AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'ten Mansur Yavaş açıklaması

DHA |  11 Mart 2019 Pazartesi - 12:13 | Son Güncelleme : 11 03 2019 - 17:31

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Mansur Yavaş ile ilgili basında yer alan 'sahte senet' haberleriyle ilgili, CHP'den açıklama bekledik, gelmedi" dedi. Çelik, "Sahte senetle icra takibi başlatan ve bu konuda hüküm giymiş birisinin, bir sürü suçlama olan birisinin CHP tarafından Ankaralılara aday olarak sunulması, Ankaralı seçmene yapılacak en büyük haksızlıklardan birisidir" ifadelerini kullandı.


AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik düzenlediği basın toplantısında önemli açıklamlar yaptı.  CHP'nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mansur Yavaş ile ilgili flaş bir iddiada bulunan Çelik şunları söyledi: Önemli bir gündem konusu var, günlerdir basında CHP’nin Ankara adayı olan Mansur Yavaş ile ilgili iddialar var. İddialar basında yer alıyor ve bunlar önemli, vahim iddialar. Fakat ne CHP’den ne de Yavaş’ın kendisinden bir açıklama gelmedi. Halbuki sorumlu bir partinin derhal açıklama yapması, olayı açıklığa kavuşturması gerekirdi. Bu iddiaları, arkadaşlarımız sordular bize.
 
Bizim önce incelememiz gerekiyordu. İddiaların hepsini takip ediyorduk fakat bir açıklama yaparlar mı diye bekledik, gelmedi. Bizim vardığımız sonuçlar, belgeli bilgili sonuçlar olarak vahim bazı durumların olduğunu ortaya çıkardı. Yavaş ile ilgili olarak ortaya atılan iddia, sahte senet kullanarak icra takibi yaptığına dairdir. Ne Yavaş’ın kendisi ne CHP genel başkanı açıklama yapmıyor. Bu çok ağır bir iddiadır.
 
Bu konuyu görmezden gelme, üstünü örtme tavırları var. Yapılan incelemede görülen şudur; basında ortaya koyulan iddia şuydu. Bir vatandaş Mansur Yavaş’ın sahte bir senedi 2015’te icra takibine koyarak kendisinden 600 bin dolar tahsil etmeye çalıştığını iddia ediliyor. Tabi bunun neticesinde Mansur Yavaş ile ilgili olarak yasal süreç başlatılıyor.Neticede bu imza incelendiğinde, senetteki imza incelendiğinde vatandaşa ait olmadığı; jandarmanın ve emniyetin bilirkişilerince açıkça ortaya konuyor. Adli tıp raporlarında da sabit hale gelmiştir.Bu senedin sahte olduğunu ortaya koyuyor. Tabi sahte senedin tespitiyle ilgili icra takibi iptal edilmiş oluyor. Ve mahkeme Yavaş ile ilgili olarak para cezasına hükmediyor. Dava süreci sonuçlanıyor 2016 yılında Yargıtay tarafından onanıyor ve kesinleşiyor.
 
Yani CHP’nin Türkiye’nin kalbine belediye başkanı olarak önerdiği şahsın, sahte senet takibi yaptığı, bu senetteki imzaların sahte olduğuna dair raporların kesin olduğu, yargı neticesinde kötü niyet tazminatına ve para cezasına çarpıtıldığı bir tabloyla karşı karşıyayız.
 
Dolayısıyla bu açıdan basında ortaya çıkan iddialara niye cevap verilmediği… CHP ve ilgili aday tarafından niye örtbas edilmeye çalışıldığı da ortaya çıkmış oluyor.Tabi olay devam ediyor. 2015’ten bu zamana kadar Mansur Yavaş ile bu vatandaş arasında karşılıklı iddialar ilgili  28 ayrı soruşturma, dava ve icra takipleri devam ediyor.  28 davaların içeriğinde; basındaki iddiaların doğru olduğu ve önemli bi
 
Resmi evrakta sahtecilik, şantaj ve menfaat temini en vahimi yargı içerisinde örgüt kurmak ve kişisel ilişkilerle nüfuz ticareti yapmak gibi suçlamalarla ilgili olarak süreç devam ediyor. Mansur Yavaş’a yöneltilen suçlamalar bu şekilde.Ankara ağır ceza mahkemesinde, avukatlık suçlarıyla ilgili devam eden bir ceza davası sürdüğü söylenmektedir.
 
CHP içerisinde pek çok yönetici adaylar tespit edildikten sonra; CHP’de kurulların işletilmediğini, Kılıçdaroğlu’nun diktatör gibi davranarak adayları belirlediği açıklamaları yapmıştı. CHP’nin Ankara’ya belediye başkanı olarak önerdiği bu şahıs sahte bir senetle icra takibi yapmış mıdır? Yapmamış mıdır?"
 
