AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: Karar, 'Hakimleri Kızılay'da yürütmeyiz'' diyenlere cevaptır

AA |  06 Mayıs 2019 Pazartesi - 23:40 | Son Güncelleme : 07 05 2019 - 8:16

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Milletin iradesine başvurmak her zaman için yegane pusulamızdır. Karar, 'Hakimleri Kızılay'da yürütmeyiz' diyenlere cevaptır" dedi.


AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Milletin iradesine  başvurmak her zaman için yegane pusulamızdır." dedi. 

Çelik, AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken,  parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin  değerlendirmelerde bulundu.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK)'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı  seçimlerinin yenilenmesi kararına ilişkin Çelik, şöyle konuştu:

"YSK tüm bu süre içerisindeki incelemelerinden sonra İstanbul  seçimlerinin yenilenmesine karar verdi. Milletimizin iradesine başvurmak,  şüpheleri kaldırmak ve birtakım sıkıntılı durumları izale etmek açısından  milletin iradesine başvurmak her zaman için yegane pusulamızdır. İstanbul  seçimleri gerçekleştiği andan itibaren ortaya çıkan tartışmalar İstanbul gibi  büyük bir kentin yönetilmesinde, seçim sürecinde ortaya çıkan bu sıkıntılar bu  kentin yönetilmesinde bundan sonrasıyla ilgili daha bir berrak tablonun ortaya  çıkmasını gerektiriyor."

Çelik, hukuken ortaya koydukları ve sundukları delillerin YSK  tarafından dikkate alındığına işaret ederek, "Suç duyurusunda bulunacak kadar  ciddiye alınmıştır, doğru görülmüştür ve yerinde görülmüştür." ifadesini  kullandı.

YSK'nin kararıyla millet iradesine yeniden başvurulacağını ve  seçimlerin yenileceğini hatırlatan Çelik, "Başından beri biz AK Parti Genel  Merkezi'nde yaptığımız her açıklamada,  Genel Başkanımızın yaptığı bütün  açıklamalarda sürece saygı gösterdiğimizi, hukuki sürece gösterdiğimiz saygının  sonuca saygı gösterdiğini ifade ettik. Oy namustur dedik, tek bir vatandaşımızın  bile oyunun heba olmaması gerektiğini söyledik." şeklinde konuştu.

Çelik, bu süreçte esas olanın hukuk olduğunu ve burada sürecin  patronunun YSK olduğunu yineledi.

AK Parti olarak diğer partiler gibi kendilerinin de itirazlarda  bulunduğunu anımsatan Çelik, sözlerine şöyle devam etti:

"Biz bu itiraz yollarına başvurunca iki tane propagandayla karşı  karşıya kaldık. Birisi öteden beri dışarıdan ifade edilen ve içeriden CHP  tarafından dillendirilen bir şey 'Demokratik yolla işte iktidarın yönetimlerin el  değiştirmesine karşı çıkıyor' gibisinden, ikincisi de başvurduğumuz itiraz  yolunun sonucu kabullenmemek gibi bir amaca dönük olduğuna dair. Bu ikisinin de  ne siyasi bir temeli vardır ne de hukuki bir temeli vardır. Bizim seçim kanunumuz  seçimden sonraki itiraz sürecini, seçim sürecinin bir parçası olarak  tanımlamıştır.

Burada da yegane amaç şudur, partilerin çıkarlarının çok ötesinde  vatandaşımızın oyunun heba olmaması, milli iradenin net olarak ortaya çıkmasıdır.  Bu mesele AK Parti ya da başka bir partinin çıkarının korunmasıyla ilgili bir  mesele değildir. Bu mesele, demokrasinin yegane kaybetmeyeni olan, demokraside  her halükarda kazanan vatandaşımızın oyunun net bir şekilde ortaya çıkma  meselesidir."

Ömer Çelik, demokratik irade temelinde ortaya çıktıklarını ve bunun  için çok büyük bedel ödemiş bir parti olduklarını belirterek, "Partimiz  Türkiye'de reformları gerçekleştirdiğimiz için kapatma davasıyla karşı karşıya  kalmıştır. Partimiz içeride ve dışarıda bilinen ve bilinmeyen bir sürü siyasi  suikast ile karşı karşıya kalmıştır. Cumhurbaşkanımızı hedef alan bir sürü  komployu bertaraf etmişizdir." dedi.

