AK Parti Sözcüsü Çelik: Türkiye'nin takvimi kısaldı!

AA |  06 Ağustos 2019 Salı - 19:28 | Son Güncelleme : 06 08 2019 - 22:01

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Türkiye'nin takviminin kısaldığını söylemeliyim. Fırat'ın doğusu ile ilgili harekat basit bir polemikle geçiştirilmemeli. Müttefiklerimizden olumlu bir yaklaşım bekliyoruz." dedi.


AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan  başkanlığında parti genel merkezinde Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı devam  ederken basın toplantısı düzenledi, soruları yanıtladı.
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Fırat'ın doğusu ile ilgili belirttiği  gelişmelerin, Türkiye'nin güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda artık adım atma  konusundaki takviminin son derece kısaldığı bir döneme girildiğini gösterdiğini  belirten Çelik, "Tabii Türkiye burada gerek diyalogla, gerek diplomasinin yumuşak  güç unsurlarıyla gerek zorlayıcı diplomasiyle gerektiğinde de fiili güç  kullanarak kendi ulusal güvenliğini savunmada kararlı olduğunu açık bir şekilde  belirtiyor." ifadelerini kullandı.
 
Fırat'ın doğusunda bazı devletlerin destek faaliyetlerinin  teröristlere güvenli liman olacak bir bölge oluşumu yönünde görüldüğüne değinen  Çelik, "Türkiye ise mazlumlara şemsiye olacak, bölge barışına ve dünya barışına  katkıda bulunacak bir güvenli bölge, bir barış koridoru arayışı içerisindedir.  Ulusal güvenliği için ortaya koyduğu bu arayış bölge güvenliği ve dünyanın  güvenliği için de son derece elzemdir." diye konuştu.
 
Türkiye'nin müttefiklerinden son derece olumlu bir yaklaşım  beklediğini bildiren Çelik, şöyle devam etti:
 
"Esasında NATO çerçevesindeki müttefikliğimiz, güvenliğin bölünmezliği  ilkesine dayanır. Burada ittifak dayanışması temeldir, adil bir şekilde risk  paylaşımı olması lazımdır. Dünyanın başka yerlerinde başka devletleri doğrudan  ilgilendiren riskler söz konusu olduğunda NATO dayanışmasının altını yüksek  hassasiyetle çizenlerin, Türkiye söz konusu olduğunda güvenliğin bölünmezliği  ilkesini zedeleyen ittifak dayanışmasının ruhuna karşı hareket eden, Türkiye'nin  yaklaşımını, ulusal güvenliği ile ilgili kaygılarını geri plana itmeye çalışan  yaklaşımlar hiçbir şekilde kabul göreyecektir. Müttefiklik ilişkisine de zarar  verecektir.
 
Güney sınırımızdaki terör bölgesi oluşturulma faaliyetlerine karşı  müttefiklerimizle birlikte Türkiye'nin kontrolünde bir barış koridoru, güvenlik  bölgesi kurmak isteriz ama bu söz konusu olmuyorsa Türkiye'nin önüne sürekli  olarak uzatmalar, bir takım oyalamalar, Türkiye'nin ulusal güvenlik kaygıları  için alınması gereken ihtiyaçları sündürmeye dönük tavırlar söz konusu oluyorsa  da Türkiye, burada kuşkusuz kendi adımını kendi atacak kudrete, kapasiteye  sahiptir. Bugün Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından bunun altı bir kez daha  çizilmiştir. Dolayısıyla Türkiye'nin burada ulusal güvenlik ihtiyacını  karşılayacak şekilde adım atma, bölge mazlumlarına şemsiye olma, bölge ve dünya  barışına katkıda bulunma şeklindeki yaklaşımının takviminin son derece  kısaldığını belirtebiliriz."
 
Türkiye için ulusal güvenlik sorunu
 
Suriye'nin kuzeyindeki durumun Türkiye için büyük bir ulusal güvenlik  sorunu olduğunu herkesin kabul ettiğine işaret eden Çelik, şunları kaydetti:
 
"Ama bunu kabul ettikten sonra bu ihtiyacın karşılanması ile ilgili  atılması gereken adımlar konusunda maalesef yanlış yaklaşımlar içerisine  giriyorlar. Tabii yabancı devletlerin bu tavırlarını anlayabiliriz fakat CHP'den  geçtiğimiz günlerde doğrusu şaşırmaktan usandığımız ama bizi bir kez daha  şaşırtan bir tavır geldi. Fırat'ın Doğusu'na operasyon ifadesi dillendirilmeye  başlandığı andan itibaren, Sayın Cumhurbaşkanımızın bunun daha kuvvetli bir  şekilde altını çizmesinden sonra CHP yönetimi, Fırat'ın doğusuna bu hazırlıklarla  ilgi, 'Sırada seçim mi var, saf mı sıklaştırılmaya çalışılıyor?' şeklinde son  derece basiretsiz, Türkiye'nin milli güvenlik ihtiyaçlarına karşı saygısız bir  ifade kullandı.
 
