Artık her şeyi hissettiğim an söylemek istiyorum

EYLEM KAFTAN / kaftaneylem@gmail.com |  31 Mart 2018 Cumartesi - 2:30 | Son Güncelleme : 31 03 2018 - 2:30

Tolga Karaçelik’in yeni filmi Kelebekler Sundance Film Festivali’nden büyük ödülle döndü. Filmin başrol oyuncularından Tuğçe Altuğ ile yeni sinemayı konuştuk..


Kelebekler sana nasıl geldi? Tolga Karaçelik’le önceden tanışıyor muydun?

Tolga o zaman oynadığım Kabileler oyununa geldi. Bir kaç kere gelip, üstüste izleyip, notlar aldı. Oyunu izledikten sonra Suzan karakteri için beni düşünmeye başlamış. Elbette diğer oyunculara göre belli olacaktı cast’ın son hali o yüzden de son dakikaya kadar çalışıp çalışmayacağımız belli değildi. Ben de merakla sonucu bekledim.

Kelebekler’i bir de senden dinleyebilir miyiz?

Kelebekler üç kardeşin yıllar sonra birbirleriyle buluşmasının hikayesi. Bir büyüme hikayesi de diyebiliriz. Kardeşlerin yarım kalmış kopuk ilişkilerindeki sevgi ve aile olma ihtiyacını absürd, komik ve dramatik bir biçimde izliyoruz.

Tek bir temaya indirgesen ne olurdu?

Zor bir soru. Ölüm var mesela. Dramalar, dertler, çok da önemli değil, ölüyoruz ama devam ediyoruz. Birlikte olma ve kardeşlik duygusu, aile duygusu da var. ‘Çok da kasmayalım. Çok da ciddiye almadan da gidebiliriz’. Ama hafif bir yerden değil, daha sağlam bir yerden.

Kelebekler derdini absürd bir dille anlatan bir film mi?

Dili itibariyle zamanın ruhunu yakaladığını düşünüyorum. Bir anda dramatik bir şey izlerken, bir anda komik bir şeye geçebiliyor karakterler.

Yeni jenerasyona nasıl hitap ediyor?

Öncelikle Tolga çok genç bir yönetmen, yazdığı senaryo da çok genç bir senaryo. O yüzden zamansız. Ama özellikle tek bir jenerasyona hitap ettiğini düşünmüyorum. Herkesin başka bir tarafından yakalayabileceği iyi bir sinema filmi olduğunu düşünüyorum.

Filmde doğal, duru bir güzelliğin, kendinle barışık bir tavrın var.

Öyle tasarlandı Suzan karakteri. ben de biraz Suzan gibiyim. Tolga da hoşlanmıyor çok makyajdan. Suzan karakteri için tasarım ekibi ve yönetmen bir tarz belirledi, ben de üzerine kendi yorumumu ekledim.

Türk sinemasında alışık olmadıkları karakterler. Daha modern ve sarkastik…

Aslında karakterler çok bizden diyebilirim. Hatta Türklere has esprilerin yabancılar tarafından anlaşılması ve aynı bizim gibi kahkahalarla gülmeleri hikayenin evrensel olduğunu gösteriyor.

Önce ödül aldı sonra evlilik teklifi

Festival nasıldı, nasıl tepkiler aldınız?

Çok güzel geçti. Film ilk kez seyirciyle Sundance’te buluştu. Bu açıdan bizim için izleyenlerin olumlu tepkileri, gülerek, ağlayarak, hikayeyi yaşamaları bizi çok mutlu etti.

Büyük ödülle birlikte bir evlenme teklifi aldın. O nasıl hissettirdi?

Tolga bana Sundance’e gitmeden evlenme teklif etmişti ve ödülün heyecanıyla sahnede bunu paylaştı. Mutluyuz.

Bastırılmış kadınlık zamanla değişecek

Çok naif görünmene rağmen filmde aniden öfke nöbeti geçiriyorsun. Arada sen de böyle atarlanır mısın?

Suzan kadar olmasa da tabii ki herkes gibi benim de sinirlenen, atarlanan hallerim oluyor ama filmdeki gibi çıldırmışçasına kimseye saldırmadım.

En öfkelendiğin an hangisi?

Normalde sakin mizaçlıyım. Yine de Suzan’ın ‘artık hissettiğimi hissettiğim anda söylemek istiyorum’ söyleminin arkasındayım. (gülüyor)

Patlamayı yaşayan karakterin Suzan olması kadınların daha fazla bastırılmış olmasıyla mı ilgili?

Bunu net bir şekilde söylemiyor ama böyle de bakılabilir. Biraz bastırılmışlık durumu var Türkiye’deki kadınlarda ama biz daha güçlü kadınlar gördükçe, sağlam karakterler gördükçe bu değişecek.