Kendilerinin demokrasi mücadelesi verirken karşılarındakilerin de  başka yerlere sığındıklarını ifade eden Çelik, şunları kaydetti:

"Dün biz demokrasi mücadelesi verirken karşımızda yargı vesayetine ve  askeri vesayetine sığınanlar, bugün bizi sonuçları kabullenmemek gibisinden  temelsiz bir iddia ile karşı karşıya bırakmaya çalışıyorlar. Bunun boş bir iş  olduğu açıktır. Temeli olmayan bir iş olduğu açıktır. Dün bu vesayetlerin  arkasına sığınıp bizim demokrasi mücadelemize saldıranlar bugün yine demokrasi  içerisinde ve hukuk içerisinde yaptığımız başvuruları gayrimeşru gibi göstermeye  çalışıyorlar. Çok temel bir formülü vardır bunun 'Sürece saygı gösteren sonuca da  saygı gösterir. Yani hukuki sürece saygı göstermeyenin siyasi sonuca da saygısı  olamayacağını net bir biçimde görmek lazım. Şimdi biz dedik ki bütün bu sürece  saygı gösteriyoruz."

Ömer Çelik, CHP'nin sürece saygı duymadığını ve sonuca da saygı  göstermediğine dikkati çekerek, "YSK, birinin elinden alıp da bir başkasını galip  ilan etmiyor. 'Seçimi yenileyin, usulsüzlükler var, milletin idaresine yeniden  başvurun diyor. Milletin iradesine yeniden başvurmanın yani en büyük hakeme  başvurmanın karşısında herkesin saygılı davranması gerekir." diye konuştu.

MYK toplantısı sürerken "herkesi kucaklamak istiyoruz, 16 milyona  saygı duyuyorum, 82 milyonu kucaklamak istiyorum" diyen CHP'nin İstanbul  Büyükşehir Belediye başkan adayının büyük bir saldırganlıkla önüne geleni  gafletle, delaletle suçlayarak cümleler kurmaya başladığını dile getiren Çelik,  "Bütün bu süreç boyunca göstermeye çalıştığı birtakım sempatik cümleler yerine,  çatışmacı ve sürece saygı göstermeyenlerin üslubuna uygun bir sonuç davranışı  ortaya koymuş oldu. Sürece saygı göstermediler, şimdi sonuca da saygı  göstermiyorlar." diye konuştu.

Kararı İstanbul halkının vereceğine işaret eden Ömer Çelik, şunları  kaydetti:

"Bu kadar kine, bu kadar öfkeye bu kadar telaşa bu şekildeki tehdit  cümlelerine hiçbir şekilde gerek yok. Kendinden emin olanın sükunetini koruması  lazım. Kendinden emin olanın demokratik meşruiyet içinde ve hukuk sınırlarında  kalması lazım. Baştan beri 'YSK'ya saygı duyuyoruz' diyenlerin 'YSK'yi kınıyoruz'  diye meydanlarda YSK'yi yuhalatmaya kalkması, gafletten, delaletten, hıyanetten  bahsederek böyle çatışmacı bir üslupla provokatif bir yaklaşım ortaya koyması, bu  telaş nedir? sorusunu herkesin önüne getiriyor. Bu telaş karşısında şüphe  işaretleri daha da artıyor."

Sözcü Ömer Çelik, YSK'nin verdiği kararda seçimin iptali ile suç  duyurularında bulunmasının son derece ciddi bir olay olduğuna işaret ederek,  "Bunun arkasından muhalefet sözcüleri, tüm bunlar karşısında saygılı bir tutum  ortaya koyacakları yerde geliyorlar şimdi daha karar açıklanır açıklanmaz  Türkiye'yi yabancılara şikayet etmeye başlıyorlar." ifadesini kullandı.

Türkiye'de ne olup bittiğini kavramamış olan, ülkedeki bazı marjinal  siyasi çevrelerin güdümünde kalan Avrupa Parlamentosu raportörünün, "Türkiye'de  demokratik bir geçiş olmayacağını anladık." cümlesini bugün muhalefet  partilerinden birisinin açıklamasında birebir gördüklerini aktaran Çelik, şöyle  devam etti:

"İnsan en azından cümleyi biraz değiştirmeye çalışır.  Kes-kopyala-yapıştır usulü ile aynı cümlenin kullanılması, ağzını açan herkesin  Türkiye'nin demokrasisine sahip çıkacağı yerde Türkiye'yi yabancılara şikayet  eden bir üslupla hareket etmesi son derece dikkat çekicidir. Bu cümleleri,  milletin önüne getirmek nasıl bir siyasi vizyonsuzluk içinde olduklarını  gösteriyor."

"Bunların adı demokratik geçiş olmuyor mu?"

