Akıllardaki yağlı, göbekli güreşçi profilini sileceğiz

MELİS GÜVENÇ / mguvenc@gazetevatan.com |  23 Temmuz 2017 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 23 07 2017 - 2:30

İsmail ve Turan Balaban, Kırkpınar Yağlı Güreş tarihine ilk ikiz başpehlivanlar olarak adını yazdırdı. Bu yılki Kırkpınar güreşlerinin başpehlivanı, ikizlerden İsmail Balaban oldu ve altın kemeri aldı.


Güreşçi olma maceranız nasıl başladı?

İsmail Balaban: 2006 yılında, 19 yaşındayken bu sporu yapmaya karar verdik ve köyümüzden kalkıp Antalya’ya geldik. Bizi Antalya’ya getiren ilk ustamız Ziya Talan oldu. Ama Ziya ustamızı aynı yıl trafik kazasında kaybettik. Onun kaybından sonra yıkıldık, bize kim sahip çıkacak diye kara kara düşünüyorduk. Bu kez Ziya ustanın oğlu Furkan Talan ve Hasan Aydın’la bir yola çıktık. Üzerimizde çok büyük emekleri var. Çok zorlu yollardan geçtik, birçok imkansızlıklarla savaştık. Ve 30 yaşımızda bu güne gelmeyi başardık.

Turan Balaban: Yolumuzu kesmek isteyenlerle karşılaştık, önümüze hep engel çıkardılar ama yılmadık, pes etmedik. Hedefimizi koyduk Köyümüzden çıktık, “Biz bu işi yapacağız” dedik.

Neydi sizi bu kadar zorlayan?

İsmail: Biz kimseye yalakalık yapmadık. Kimsenin torpiliyle, hatırıyla bir yere gelmedik. Bileğimizin gücüyle bu yere geldik. Kimseye yalakalık yapmıyoruz, haksızlıklara susmuyoruz, hak hukuk arıyoruz diye çok zorluk çıkardılar. Ama hakkımızı aradık yanlışları söyledik. Kimseye minnet etmedik, duruşumuzu bozmadık.

 

"Torpille yalakalıkla değil, bileğimizin gücüyle bu yere geldik..."

Güreşçi olmayı neden bu kadar çok istediniz?

İsmail: Köyde bağ, bahçe işleriyle uğraşıyorduk. Ortaokuldan sonra liseye gitmedik. Ama kendimizi bir şekilde kurtarmamız lazımdı, başka şansımız yoktu. Bizim için çıkış yolu buydu.

Turan: Güreşe 18 yaşından sonra başladığımız için bize “Sizden güreşçi olmaz. Boyunuz, kilonuz uygun değil, güçsüzsünüz. Köyünüze geri dönün” diyen çok oldu. Ama bunlar bizi daha çok kamçıladı. Azimle ve hırsla daha çok çalıştık. Rakiplerimiz üç saat biz beş saat çalıştık. Diğerleri hafta içi yaptıkları antrenmanlardan sonra hafta sonu dinlenirken, biz köye geri dönüp bahçede çalışıyorduk. Çünkü yeni başladığımız için güreşten para kazanmıyorduk.

 

Ne zamana kadar böyle devam etti?

İsmail: İki yıl...  2008 yılında Konyaaltı Belediyesi bize sahip çıktı. Başkanımız Muhittin Böcek bize her zaman maddi manevi çok destek oldu. Elimizden tuttu. Bugünlere gelmemzde büyük emeği var. Onu utandırmamak için çok çalıştık. Kırkpınar’da hep dereceler alarak bir üst kategoriye çıktık.

İlk birinciliğinizi ne zaman aldınız?

İsmail: 2009 yılında Kırkpınar küçük orta büyük boy kategorisinde birinci oldum. 2013 yılında ilk başpehlivanlığımda  favori isimleri yendim ve  kazandım.

 

Antrenmanları öğle sıcağında yaptık

Peki bu yılki güreşe hazırlanırken kendinizi nasıl motive ettiniz? Nasıl hazırlık yaptınız?

İsmail: Geçen sene kasım ayında çalışmaya başladık ve “Bu yıl Kırkpınar’ı biz alacağız” dedik. Haftada üç gün, üç saat kuvet antrenmanlarıyla başladık çalışmaya. Sezona kendimizi iyi hazırladık ve Kırkpınar’a kadar hep birinci ve ikincilikler elde ettik ve insanlar altın kemere aday olduğumu gördüler.

