Ankara iftar ve sahur vakitleri! 2016 Ramazan İmsakiyesi!

06 Haziran 2016 Pazartesi - 11:06 | Son Güncelleme : 06 06 2016 - 11:06

Ramazan ayı başladı! Peki Ankara iftar vakti ne zaman? İslam dünyasında çok özel bir yere sahip olan Ramazan ayı geldi. Başkent Ankara'da ilk iftar saat kaçta açılacak? İşte Ankara iftar ve sahur vakitleri ve Ramazan imsakiyesi...


Mübarek Ramazan ayın dün gece ilk sahur ve akabinde ilk oruç ile bugün başladı. Başkent Ankara'da iftar saat kaçta yapılacak? Ankara iftar ve sahur vakitleri 2016 Ramazan imsakiyesi haberimizde...

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hazırladığı imsakiyeye göre Türkiye’de ilk iftar vaktine Hakkari ilimiz ulaşacak. İftar vaktine son ulaşacak ilimiz ise Edirne olacak. Peki Ankara'da iftar ve sahur vakti ne zaman? İşte konuyla ilgili detaylı bilgiler...
 
ANKARA İFTAR VE SAHUR VAKİTLERİ
 
 
ORUÇ NEDİR?
 
Imsak vaktinden iftar vaktine kadar yemek, içmek ve cinsî münasebetten uzak durmak demektir. Imsak vakti, baska bir deyisle oruç yasaklarinin baslama vakti, fecr-i sâdik, yani tan yerinin agarmasidir. Bununla yatsi namazinin vakti çikmis, Sabah namazinin vakti girmis olur. Bu vakit ayni zamanda sahurun sona erip, orucun basladigi vakittir. Iftar vakti ise, oruç yasaklarinin sona erdigi, günesin batma vaktidir. Bu vakitle birlikte aksam namazinin vakti girmis olur.
 
Akilli, bulug çagina erismis Müslüman'in Ramazan orucunu tutmasi farzdir. Ancak oruç tutamayacak kadar hasta olanlar ile yolculukta bulunanlar oruç tutmayabilirler. Hastalar iyilestiklerinden, yolcular da memleketlerine döndükten sonra tutmadiklari oruçlari kaza ederler. Hasta olan kisinin iyilesme ihtimali yoksa, tutmadigi her gün için bir fidye verir; yani bir fakiri bir gün doyurur. Hayiz ve nifas halindeki kadinlar, bu günlerinde oruç tutmayip daha sonra gününe gün kaza ederler.
 
Ramazan orucunu kasten ve isteyerek bozan kisi, bozdugu orucu kaza eder ve keffaret öder. Orucun keffareti, iki ay üst üste oruç tutmak, buna gücü yetmezse 60 fakiri doyurmaktir. Adak oruçlarin tutulmasi ile bozulan nafile oruçlarin kaza edilmesi vaciptir. Bunlarin disinda kalan ve mekruh olmayan oruçlar ise nafile oruçlardir.
 
Ramazan Bayraminin birinci günü ile Kurban Bayraminin dört gününde oruç tutmak tahrimen mekruhtur. Muharrem ayinin sadece onuncu gününde, yalniz cuma veya cumartesi günlerinde oruç tutmak, yilin tamamini oruçlu geçirmek ve aksam iftar etmeksizin birlestirerek oruç tutmak ise tenzihen mekruhtur.
 
SAHUR NEDİR?
 
Oruç tutacak kisilerin imsak vaktinden önce gece yedikleri yemege sahur denir. Sahur oruca dayanma gücü verdiginden, sahura kalkmak müstehaptir. Hz. Peygamber, "Sahur yiyiniz; çünkü sahurda bereket vardir." buyurmustur (Buhârî, Savm, 20; Müslim, Siyam, 9). Iftarda acele etmek, sahuru geciktirmek sünnettir. Ayrica sahur vakti, dualarin makbul oldugu vakitlerden biridi
 
İMSAK NEDİR?
 
Sözlükte "kendini tutmak, engellemek, el çekme, geri durma" anlamlarına gelen imsâk, dinî bir kavram olarak, imsak vaktinden, iftar vaktine kadar yemeden, içmeden, cinsî münasebetten ve diğer orucu bozan şeylerden uzak durmak, el çekmek demektir. İmsakın zıttı iftardır.
 
İslâm'ın temel esaslarından biri olan orucun, tek rüknü imsâktır. Kur'ân-ı Kerim'de, "Artık (Ramazan gecelerinde) onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için takdir ettiklerini isteyin. Sabahın beyaz ipliği (aydınlığı), siyah ipliğinden (karanlığından) ayırt edilinceye kadar yiyin, için, sonra akşama kadar orucu tamamlayın." buyurulmaktadır (Bakara, 2/187). İmsak vakti, başka bir deyişle oruç yasaklarının başlama vakti, fecr-i sâdık, yani tan yerinin ağarmasıdır. Bununla yatsı namazının vakti çıkmış, sabah namazının vakti girmiş olur. Bu vakit aynı zamanda sahurun sona erip, orucun başladığı vakittir. İftar vakti ise, oruç yasaklarının sona erdiği, güneşin batma vaktidir. Bu vakitle birlikte akşam namazının vakti girmiş olur. Gündüz ve gecenin tam olarak teşekkül etmediği yerlerde, imsak ve iftar vakitleri, buralara en yakın normal bölgelere göre belirlenir.
 