Kesinleşmiş yargı süreci var mıdır? Yok mudur?
 
Mansur Yavaş “söz konusu vatandaştan alacağım vardır” diyor. Bu alacağının hangi hizmete karşı olarak olduğunu sormak gerekiyor. Çünkü Yavaş, bu şahsın müvekkili değil, vekili değil. Dolayısıyla hangi ilişkinin neticesi olarak bu alacaktan bahsedilmektedir?Sahte senet kullandığı 2016’da Yargıtay kararıyla kesinleşen bu şahısla ilgili olarak CHP niçin cevap vermemiştir? Vatandaşın önüne temiz aday çıkartmak bütün siyasi partilerin görevidir. Böyle bir şeyin bilinmemesi mümkün değil. Bunu bilinmesine rağmen, hangi ahlak prensibiyle uygun olduğunu düşünüyorsunuz?
 
En önemli konu da şudur. Hakkında bu şekilde iddialar olan birisi, Ankaralıların önüne belediye başkan adayı olarak çıkartma tutumunuz devam edecek midir? Israrınız var mıdır? Resmi evrakta sahtecilik, yargı içinde örgüt kurmak, şantaj, kaçak işçi çalıştırmakla ilgili de yargı süreçleri devam ediyor. Tehdit, şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlal, görevi kötüye kullanmak gibi konularda ise yargı süreci 28 ayrı davayı kapsayacak şekilde sürmektedir. Dolayısıyla Türk siyasi tarihi açısından, tarihe geçecek bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu görmekteyiz.
 
Niçin buna şimdiye kadar cevap verilmemiştir? Niçin bir açıklama yapılmamıştır? Müvekkil olmadığı bir şahsa, sahte senetle icra takibi yapan kişiyi aday yapmak hangi siyasi ilkelere sığmaktadır? Üstelik senedin jandarma incelemesi, emniyet kriminal incelemesi hepsi bu sahteciliği ortaya konmuş şekildedir.
 
Ankaralıların bunu bilmesi gerekiyor. Birkaç yılda bir CHP tarafından kurtarıcı olarak Ankara’ya aday olarak gösterilen bir şahıs söz konusu. Seçimi kaybettikten sonra ortada kayboluyor. Sesi duyulmuyor, kendisi görülmüyor. İki seçim arasında aday olmanın dışında ne iş yaptığını, nelerle uğraştığını bilmek vatandaşın hakkı. Bu esnada adının hangi olaylara karıştığını bilmek de vatandaşın hakkıdır.
 
Sahte senetle icra takibi başlatan ve bu konuda hüküm giymiş birisinin, bir sürü suçlama olan birisinin CHP tarafından Ankaralılara aday olarak sunulması, Ankaralı seçmene yapılacak en büyük haksızlıklardan birisidir.
 
En dikkat çekici olan da şudur. En ufak bir olayda bütün sözcüleri derhal arka arkaya açıklama yaparken, basında yer alan iddialarla ilgili CHP’nin hiçbir sözcüsü açıklama yapmamıştır. Vatandaşımıza bunu açıklama borçları var. Arkasından CHP genel başkanı her konuda konuşurken, bu konuda hiçbir açıklama yapmamıştır.
 
BUNU NİYE YAPTIKLARINI KENDİLERİ İZAH EDECEKTİR
 
Sahte senetle icra takibi yaptığının ortaya çıkması, arkasından kendisinin kötü niyet tazminatına ve para cezasına çarptırılması ve 2016’da hüküm giymiş olması nedeniyle paylaşma ihtiyacı hissettik. Ankara’nın önüne bırakın aday olarak çıkartmayı, herhangi bir partinin önünden geçmemesi gereken birisini Ankara’da aday çıkartmışlar. Bunu niye yaptıklarını kendileri izah edecekler. Hangi siyasi ideolojiyle bağdaştırıyorlar bunu kamuoyu önünde açıklayacaklar. Niçin CHP bu konuda susuyor? Mansur Yavaş niye bir şey söylemiyor?
 
S-400 AÇIKLAMASI
 
Türkiye’nin almak istediği S-400 savunma sistemleriyle ilgili ortaya konan ABD’den gelen bazı açıklamalar… Olayın Türkiye’ye dönük bir tutum olarak geliştirilmeye çalışıldığını görüyoruz. Bakın Türkiye özellikle Suriye’deki savaşın ortaya çıkmasından sonra hava savunma sistemi ihtiyacı en üst seviyeye çıkmıştır. Patriotlar mümkün olmamıştır. Gerek teknoloji paylaşımı, gerek fiyat konusunda Türkiye’nin taleplerine olumlu karşılık verilmemiştir. Türkiye’nin NATO müttefiklerince de desteklenmesi gerekirdi.
 