Kırkpınar öncesi 40 günlük kamp nasıl geçti? Programınız nasıldı?

Turan: Antalya Korkuteli’de çok güzel bir kamp geçirdik. Yağlı antrenman, kuvvet antrenmanı, tepe koşuları, 10 km’lik düz koşular ve kısa koşular yaptık. Güneşe karşı dayanıklılığımızı artırmak için bu antrenmanları öğle sıcağında yaparız. Bu yüzden koşularımız öğlen 12.00’da olur. Bunların hepsini aynı gün içinde değil bölerek yaptık. Antrenmanlara başlamadan önce ısınmak için futbol maçı yaparız. Kamp dışında ise sabah 07.00’de kalkarız kondisyon koşumuzu yaparız sonra kahvaltıya otururuz. Kamp dışında da disiplinimiz devam eder.

 

"Bu yola çıktığımızda hedefimiz ikiz başpehlivan olarak Kırkpınar ‘da tarihe geçmekti, başardık..."

Yemeği kendi kapasitemize göre yeriz

Beslenme planınız nedir?

İsmail: Sabah koşusundan sonra 08.00’de sıkı bir kahvaltı yaparız. En sıkı yediğimiz öğündür. Mutlaka kahvaltıda, yumurta, bal kaymak, peynir, badem, ceviz, kayısı yeriz. Öğle yemeğini 14.00’de akşam yemeğini 20.00’de yeriz. Bu iki öğünde de mutlaka çorba içeriz. Et yemeği ve yanında pilav veya makarna yeriz. Tabii salata ve yoğurtta yanında bulunur. Ara öğün yemeyiz çünkü sıkı bir öğün yaptığımız için acıkmıyoruz. Porsiyonlarımız öyle sanıldığı gibi çok değil kendi kapasitemize göre yiyoruz.

Turan: Ama sevenlerimiz sağ olsunlar kamp döneminde ekibimize her gün bir kuzu kesip getirdiler onu yedik. İnsanlar kuzu kesmek için sıraya girdiler. Güreşin böyle bir avantajı var. Şaka bir yana kamp döneminde çok ağır antrenmanlar yaptığımız için protein ağırlık beslenmek gerekli bu yüzden bütün ekip ete ağırlık verdik.

 

Hayalimiz beraber finale çıkmak

Başarılarınız bireysel mi yoksa ikiniz için mi?

İsmail: Bu ikimizin başarısı. Çünkü bu yola çıktığımızda hedefimiz ikiz başpehlivan olarak tarihe geçmekti. Ve bu ilki gerçekleştirdik. 

Turan: İçimizden biri o kemeri alsın da kim alırsa alsın fikrindeyim. İsmail o kemeri aldığında ben almışım gibi hissettim. İsmail orada güreşirken ben dışarıda daha fazla ter dökmüşümdür. Güreşseydim o kadar yorulmazdım.

Şimdiki hedefiniz nedir?

Turan: Kırkpınar’da karşılıklı final yapmak. İnşallah bu da nasip olur. 

İsmail: Ayrıca benim hedefim Kırkpınar’da üst üste üç kere birinci olup altın kemere tamamen sahip olmak. 

 

Hayalimiz güreş değil şarkıcılıktı

Alışılmış güreşçi profilinin dışındasınız...

İsmail: Güreşçiyiz dediğimizde bize inanmıyorlar. İlla karşılarında yağlı göbekli, iri yarı, kara insanlar bekliyorlar. Ama biz bu algıyı kırıyoruz. “Biz güreşçileri böyle bilmezdik. Siz çok farklısınız. Güreşi sevdirdiniz” diyorlar. İnsanların kafasındaki o yağlı göbekli güreşçi profilini sileceğiz. Güreşin yeni nesle aktarılması  için mücadele vereceğiz.

Küçükken ne olmak isterdiniz?

Turan: Hayalimiz şarkıcı olmaktı. 2008’de bir kanaldaki ikizler şarkı yarışmasında dördüncü olduk. Güreşle hiç alakamız yoktu. Hatta şarkı yarışmasının olduğu zaman Kırkpınar’a bile gitmedik kampı yarıda bıraktık. O derece...