Ömer Çelik, Türkiye'de yerel seçimlerin ardından bazı illerin başka  partilerin yönetimine geçtiğini dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bunlar olurken bunların adı demokratik geçiş olmuyor mu? Bunlar  Türkiye'nin demokrasi kapasitesinin göstergesi olmuyor ama CHP bir şeyi  istediğinde o olmadığı zaman bu demokrasi hanemize eksi olarak yazılıyor. Böyle  bir mantık, ancak CHP'ye nasip olacak bir mantıktır. Çünkü zihniyet şudur,  'Egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir' cümlesinin peşine 'Egemenlik ancak  bizim elimizle kullanılır' cümlesini koyan bir zihniyettir karşımızdaki, ancak  Yüce Divanla konuşan bir zihniyettir, ancak vesayetle konuşan bir zihniyettir.  Buradan şöyle bir tablo çıkıyor. Sadece usulsüzlüklere göz yumarsak bize demokrat  diyecekler. Usulsüzlüklere göz yummadığımız için demokratlığımızı eleştirmeye  kalkıyorlar."

Ömer Çelik, şöyle konuştu:

"Buradaki problemimiz şudur. Demokrasi konusunda da hukuk konusunda da  kurdukları cümlelerin hemen hemen tamamının sadece tercüme cümlesi olmasıdır.  Dışarıda birileri söylüyor, onu sadece içeriye tercüme etmekle sınırlı bir tutum  sergiliyorlar. 'Hakimler Kızılay'da yürüyemez' diyenler, 'AK Parti'nin YSK  üzerinde baskı kurduğunu' söylüyorlar. 'İstediğimiz gibi karar çıkmazsa hepinizi  Yüce Divan'a göndeririz' gibi Yassıada zihniyetini tekrar hortlatmaya çalışanlar,  AK Parti'nin YSK üzerinde baskı kurduğunu söylüyor.

Baskı açıktır ve alenidir. Aslında bugünkü karar, 'hakimleri  Kızılay'da yürütmeyiz' diyenlere bir cevaptır. 'Kızılay'da yürürseniz yüzünüze  tükürürIer' diyenlere bir cevaptır. 'Sizi Yüce Divan'da yargılarlar' diyenlere  bir cevaptır. Bütün bu tehditlere karşı Türkiye'nin demokratik kapasitesini,  hukuki olgunluğunu gösteren bir cevaptır. Sonuçta da olan şudur; millet iradesine  başvurmakla ilgili bir sürecin önü yeniden açılmıştır. Hoşumuza gitse de gitmese  de sürece saygı gösterdiğimiz için sonuca saygı gösteriyoruz. Bazı yerlerdeki  sonuçlar istediğimiz gibi olmadı, yine saygı gösterdik."

"Yeniden seçim yapılacak"

Seçimlerin yeniden gerçekleşeceğine işaret eden Çelik, "Memleketin  yönetilmesinde yegane söz sahibi olan milletimize başvuracağız. İstanbul halkına  başvuracağız. İstanbul halkı ne derse seçimin sonunda bunu hepimiz büyük bir  saygıyla büyük bir sevgiyle karşılayacağız." dedi.

Ömer Çelik, "Herkesle barış içerisinde yaşamak istiyorum" diyenlerin  hukuk ve demokrasi süreçlerinde istenmeyen bir karar ortaya çıktığı zaman öfke  kusan birtakım cümlelerle provokatif birtakım yaklaşımlar ortaya koymasının  altının çizilmesi gerektiğini vurguladı.

Süreci olgunlukla yürüteceklerine işaret eden Çelik, memlekette geçmiş  yıllarda olduğu gibi vatandaşın iradesinin çalınacağı birtakım mekanizmaların  ortadan kaldırıldığını anlattı.

Sözcü Çelik, bununla uzun bir süre mücadele ettiklerine değinerek, AK  Parti'nin büyümesi ile Türkiye'deki demokrasi mücadelesinin güçlenmesi ve sivil  siyasetin alanının genişlemesi arasında doğrudan bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Seçimlerden AK Parti'nin nihayetinde birinci parti olarak çıktığını  dile getiren Çelik, "Biz demokrasinin güçlenmesi, Türkiye'deki demokratik  süreçlerin güçlenmesi ile kendi varoluşumuz arasında birebir ilişki kurmuş bir  partiyiz ve bunun için bedel ödemiş bir lidere, bir genel başkana ve yönetici  kadrolarına, teşkilatlara sahibiz." değerlendirmesinde bulundu.