Tabi bu arada NATO’dan talepte bulunduk biz. Bu kapsamda 2013 – 2015 arasında Gaziantep’de ABD’nin Kahramanmaraş’ta Almanların, Adana’da Hollanda patriotları görev yaptı. Ama daha sonra geri döndüler.  Dolayısıyla müttefikler bir müddet sonra tekrar kendi ülkelerine geri çekiyorlar. Bu bir geçici çözüm oluyor.Türkiye gibi bu çatışmalı bölgelere sınırı olan ülkede, hava savunma sistemini elde etmesi en öncelikli ihtiyaçlardan birisidir.Hava sahamızı tehditlerden koruma amaçlı modern bir teknolojidir bu. Patriotu uygun şekilde vermeyenler, bugün ise S-400 alınması karşısında yanlış açıklamalar ortaya koyuyorlar. S-400 hava savunma sistemi, teknik özellikleri yüksek bir sistem. 2013’te ABD’den patriot alınması için görüşülmüştü. Fakat patriotun teknik özelliklerini paylaşılması reddedilmişti. Rusya’nın verdiği teklif ise fiyat teslimat ortak üretim ve teknoloji transferi konusunda, Türkiye’nin beklentilerini karşılayacak düzeydeydi. Ve bu süreç geride kalmıştır.Fakat burada bu yapılan açıklamalar, Türkiye’ye dönük vizyonsuz, içeriksiz yaptırım açıklamaları… Birilerinin kaprisini bekleyecek durumda değildir Türkiye.Daha önce Bulgaristan’da Yunanistan’da NATO ülkelerinde ve yaklaşık 20 ülkeye S-300 satılmıştır. Bunlara karşı yaptırım uygulamayanlara, Türkiye söz konusu olunca bahsediyorlarsa çifte standart var demektir. S-400’lerin ilk müşterileri de Belarus ve Çin olmuştur. 
 
BU TEHDİTLER TÜRKİYE’NİN KAPISINDAN İÇERİYE GİRMEZ!
 
Bu bize karşı S400 konusunda dayatma yapanlar, yanlış söylemleri kullananlar Yunanistan’da S300 varken normal karşılıyorlar? Slovakya’da S300 varken normal karşılıyorlar? Daha önce NATO genel sekreteri, silah sistemlerin menşei ile ilgili olmadıklarını, önemli olanın entegre savunmaya halel getirmeyecek, silah sistemlerinin her ülkenin kendisinin seçebileceğini söyledi.Bunlar doğru açıklamalar değil.  Bu şekilde tehditler Türkiye’nin kapısından içeriye girmez.
 
MAVİ VATAN 2019 TATBİKATI…
 
Osmanlı donanması gelenekleri çerçevesinde sefere çıkmadan önce, Barbaros Hayrettin Paşa’nın türbesini selamlama geleneklerin sahipti. Bu 1546’da vefat eden Türk denizciliğinin atası sayılan Barbaros Hayrettin Paşa vefat ettikten sonra türbesi Mimar Sinan tarafından yapıldı. Bu gelenek çok uzun zaman devam etti. Tanzimat dönemine kadar geldi, fakat ondan sonraki yıllarda bu unutuldu.En son Mavi Vatan 2019 tatbikatıyla yeniden yaşatılmaya çalışıldı. Bundan memnuniyet duyuyoruz. Özellikle de Akdeniz’i Türk gölü haline getiren Barbaros Hayrettin Paşa’nın bugünlerde daha iyi anlaşılması gerekiyor. Neredeyse oraya her ülkenin savaş gemisini yerleştirmesinden sonra neredeyse orada yer kalmadı. Akdeniz bizim egemenliğimizde bir barış deniziyken, göçmen ölümleriyle anılan Batı dünyasının duyarsızlığı, istikrarsızlıklar neticesinde büyük dramların sahnesi haline geldi.Bugünlerde Akdeniz’deki meşru haklarımıza Yunanistan ve Rum kesimi tarafından tacizlerin olduğu dönemde, geleneğin ihya edilmesiyle son derece güçlü bir mesaj verilmiştir. Karadeniz’den ana üslerine dönen, görev yapan Barbaros Hayrettin Paşa’nın torunları vefalarını göstermek için, korvet, hücumbot ve denizaltılarla birlikte Kaptanı Derya’yı denizci selamıyla selamlayarak ona saygılarını sunmuşlardır.
 
