Akciğer sertleşmesi tedavisinde yeni gelişmeler

AA |  14 Eylül 2020 Pazartesi - 18:14 | Son Güncelleme : 14 09 2020 - 18:14

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. N. Gülfer Okumuş, akciğer sertleşmesi tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler olduğunu belirtti.


Okumuş, İdiyopatik Pulmoner Fibrozis (İPF) Farkındalık Haftası  dolayısıyla yaptığı açıklamada, halk arasında akciğer sertleşmesi olarak tanınan  İPF'nin, nedeni bilinmeyen, kronik, vücutta sadece akciğerleri tutan, hem  patolojik hem de radyolojik olarak bal peteği görünümü ile karakterize bir  hastalık olduğunu anlattı.
 
Tanı konulduğu an beklenen yaşam süresinin 3-5 yıl olduğunu kaydeden  Okumuş, şu bilgileri paylaştı:
"İPF ileri yaş hastalığı olup sıklıkla 60 yaş üzerinde görülür ve  erkeklerde görülme sıklığı kadınlara oranla daha fazladır. 50 yaş altında  görülmesi ise çok çok nadirdir. İPF için sigara çok ciddi bir risk faktörüdür.  Özellikle en az 20 yıl boyunca günde bir paket veya daha fazla sigara içenlerde  hastalığın oluşma riski ciddi olarak artar.  Midede ekşime, yanma ve ağza acı su  gelmesi gibi yakınmalara neden olan gastroözefagial reflü de ayrıca bir risk  faktörü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunların dışında diyabet ve genetik  yatkınlık da risk faktörleri olarak kabul edilebilir.  Sebebini net olarak  bilemediğimiz bu hastalıkta sigara içilmemesi; eğer içiliyorsa da sigaranın bir  an önce bırakılması en önemli korunma faktörüdür."
 
Okumuş, İPF'de en sık görülen yakınmaları "nefes darlığı" ve "kuru  öksürük" olarak sıralarken, hastalığın ilerlemesiyle yakınmaların giderek  artığını ve hastanın yemek yemesini, hareket etmesini engelleyecek kadar hayat  kalitesini bozacak duruma getirdiğini belirtti.
 
Halsizlik, kilo kaybı ve sık tekrarlayan tedaviye dirençli üst solunum  yolu enfeksiyonlarının da kişiyi hastalık yönünden uyardığını vurgulayan Okumuş,  şu konulara dikkati çekti:
"İPF tanısı genellikle geç konulmaktadır (ortalama 1-2 yıl).  Bu  hastaların birçok doktor tarafından değerlendirildiği ve teşhisin yıllarca  gecikebildiği gözlenmektedir.  Özellikle nefes darlığı ve kuru öksürük ile  başvuran hastalara İPF'den önce bronşit, astım, KOAH, kalp hastalığı gibi yanlış  tanılar konulabilmektedir. Hikaye ve görüntüleme tanı için çok önemlidir. 60  yaşın üzerinde olan, en az 6 aydan beri devam eden ve giderek artış gösteren  nefes darlığı ve kuru öksürük yakınmaları olan hasta geldiğinde öncelikle iyi bir  hikaye alınarak mesleki ve çevresel risk faktörleri dışlanır, romatolojik  hastalık olup olmadığına bakılır. Bunların hiçbiri yoksa akciğer tomografisi  çekilir. Akciğer tomografisinde tipik bal peteği görüntüsü varsa başka hiçbir  tetkike gerek duyulmaksızın İPF yani akciğer sertleşmesi tanısı konulur. Ancak  bazen akciğer tomografisindeki görüntü tipik bal peteği görüntüsü olmayabilir ya  da hastanın hikayesinde maruziyet ile ilişkili şüpheli bir durum varsa akciğerden  biyopsi yapılarak da tanı konulur."
 
"Zatürre ve mevsimsel grip aşılarını yaptırmaları gerekiyor"
Prof. Dr. Gülfer Okumuş, İPF'yi tam olarak iyileştiren bir tedavinin  bulunamadığına değinirken, şunları kaydetti:
"Tedavide son yıllardaki en büyük gelişme, akciğerlerdeki  fibroz  denilen sertleşmenin ilerlemesini engelleyen antifibrotik ilaçların üretilmesi  İPF'de bir dönüm noktası olmuştur.  Bu hedefe yönelik ilaçlar yeni tedavi olanağı  sunmuş, akciğerlerdeki fonksiyonel kaybı azaltarak, hastalığın kötüleşmesini  yavaşlatmış ve sağ kalım süresini uzatabilmişlerdir. Solunum fonksiyonlarına göre  hafif ve orta gruptaki hastalara tanı konar konmaz antifibrotik ilaç başlanarak  hastalık kontrol altına alınmaya çalışılmalıdır. İlaç tedavisinin yanı sıra  beslenme desteği, reflü tedavisi, enfeksiyonlardan koruma için aşılama,  psikososyal destek ve ihtiyacı olana hastalara oksijen verilmesi destek  tedavisinin ana bileşenleridir.  Bunun dışında tanı konulur konulmaz bu hastaları  akciğer nakil listesine almak gerekir. Ancak genel durumu çok iyi olmadığı sürece  65 yaş üzerindeki hastalar için nakil uygun değildir."
 
Pandemi sürecinde İPF hastalarının önlemleri dikkate alıp zatürre ve  mevsimsel grip aşılarını yaptırması gerektiğinin altını çizen Okumuş, şu  önerileri sundu:
"Herkes gibi İPF'li hastalarımızın da maske, mesafe ve hijyen üçlüsüne  çok dikkat etmesi gerekir. Mümkün olduğu kadar kalabalık yerlerden uzak  durmaları, dışarı çıkmaları gerekiyorsa mutlaka maske takmaları, insanlar  arasında 1-1,5 metre mesafe bırakmaları ve sık sık el yıkamaları en önemli  korunma yöntemidir. Beslenmelerine özen göstermeli, eğer olmamışlarsa zatürre  aşılarını ve çıktığı zaman mevsimsel grip aşılarını yaptırmaları uygun  olacaktır."