Ömer Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Birinci amacımız, demokratik iradenin tam olarak ortaya çıkmasıdır.  Bununla ilgili hak arayışımızı da hukuk içinde gerçekleştirmiş olduk ve tablo bu  şekilde çıktı. Bundan sonrasında yine gideceğiz. Demokrasinin en güzel tarafı,  her ne olursa olsun kazanan ve kaybeden partiler olur ama kaybeden tek bir  vatandaşımız olmaz. O sebeple vatandaşlarımıza bu karardan sonra çeşitli yerlerde  ortaya konulmaya çalışılan provokasyonları dikkatle izlediğimizi arz etmek  isterim. Bu provokatörler, Türkiye'nin demokrasisinden yana, Türkiye'nin hukuk  sisteminden yana kişiler değillerdir. Bunlar sürekli olarak gri hava, puslu hava  ararlar, Türkiye'nin güvenliğine, hukuk sistemine karşı birtakım düşmanlıklar  üretmeye çalışırlar.

Her ne olursa olsun parti adlarımız farklı olabilir, aidiyetlerimiz  farklı olabilir, adlarımız farklı olsa da hepimizin soyadı Türkiye  Cumhuriyeti'dir. Hepimiz seçimlere gidiyoruz, demokrasiyi güçlendiriyoruz. Bu  kararlar vatandaşlarımızın iradesinin merkezde olduğu, hakem olduğu süreçleri  işletecektir. Hiç kimse bir diğerine husumetle bakmasın. Hiçbir vatandaşımızın  tırnağına taş değsin istemeyiz. CHP adayının yaptığı provokatif konuşmada olduğu  gibi, vatandaşın bir kısmını bir kısmına karşı kışkırtmak, bir kısmını bir  kısmına karşı yuhalatmak gibi tavırlar elimizin tersiyle ittiğimiz tavırlardır.  Barış içinde, kardeşlik içerisinde bu demokrasi sürecini de yürüteceğiz.  Türkiye'nin hukuk gücü, demokrasi gücü, bu süreçleri son derece olgunlukla ve  sakinlikle yürütmeye muktedirdir. Memlekette olağanüstü bir durum yoktur."

Sözcü Çelik, seçimleri yaptıklarını, sonuçların açıklandığını,  birtakım belediyelerin el değiştirdiğini, birtakım belediyelerin aynı partilerle  devam ettiğini vurgulayarak, "Sonuçta İstanbul ile ilgili ortaya çıkan bu  sıkıntılı durum, bu yanlışlar bu kanunsuzluklar hukuk yollarına başvurularak  seçimin yenilenmesi aşamasına geldi. Sonuçta yine milletimiz karar verecek,  İstanbullular karar verecek. Siyasi partiler şimdi görevini yapacak. Sandıkta  irade tecelli ettiği zaman bir kere daha 'sonuç ne olursa olsun başımızın üstünde  yeri vardır' diyeceğiz ve bunu saygıyla karşılayacağız. Biz üzerimize düşeni  yapacağız, vatandaşımız gereğini yapacaktır. Türkiye'deki mekanizmalar sağlıklı  bir şekilde işleyecektir." sözlerini kullandı.

Bir basın mensubunun, "Karara gerekçe olarak, sandık kurullarının  kanuna aykırı olarak oluşturulması gösterildi ve İstanbul Büyükşehir Belediye  Başkanlığı seçiminin yenilenmesine karar verildi. Fakat aynı sandık kurullarınca  yapılan ilçe belediye başkanlıkları da var, sizin açınızdan bunlarda da bir  sıkıntı var mı?" sorusu üzerine Çelik, şunları söyledi:

"Orada bazı başvurularımızı reddettiler. Dolayısıyla karar bu şekilde  ortaya çıktı. Gerekçeli kararı hep beraber göreceğiz. İlçelerle ilgili yaptığımız  bazı başvurular reddedildi. Bu kararda, İstanbul'daki büyükşehir seçiminin  yenilenmesine dair bir irade ortaya konulmuştur. Bu açıklama kısa bir açıklama.  Biz gerekçeli kararı ayrıntılı bir şekilde inceleyeceğiz. YSK ortaya bir karar  koydu, biz bu karara uymakla mükellefiz. Şimdiye kadar defalarca zaten süreçlerle  ilgili tezlerimizi, ilçelerle ilgili tezlerimizi, büyükşehir ile ilgili  tezlerimizi paylaştık. Gelinen nokta şudur; İstanbul Büyükşehir seçiminin  yenilenmesine karar verilmiştir, tekrar milletimizin huzuruna gideceğiz."

