgılamayan bir beyinle, ilaç kullanmadan yaşamayı başarıyorum.
Mutluluğun ne olduğunu bilmeyen biriyseniz bunu kabullenip her zaman, en büyük felakette bile neşeli olmayı öğrenmek zorunda kalıyorsunuz.
Öte yandan rezil görünmenin insan doğasının bir parçası olduğunu da unutmamak gerek.
Ne olursanız olun, kim olursanız olun, dibe vurma hakkınız var.
Sizin hakkınız o.
Kimseyi dinlemeyecek, sonuna kadar kullanacaksınız.
Sadece kişisel tercihim, özellikle CIA kimliğinizi tespit edebilecek kadar tanınmışsanız, aşırı kalabalık mekanlarda kullanmayın bu hakkınızı.
Daha küçük mekanlara kaçın, daha yakın dostlara kaçın...
İnsanlar sizi yerde gördüklerinde, üzerinize basmak için her fırsatı sonuna kadar kullanırlar.
Kimseye o şansı vermeyin.
Elbette ki rezil görünürken hala asilseniz, bu sizin varoluşsal şansınızdır.
Bundan güzel ne olabilir?
Delirip devrilmeye, kalkıp eskisinden kuvvetli devam etmeye devam.
 
BENİMLE İLGİLİ ÇOK SORDUĞUNUZ BAZI SORULARA CEVAPLAR
Canım okurlarım, mail, mesaj yağmuruna tuttu. Dev bir hizmet vererek cevaplıyorum.
1- Modacım, stilistim kim?
Kurban olduğum gönül dostlarım, kılığımı kıyafetimi beğeniyor olmanız beni mutlu ediyor. Ancak ben sıradan bir edebiyat insanıyım. Elbette ki giyinmek için bir modacının kapısını çalmıyor ya da stilistle çalışmıyorum. Öyle bir ihtiyacım yok. Zira genelde tayt-tişört dolaşıyorum. Ama çok aşırı merak edenleriniz için şöyle minicik bir bilgi vereyim... Uzun yıllar dergicilik yaptım. Ve bunun büyük bir kısmında diğer işlerimle birlikte stil editörlüğü ve moda editörlüğü görevlerini de yürüttüm. Gördüğünüz bir pırıltı varsa oradandır. Çok uzağa bakmayın.
2- Formumu nasıl koruyorum?
Tek kelimeyle... Korumuyorum arkadaşlar. Dün gece yatmadan dört dilim pizza yedim. Canım bir şey yemek istediğinde yiyorum. İstemiyorsa günlerce yemiyorum. At gibi kahve içiyorum. Sanırım beni diğer insanlardan bir tek şeker kullanmamam ayırıyor. Yağlı yemek sevmiyorum. Genelde et tüketmiyorum. Spor yapmıyorum. Yiyince dana gibi kilo alıyorum. Yemeyince veriyorum. Sıradan insan bünyesi.
3- Kimle flört ediyorum?
Maşallah attığınız maillerde de google aramalarınızda da ilk sırada bu soru geliyor. Elbette ki kiminle ne yaptığımı kendime saklıyorum. Tarihin hiçbir gününde en yakın arkadaşlarımın haricinde kimse bu konuda bir bilgiye haiz olamadı. Böyle olmasını tercih ediyorum. Biriyle evlenmediğim sürece böyle olmaya devam edecek.
4- Saçımı nereye boyatıyorum?
İşte... İnsanlığın en önemli problemi. Saçımı 13 yaşımdan beri kendim boyuyorum. Hiç kuaföre boyatmadım. Dolayısıyla bu konuda sizlere yardımcı olamıyorum. Hepinizin saçını boyayamam.
5- Sürekli içiyor muyum?
Sanırım annem ve babam dahil herkes beni elimde viski kadehiyle Sue Ellen gibi hayal ediyor. Arkadaşlar, haftada sadece bir ya da iki gece dışarı çıkıyorum. Gece dışarı çıkmadığım sürece asla alkol tüketmiyorum. Evimde içki şişesi bulundurmuyorum. Çıktığımda da gece dokuzdan evvel içki içmiyorum. Yazarken sadece kahve ve çay içiyorum. Aşkı bir kenara koyarsak başka da kötü bir alışkanlığım yok. En kötü alışkanlıımız da sevmek olsun be...
 
Umarım bu kadim bilgiler, sizi şu güzel günde saadete eriştirmiştir canlarım.
Hayırlı pazarlar.