Aplikasyonla canlanan heykeller

16 Eylül 2017 Cumartesi - 2:30 | Son Güncelleme : 16 09 2017 - 2:30

Sıra dışı illüstrasyonlarıyla adından söz ettiren, Can Yayınları için yaptığı çizimlerle tanıdığımız Meltem Şahin, “O halde” isimli çalışmasıyla Contemporary İstanbul’da.


İstanbul’un önde gelen galerisi Mixer’in temsilcisi illüstratör Meltem Şahin, ismini teknoloji ve sanatı birleştirdiği çalışmalarıyla duyurdu. Şahin, Bilkent Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü’nden fakülte birinciliğiyle mezun oldu. Hemen ardından Fulbright bursuyla Maryland Institute College of Art’ta (MICA) illüstrasyon üzerine master yaptı. Can Yayınları için üç adet çocuk kitabını resimledi. Çocuk edebiyatı ve yayıncılığı alanında önemli küresel etkinliklerden biri olan İtalya’daki Bologna Çocuk Kitapları Fuarı’nda, 3 bin başvuru arasından seçilen tek Türk sanatçıydı. Son dönemde “Negative Pleasure” ve “PMS” sergisindeki projeleriyle gündeme gelen Şahin, bu defa Contemporary İstanbul’a damga vuracağa benziyor.

Fuara “O halde” isimli çalışmasıyla katılan genç sanatçı, kötülüğün sıradanlaştığı, baskı ve umutsuzluğun insanların etrafını sardığı bir durumu ele alıyor. Telefonunuza indirdiğiniz aplikasyon sayesinde, karşınızda hareketsiz duran heykeller canlanıyor. Ancak bu canlanma, umut vadedici hareketlerden çok mahsur kaldığımız bitmek bilmeyen döngüde takılıp kalmamızı ele alıyor.  

Telefonunuza indirdiğiniz aplikasyon sayesinde, karşınızda hareketsiz duran heykeller canlanıyor.

Sanat gittikçe dijitalleşiyor

Contemporary İstanbul hakkında, “Sanat piyasasını canlandırması açısından çok önemli bir fuar” şeklinde konuşan Şahin, ismini yalnızca Türkiye’de değil uluslararası sanat piyasasında da duyurdu. Sanat ve teknolojiyi birleştiren pek çok festival olduğunu ifade eden sanatçı, “Sanatın gitgide dijitalleştiğini görüyoruz. Ülke olarak birazcık daha geriden takip ediyoruz. Örneğin, Negative Pleasure adlı sergimde yeni medya üzerine işlerim vardı. İzlemek insanların hoşuna gidiyor ancak bu tarz işleri evlerine asmaya pek alışık değiller. Daha klasik işler hoşlarına gidiyor. Dijital işler ise bana kalırsa insanları daha fazla içine alıyor.” diyor.

İnsanoğlu otomatikleşiyor mu?

Mixer bu sezonu Karaköy’deki yeni mekanında “o+oma+a” isimli teknoloji ve insan arasındaki organik sınırların ince çizgisinde ilerleyen bir sergi ile 20 Eylül 2017’de açacak. İnsanın makineleştiği ve makinelerin insansılaştığı, çağdaşın sürekli sorgulandığı bir dönemde sergi, teknoloji-bilim desteğiyle üretilen eserlerin yeni formlar kazanmasını ele alıyor. 18 sanatçının yer aldığı sergide özellikle Meltem Şahin ve Sırma Doruk’un işleri görmeye değer.

Şahin, bu sergideki projesinde ise, Alman filozof Arthur Schopenhauer’in müzik anlayışını yorumlayacak.

GÖZÜNÜZDEN KAÇMASIN!

Ai Weiwei’de ilk defa Türkiye’de

İstanbul çağımızın en önemli sanatçılarından Ai Weiwei’yı ağırlıyor. Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde bugün açılan 100’den fazla eseri kapsayan ‘Ai Weiwei Porselene Dair’,  sanatçının şimdiye dek en çok eser ağırlayan sergisi.

Sergi sanatçının 1976-1977 tarihli ilk porselen çalışmasından başlayarak, sadece bu sergi için ürettiği yeni eserlerine kadar geniş bir yelpazeye uzanıyor. Sergide Weiwei’in meşhur ay çekirdekleri, Twitter kuşlu duvar kâğıdı, porselen çiçekleri gibi daha önce gördüğümüz eserleri de var, legolardan yaptığı portreleri ve sadece bu sergiye özel üretilen porselen işleri de. Weiwei, göçmenlik, deprem, devletlerin işlediği suçlar başta olmak üzere yaşanan tüm trajedileri eserlerine yansıtıyor. 28 Ocak 2018’e dek görülebilir.

Bastırılmış ruhları anlatıyor

CANAN’ın Arter’deki kişisel sergisi “Kaf Dağı’nın Ardında”, 12 Eylül’de ARTER’de açıldı.  Heykel, fotoğraf ve baskı gibi çeşitli mecralarda üretilmiş eserlerin bir arada olduğu sergide, sanatçı, insan ruhunun bastırılmış yönlerini ele alan yeni üretimlerini görücüye çıkarıyor.

Soyu tükenmekte olan hayvanlar

Borusan Contemporary bugün iki sergiyle açılışı yapıyor. İlki küratörlüğünü Necmi Sönmez’in yaptığı, şair Oktay Rifat’tan aldığı ilhamla çağdaş sanatın farklı deneylerini bir araya getirecek Ağaç, Gölge, Deniz, Ay başlıklı koleksiyon sergisi. İkinci sergi ise ABD’li sanatçı Diana Thater’ın soyu tükenmekte olan hayvanları tehdit eden kaçak avcılığa çağdaş sanat penceresinden baktığı A Runaway World/Kaçak Dünya adlı sergisi.

ETİKETLER