"Cumhurbaşkanı kararı olumlu bulmuştur"

Başka bir gazetecinin "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın MYK  toplantısındaki ilk değerlendirmesi ve talimatının ne olduğunu" sorması üzerine  Çelik, şu bilgileri verdi:

"Sayın Cumhurbaşkanımızın siyasi hayatında İstanbul Büyükşehir  Belediye Başkanlığı çok önemli bir yere sahip. Dolayısıyla İstanbul ile arasında  bir aşk hikayesi var. İstanbul'un her zaman için ileriye gitmesi, en iyi  hizmetleri alması onun siyasi hayatında başbakanken de cumhurbaşkanıyken de  önemli bir yer tuttu ve tutmaya devam ediyor. Dolayısıyla İstanbul gibi bir  şehrin herhangi bir şaibe, herhangi bir şüphe olmadan yönetilmesini kendileri  önemsiyorlar. Bu şüphenin ortadan kaldırılması gerektiğini düşünüyorlar.  Gördüğünüz gibi CHP veya diğerleri saldırırken, Sayın Cumhurbaşkanımızla ilgili  haksız ve mesnetsiz şekilde 'sonuçları kabullenmedi' diyorlar.

Halbuki ilk defa kazandığımız yerler olduğu gibi, uzun zamandır  elimizde olup kaybettiğimiz yerler de oldu. Sayın Cumhurbaşkanımız bu süreçte,  'seçimler bitti önümüze bakacağız' demiştir. Bu seçim sonuçları netleştikten  sonra herhangi bir şekilde meşruiyetiyle ilgili zedeleyici ya da soru işareti  doğuracak bir açıklama yapmamıştır. Tam tersine bir devlet adamı olarak, bu seçim  sonuçları vatandaşın iradesini net olarak gösterdiği için bunu büyük bir saygıyla  karşılamıştır. Sayın Cumhurbaşkanımız açısından İstanbul gibi büyük bir şehrin,  herhangi bir şüphe olmaksızın 5 yıl boyunca önüne bakacak bir belediye başkanı  tarafından yönetilmesi son derece önemlidir. Cumhurbaşkanımız bulunduğu hiçbir  makama atanarak gelmemiştir, her zaman seçilerek geldi. O sebeple, işbaşına gelen  yöneticinin berrak ve net bir sonuçla işbaşı yapmasını çok önemser. Bu bakımdan  kararı olumlu bulmuştur."

"Görüşme trafiği, mekanizması yok"

Başka bir basın mensubunun, AK Parti ile HDP'nin görüşeceği  iddialarını sorması üzerine Çelik, şöyle konuştu:

"Bir gündem yok. Bu sadece belirli çevreler tarafından ortaya  çıkartılan bir gündem. Çözüm süreci Türkiye'nin içerisindeki silahlı  teröristlerin, silahlarını bırakıp ülkeyi terk etmesi süreciydi. Bunun tam tersi  bir süreç işlettiler. Hatırladığınız hendek ve çukur meselelerinde Türkiye,  kararlı bir terörle mücadele ortaya koydu. Dünyanın her tarafından bu terörist  örgütler bu şekilde davranırken, siyasi partiler daha çok siyasal katılımı ve  demokratik meşruiyeti önemseyen bir tutum içerisinde olurlar.

Maalesef bahsettiğiniz parti çoğu kez terör örgütünden daha ileri  birtakım söylemler kullanmıştır. Hatta demokrasiden, çoğulculuktan ve hukuktan  bahsediyorlar ama her seferinde sadece terör örgütünün önünü açmaya çalışan,  terör örgütünün eylemlerini meşrulaştırmaya çalışan, bu kadar cana kıymış olan  bir örgütü, terör örgütü kabul etmemek gibisinden bir tutumu da ortaya koyan bir  davranış sergiliyorlar. Dolayısıyla öyle bahsettiğiniz görüşme trafiği,  mekanizması yoktur. Bu yorumları ben de okudum."

Ömer Çelik, konuşmasına şöyle devam etti:

Terörle mücadele konusunda kararlı olduğumuzu ifade etmek isterim.  Terörle mücadele konusunda sadece kararlı olmak değil, aynı zamanda siyaset  alanında gerek söylem olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısına, gerekse  güvenlik güçlerine karşı kullanılan ve terör propagandası olan birtakım  davranışlarla da ciddi bir mücadele içerisinde olduğumuzu ve bu mücadeleyi  sürdüreceğimizi ifade etmek isterim. Terör örgütü demokrasimize ve kardeşliğimize  saldırıyor. Bunun karşısında gözlerini yumanlar terör örgütünün baskıyla ölüme  gönderdiği insanlar karşısında gözlerini yumanlar, insanlıktan, barıştan,  kardeşlikten bahsediyorlar. Türkiye'nin birliğine, beraberliğine kast eden  söylemler kullanıyorlar.