İFTAR NEDİR?
 
Dinî bir kavram olarak iftar, orucu açmak, oruçluya orucunu açtırmak, başlanmış orucu bozmak veya hiç oruç tutmamak anlamlarına gelmektedir. Genel olarak iftar oruca aykırı davranışta bulunma manasına gelmekle birlikte, yaygın olarak, oruçlu kimsenin vakti gelince usulüne uygun biçimde orucunu açması için kullanılmaktadır.
 
İslâm'ın beş esasından birisi olan oruç; imsak vaktinden iftar vaktine kadar yemek, içmek ve karı-koca ilişkilerinden uzak durmaktır. İftar vakti ise, "Sonra akşama kadar orucu tamamlayın." âyetinde de (Bakara, 2/187) belirtildiği gibi akşamdır. Herhangi meşru bir mazeret bulunmaksızın, iftar vaktinden önce orucun bozulması helâl değildir; bozan kişi günah işlemiş olur. Ancak hastalık, düşkünlük, ihtiyarlık, zorlama, yolculuk gibi durumlarda orucun bozulmasına izin verilmiştir.
 
Hz. Peygamber, iftar vakti girdikten sonra, oruçlunun iftarda acele etmesini ve oruçlarını hurma veya tatlı bir şeyle, ya da su ile açmalarını tavsiye etmiştir (Buhârî, Savm, 45; Müslim, Sıyam, 48; Ebû Dâvûd, Savm, 21). Oruç açılırken dua etmek sünnettir. Hz. Peygamber, iftar esnasında yapılan duaların kabul edileceğini müjdelemiş ve kendisi de, "Allâh'ım! Senin rızân için oruç tuttuk, Senin verdiğin rızıkla orucumuzu açtık, bizden kabul buyur; çünkü Sen her şeyi işiten ve bilensin" şeklinde dua etmişlerdir (İbn Mâce, Sıyâm, 48; Dârekutnî, II/185).
 
İftar konusunda Hz. Peygamber'in sünnetinden hareketle, İslâm toplumlarının kültürel birikim ve farklılıklarından kaynaklanan çeşitli âdet ve gelenekler oluşmuştur. Rasûlullah'ın "oruçluya iftar ettiren kimse, onun alacağı kadar sevap kazanır; oruçlunun sevabında da bir eksilme olmaz" hadisinden (İbn Mâce, Sıyâm, 45) hareketle, halkımız arasında iftar konusunda çok güzel gelenekler gelişmiştir
 
SADAKA-i FITIR NEDİR?
 
Halk arasında fitre de denilen sadaka-i fıtır, sadaka kelimesi ile iftar etme, Ramazan Bayramı, yaratılış anlamına gelen fıtır kelimesinin bileşiminden meydana gelmiştir. Sadaka-i fıtır, dinen zengin olarak Ramazan ayının sonuna yetişen Müslümanın belirli kimselere vermesi vacip olan bir sadakadır.
 
Sadaka-i fıtır, borcundan ve aslî ihtiyaçlarından fazla olarak nisâp miktarı mala sahip olan her Müslümana vaciptir. Bunda, zekatta olduğu gibi, malın nâmî olması ve üzerinden bir yıl geçmesi gibi bir şart söz konusu değildir. Dinen zengin olan çocuk ve delinin malından velî veya vasîsinin vermesi gerekir. Bu sadakanın vacip olma zamanı Ramazan bayramının birinci günü olmakla birlikte, bayramdan önce de verilebilir. Hatta bu daha iyidir. Bununla birlikte, bayram günü veya daha sonra da verilebilir.
 
Sadaka-i fıtır, Hz. Peygamber devrinde 1 sa' (2917 gr.) buğday, arpa, kuru üzüm ya da hurma olarak verilmekteydi. Bunlar o dönemde, toplumun temel tüketim maddeleri olup, miktarlar arasında da denklik bulunmaktaydı. Diğer taraftan fitrenin hedefi, bir fakirin içinde yaşadığı toplumun hayat standardına göre bir günlük yiyeceğinin karşılanması, böylece bayram sevincine iştirak etmesidir. Bu sebeplerle, günümüzde sadaka-i fıtırın sayılan bu maddelerden ve belirtilen ölçülere göre verilmesi, sadakanın gayesini gerçekleştireceği söylenemez. Bu nedenle, günümüzde sadaka-i fıtrın belirlenmesinde, bir kişinin bir günlük normal gıda ihtiyacını karşılayacak miktarın ölçü alınması gerekir.
 
Dinen zengin sayılanlara, usul (anne, baba, dedeler ve nineler), furua (oğul, kız ve torunlar) ve bakmakla yükümlü olduğu kimselere sadaka-i fıtır verilmez. Bir kimse, fitresini bir fakire verebileceği gibi, birkaç fakire de dağıtabilir.