MISIR YÖNETİMİNE YAKIN DERGİNİN İDDİALARI
 
Bazı resimler var ama göstermeyeceğim. Mısır yönetimine yakın bir dergi var. Bu dergi doğrudan hemen hemen her kapağında Cumhurbaşkanımıza saldırıyor. Ahlakdışı, hiçbir şekilde saygıyla karşılanmayacak, saygısızca tutumlarla bu işlere imza atıyor. Çok ciddiye almaya gerek yok ama son zamanlarda Cumhurbaşkanımızla ilgili yalan haberler yapıyor. Bu propagandalardan Cumhurbaşkanımız etkilenmez. Bu propagandayı yapanlar kendi kendilerine not vermiş olurlar.  Bu Mısır yönetimini bu tip yayınlar, yalan haberler konusunda uyarıyoruz. Sistematik hale getirdiği için, Cumhurbaşkanımızın Kudüs konusundaki hassasiyetini; Türkiye’de bir tek Kılıçdaroğlu duymamıştı, anlaşılan Mısır yönetimini de bu yalan yayınlarla ört bas edebileceğini düşünüyor.
 
EZAN’I PROTESTO İDDİALARI
 
Bu yürüyüşü organize edenler ‘bizim kastımız yoktu’ diye açıklama yaptılar. Biz görüntüleri inceledik, kapsamlı bir sosyal medya araştırması da yaptırdım. Yürüyüşe katılıp da burada bulunanların daha sonra bu konuyla ilgili bahsettiğiniz tweetlerinin, açıklamalarını da analiz ettirdik. Bahsettiğiniz şekilde açıklama var. Onun dışında çok sayıda açıklamada da; kendilerinin ezanı protesto ettiklerini ve orada bulunurken de, burada ifade etmek istemediğim; ezanla da hesaplaşma içinde olduğuna dair, onları da incelediğinizde yürüyüş de bunu yaptık diyenlerin hesabını incelediğinizde böyle bir durum çıkıyor…
 
Orada bir ezan protestosu yapılmıştır. Yürüyüş komitesindeki şahıslar biz yapmadık diyorlar… Belli bir grubun da ezan protestosunu gerçekleştirdiği açık ve net ortadadır. Bugün analizlerde de, bu şahıslar tarafından da sahiplenilmektedir. Tabi ne zaman ezan ile ilgili, kutsal ile ilgili bir saygısızlık söz konusu olsa CHP herhangi bir şekilde ses vermiyor. Ne zamanki biz bu konuyla ilgili hassasiyetini gündeme getirdiğimizde, hassasiyet gündeme geldiğinden itibaren gerçeğin böyle olmadığını ispat gayretine düşüyorlar.
 
CHP yöneticilerine tavsiyelerimiz şudur. Ezan konusunda, bayrak konusunda hassasiyetlerini vurgulasınlar. Ondan sonra söyleyecekleri cümleyi söylesinler. Ezanın Türkiye’de ideolojik bir dayatma olduğuna dair yapılan açıklamalar, ezanın Türkiye’de belli bir kesimin, haşa günde 5 vakit hakimiyetini ilan etmesi için kullanılan bir şey olduğuna dair açıklamalar, yürüyüşe katılanların bir çoğu tarafından dile getiriliyor.Ezan-ı Muhammedi, dinin bu ülkenin semalarında ebediyen okunması için, ezan sesinin kalplerde yankılanması için bu sürecin karşısında büyük bir bedel ödenmiştir. Türkçe ezan meselesinden beri yakından takip ediyoruz. Şimdi dün de bugün de baktırdım. Ezanı protesto ettiklerine dair, sadece erkek egemen kültürle değil, ezanla dinle hesaplaşma içerisinde olduklarına dair yoğun şekilde açıklamalara devam ediyorlar. Bunu incelettirirseniz önünüze geliyor. Tabi ki vatandaşımız hassasiyet göstermektedir. Millet olma hassasiyetinin bir gereğidir. Ezan-ı Muhammedi konusunda milletimizin hassasiyeti onu millet yapan unsurların başında gelmektedir.
 
MERAL AKŞENER’İN SÖZLERİ…
 
Şimdi bunun karşısında çıkıp da İYİ Parti Genel Başkanı “Cumhurbaşkanı kendi vatandaşlarına terörist diyor. Denizlilere terörist diyor” dediği zaman açıkça iftira. Buradan iki mana çıkar. Terör örgütüne yardım aktarmış kişilerin yeniden aday gösterilmesi ve bunların iş başına gelmesi, o parti için rahatsız edici algılanmıyor demektir. Ya da Cumhurbaşkanımızın sözlerini çarpıtarak açıkça iftirada bulunuyorlar. Cumhurbaşkanımız, ordularımızın başkomutanıdır. Bütün cumhurun cumhurbaşkanıdır.
 
Türkiye Cumhuriyeti hepimizin vatanı, hepimizin devleti… Cumhurbaşkanı hepimizi temsil ediyor. Tabi ki buna karşı cumhurbaşkanımız, kendi kişisel haklarını korumak için; ikincisi Cumhurbaşkanlığı makamının saygınlığını korumak için bu hukuki süreci başlatmıştır.