Dolayısıyla Kürt çocuklarının Orta Doğu'nun çeşitli yerlerinde  birtakım emperyalist projelere lejyoner olarak yazdırılmasına göz yumanların Kürt  meselesiyle de bir ilgisi olmadığı, Kürt çocuklarının onurlu bir hayat sürmesiyle  de bir ilgisinin olmadığını gördük. O çocukları hendeklere, çukurlara, o  teröristlerin önüne kalkan gibi koyan bir zihniyetin herhangi bir şekilde olumlu  bir adım atmasını beklemek mümkün değil. Geçmişte bu fırsatlar gelmişti ama bu  fırsatlar maalesef doğru bir şekilde değelendirilmedi."

"Cumhur İttifakı güçlenerek yoluna devam etmektedir"

Cumhur İttifakı'nın durumuyla ilgili bir soruya Çelik, şu yanıtı  verdi:

"Cumhur İttifakı konusunda hiçbir sorun yok. Tam tersine yaşanan bu  gelişmeler Cumhur İttifakı'nın ne kadar kıymetli olduğunun altını bir kez daha  çizmemize vesile oluyor. Cumhur İttifakı ile ilgili çeşitli kesimlerden çok  sayıda yaklaşımın, eleştirinin ya da hırpalayıcı üslubun ortaya çıktığını  görüyoruz. Fakat bunların her birine cevap verecek değiliz. Cumhur İttifakı,  darbe girişimine karşı direnişle ortaya çıkmış, Türkiye'nin büyük meselelerini  parti aidiyetlerinin üzerinde tutma yaklaşımıyla şekillenmiş, vatandaşımızda  karşılık bulmuş, seçimlerde denenmiş ve başarılı sonuçları görülmüştür. Ayrıca  Türkiye'nin geleceğe yürüme iradesi bakımdan da ortak birtakım politikaların  paylaşıldığı bir mekanizmadır. Her iki parti de buna saygı göstermektedir. Cumhur  İttifakı güçlenerek yoluna devam etmektedir."

Bir gazetecinin TÜSİAD'ın, "Ekonomik ve demokratik reform gündemine  odaklanmamız gereken bu dönemde seçim ortamına geri dönmek kaygı vericidir"  şeklindeki açıklamasına yönelik değerlendirmesinin sorulması üzerine Ömer Çelik,  "Maalesef TÜSİAD'da da aynı sendrom var. TÜSİAD, YSK'nin yetkilerine sahip bir  kurum değil fakat TÜSİAD sürekli kaygılanmakla meşgul bir kurum. Her ne siyasi  tartışma olsa kutuplaşmaktan, kaygıdan bahsediyor. Türkiye'nin reform süreciyle  ilgili ekonomiye odaklanmasıyla ilgili herhangi bir aksama yok. Türkiye hem  İstanbul seçimini yapabilecek hem reform sürecine odaklanabilecek hem ekonomiyle  ilgili hem demokratikleşmeyle ilgili süreçleri güçlü bir şekilde ilerletebilecek  bir ülke." diye konuştu.

"Biz terörle mücadelenin en zor, en çetin olduğu zamanlarda bu  reform süreçlerini işletmişiz." ifadesini kullanan Çelik, sözlerini şöyle  sürdürdü:

"Yani şunu mu demek istiyor? Herkes bu şekilde konuştuğu zaman 'bütün  bu şüpheleri, hukuki haklarınızı bir kenara bırakın, bütün bu usulsüzlüklere rıza  gösterin biz sizin demokrat olduğunuza karar verelim o zaman da sizin ekonomik  davranışlarınızla ilgili iyi not verelim.' böyle bir yaklaşım olabilir mi?  TÜSİAD, ne YSK'nin hangi süreci nasıl bir gerekçeyle yönettiği konusunda bilgi  sahibidir ne bizim YSK'ya sunduğumuz belgeleri incelemiş durumdadır. Tam tersine  Türkiye'de millet iradesi adına karar veren Yüksek Seçim Kurulunun hukuk  temelinde ortaya koyduğu bir kararın ve netice olarak millet iradesine başvurmak  üzere seçime gidilecek olmasının TÜSİAD gibi bir kurumda kaygı uyandırması bizim  açımızdan kaygı vericidir. Demokratik, hukuki süreçlere saygı bekliyoruz, bu en  çok iş dünyasının işine gelir. İş dünyasının herhangi bir meselesini aksatmayacak  bu seçimler ama bütün kurumlar birbirinin işine karışmaya başlarsa o zaman asıl  kaygı duyulması gereken mesele o olur."

"Seçim kampanyamızda radikal bir değişiklik yapmayacağız"

Sözcü Çelik, seçim sonrası öz eleştiri yaptıkları hatırlatılarak,  "Bu çerçevede seçim kampanyasını değiştirecek misiniz, nasıl bir seçim kampanyası  izleyeceksiniz?" şeklindeki bir başka soru üzerine, her seçimden sonra siyasi  partilerin öz eleştiri yaptıklarını söyledi.

Kendilerini çok sıkı eleştiren bir parti olduklarına işaret eden  Çelik, seçim sonuçlarıyla ilgili öz eleştirileri yaptıklarını, bunun en temelinde  de ellerinde olan yerleri neden kaybettikleri, alabilecekleri yerleri neden  alamadıkları ve aldıkları yerlerde de oyu neden daha fazla artıramadıkları gibi  konuların yer aldığını dile getirdi.

Ömer Çelik, "Bunları tabii ki değerlendireceğiz ama dün ve bugün  birbirinden farklı, 15 gün önceyle 15 gün sonrası da birbirinden farklı. Tabi ki  seçim çalışmamızda seçim kampanyamızda radikal bir değişiklik yapmayacağız ama  tabi ki birtakım 15 gün öncesiyle 15 gün sonrasının psikolojisi, ortamı farklı,  yeni bir karar ortaya çıktı, bununla ilgili çalışmalarımızı Cumhurbaşkanımız,  Genel Başkanımız MYK'de birimlere talimat vermiştir. Hangi birim İstanbul  seçimleriyle ilgili olarak ne yapacağının talimatını almıştır ve çalışmaya  başlamıştır." dedi.

Seçimler sonuçlanıncaya kadar İstanbul Büyükşehir Belediye  Başkanlığını kimin yürüteceğine ilişkin bir başka soru üzerine ise Çelik, "5393  sayılı Belediye Kanununun 45-46. maddeleri bunu açıklıyor. Mazbata iptali söz  konusu olduğunda normal şehirlerde valinin yetkisine geçiyor, büyükşehirlerde  İçişleri Bakanlığının yetkisine geçiyor." ifadesini kullandı.

Sözcü Ömer Çelik, Keskin ve Yusufeli'nde kaymakam atandığını  anımsatarak, "Dolayısıyla büyükşehir söz konusu olduğu ve mazbata iptali söz  konusu olduğu için 5393 sayılı kanunun 45-46. maddesine göre İçişleri Bakanlığı  yetkilidir, onlar birini görevlendireceklerdir. İçişleri Bakanımızın uhdesindedir  bu süreç." diye konuştu.

Bir gazetecinin, "YSK'nin kararına göre aynı zarftan çıkan oy  pusulalarından yalnızca bir tanesinin iptal edilmesine ilişkin değerlendirmenizi  alabilir miyiz?" sorusu üzerine Çelik, ilçelerde de başvuruları bulunduğunu ancak  bu başvurularına yönelik olumsuz kararların çıktığını hatırlattı.

Ömer Çelik, "Bizim önümüzdeki karar bizi bağlayan bir karar. Bununla  ilgili bir sürü belge verdik biz, çeşitli ilçelerle ilgili, bahsettiğiniz  konularla ilgili belge verdik ama sonuç olarak bu kararı verdi YSK. Burada tabi  ki o itirazlarımızla ilgili olumsuz karar çıkmasından memnuniyet duymuyoruz ama  karara uymak durumundayız. Bu karar itirazlarımıza uygun bir karar olmuştur  bundan memnuniyet duyuyoruz, buna da uyacağız. Ama bu bahsettiğiniz konularla  ilgili verdiğimiz belgeler, bilgiler, karşı tarafın verdiği belgeler bilgiler  için de bunu YSK'nin gerekçeli kararında net bir şekilde göreceğiz. Bizim pek çok  itirazımız reddedildi, bu itirazımız kabul edildi. Dolayısıyla biz bu sonuçla şu  anda bağlıyız, bu sonuç çerçevesinde hareket edeceğiz." değerlendirmesinde  bulundu.

TBMM'nin seçim sürecinde çalışıp çalışmayacağına ilişkin soru üzerine  Çelik, Meclis'in çalışma takviminin kendi takdirinde olduğunu, kendisinin bir şey  söylemesinin doğru olmayacağını söyledi.

Ömer Çelik, Meclis'in önünde önemli konular bulunduğuna dikkati  çekerek, "Arkadaşlarımız bir çalışma üzerindeler, tabi diğer partilerle de bunu  paylaşacaklar ama tabi ki Meclis'in yapacağı işler var, Meclis çalışacak. Bizim  parti olarak görüşümüz Meclis'in belli bir dönem çalışması yönünde." şeklinde  konuştu.

"Yolumuza devam ediyoruz"

"Seçimde AK Parti'nin adayının tekrar Binali Yıldırım olup olmayacağı"  ile ilgili soruya Çelik, "Bu konuda bir gündemimiz yok, yolumuza devam ediyoruz."  karşılığını verdi.

AK Parti Sözcüsü Çelik, seçimin yenilenmesinde sandık kurullarındaki  usulsüzlüklerin gerekçe gösterildiği hatırlatılarak, muhalefetin sandık  kurullarıyla ilgili eleştirilerinin belirtilmesi üzerine, kendilerinin  itirazlarda bulunduklarını ve belgeleri teslim ettiklerini ifade etti.

Burada öne çıkan birkaç nokta bulunduğunu belirten Çelik, "Yüksek  Seçim Kurulunun karar verdiği bir konu ve o konunun içeriğiyle ilgili benim yorum  yapmam doğru olmaz. Ben Yüksek Seçim Kurulunun bu kararı nasıl bir gerekçeli  karara dayandıracağını görmüyorum sadece sonuçla ilgili konuşuyorum." dedi.

Gerekçeli karar yayınlandıktan sonra bu soruya daha ayrıntılı cevap  verebileceğini ifade eden Çelik, şunları kaydetti:

"Bütün bu itirazlar içerisinde elemiş ve Yüksek Seçim Kurulu buna  karar vermiş dolayısıyla şu aşamada bizi bağlayan şey bu. Siyasi polemik  yapacaksak, yürüteceksek tabi bu mesele yürüyecektir. Bizim bazı ilçelerle ilgili  yaptığımız itirazlar, başka noktalarda yaptığımız itirazların kabul görmemesi  gibi noktalar da bizim açımızdan şayanı hayret olmuştur, buna hayret etmişizdir  ama şimdi onu tartışacağımız bir mesele değil. Bizim de mutsuz olduğumuz,  rakiplerimizin de mutsuz olduğu pek çok konu var ama sonuç olarak onlarda hangi  içerikle, hangi yaklaşımla, hangi içtihatla, hangi gelenekle, argümanlarla karar  vermiştir onu şu anda bu açıklamadan göremiyorum ben. O açıklamayı, gerekçeli  kararı okuduğumuz zaman tekrar huzurunuza çıkarız ve o sorularınıza ayrıntılı bir  şekilde cevap veririz."

Ömer Çelik, Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın, "Ekrem İmamoğlu'na bu  süreçte hak etmediği bir popülerliği biz kendi ellerimizle verdik." şeklindeki  ifadelerinin hatırlatılması üzerine, "Biz siyaset yapıyoruz, siyaset konusunda da  tecrübeli bir partiyiz. Biz kendi tezlerimizi aktarıyoruz, görüşlerimizi  aktarıyoruz rakiplerimiz de bu şekilde davranıyorlar. Biz AK Parti olarak kendi  hikayemizi yazmaya devam ediyoruz, kendi hikayemizi güçlendirmeye odaklanıyoruz.  Başkalarının yani rakiplerimizin hangi hikayeler içinde yer aldığı ya da o  hikayelerin reyting düzeyinin ne olduğu bizi çok ilgilendirmiyor. AK Parti kendi  hikayesine odaklı, kendi siyasi hikayesini sürekli olarak kuvvetlendiren bir  partidir." değerlendirmesini yaptı.

Her seçimde olduğu gibi millet iradesine gitme ve milletin  talimatını almanın demokrasiyi güçlendiren bir unsur olduğunu söyleyen Çelik,  seçim sonucunun hayırlı olmasını diledi.

Ramazan ayının bereket ve sükunet içerisinde geçmesini temenni eden  Çelik, "Gazze'den dünyanın başka yerlerine kadar çok acı haberler alıyoruz.  Umarım Ramazan ayında en azından bu acı haberlere ara verildiği bir dönem olur.  Hepimizin duası başta Gazze olmak üzere dünyadaki bütün mazlumlarla beraber."  ifadelerini kullandı.

 

ETİKETLER

ömer çelik haber