Uzun zamandır ifade edilen ve ortada fiili bir durum olan bu konu  hakkında meseleyi, 'Seçim mi var, saf mı sıklaştırılıyor' gibi basit bir  polemikle geçiştirmeye çalışmak insanın aklına başka şeyler getiriyor. Niye  Türkiye, Suriye ile ilgili güvenlik ihtiyaçlarını gidermek için her adımı  attığında Suriye'den önce CHP yönetiminde bir tansiyon yükselmesi oluyor? Ne için  bu kadar stresli açıklamalar yapıyorlar? Doğrusu bu giderek daha dikkat çekmeye  başlamıştır. Bu son açıklama bunun doruk noktası haline gelmiştir."
 
"Bütün partilerin milli duruş sergilemesi elzemdir"
 
AK Parti Sözcüsü Çelik, CHP'ye yönelik eleştirilerini şu sözlerle  sürdürdü:
 
"Daha önce de bizzat genel başkanları (Kemal Kılıçdaroğlu), Suriye'nin  kuzeyinden Türkiye'ye herhangi bir tehdit olmadığını, YPG'nin Türkiye'ye  saldırmayacağı gibi bir takım açıklamalar yapmıştı. Halbuki çok canımızı yakan  Ankara Garı patlamasının kuzey Suriye'den topraklarımıza giren birtakım  unsurlarca gerçekleştirildiği ortaya çıktı. Dolayısıyla bu durumda tabii ki  TBMM'deki bütün partilerin milli bir duruş sergilemesi elzemdir fakat CHP'nin  sürekli olarak frenleyici, şaşırtmacaya dönük olarak gündemi başka odağa  kaydırmaya yönelik olarak bu şekilde bir açıklama yapması maalesef üzücüdür.
 
Bu açıklamaları yapanlar, böyle bir milli duruştan, hassasiyetten  yoksunsalar bile orada görev yapan TSK unsurlarına buradan verilen mesajların  öneminin farkında olmalıdırlar. Allah'a şükür ordumuz, dünyada moral ve  motivasyonu en yüksek ordudur. Buradan gidecek güçlü mesajlar, onların bu güçlü  moral motivasyonuna katkı sağlayacaktır. Buradan yapılacak açıklamaların, oradaki  askerimizi nasıl etkilediği, bu operasyona katılacak askerlerimizi nasıl  etkilediği dikkatli bir şekilde düşünülmelidir. Bütün milletimiz, TSK  unsurlarının arkasındadır."
 
Erken seçim iddialarına da cevap veren Ömer Çelik, "Türkiye'nin önünde  seçim yok. Türkiye dış politikadaki ihtiyaçlarını, iç politikadaki reform  süreçlerini sürdürmeye kararlı." şeklinde konuştu.
 
CHP yönetimi tarafından "Orta Doğu'nun meselesi Orta Doğu devletleri  tarafından çözülmelidir." şeklinde açıklamalar yapıldığını hatırlatan Ömer Çelik,  bu açıklamayı "basiretsiz" olarak değerlendirdi.
 
Bu yaklaşımın Orta Doğu'nun gerçeğine ve bölgedeki şu anki fiili  duruma aykırı olduğunu ifade eden Çelik, dünyada ne kadar güçlü devlet varsa şu  anda bölgede faaliyet gösterdiğine dikkati çekti.
 
Türkiye'ye Irak'tan ya da Suriye'den kaynaklanan terör tehdidini  bertaraf etmek için bu sorunun çözümünü hangi Orta Doğu devletine havale etmek  gerektiğini soran AK Parti Sözcüsü Çelik, "CHP yönetiminin tipik oryantalist  yaklaşımdan" uzaklaşmasının hiçbir zaman mümkün olmadığını savundu.
 
"Tehlikeli bir virüs"
 
Bunun bir zamanlar Türk dış politikası yazılımına zorla sokulmaya  çalışılmış bir virüs olduğunu vurgulayan Çelik, "Dünyanın bütün devletleri  oradayken Türkiye'nin orada olmasını yadırgamak, dünyanın bütün devletleri  oradayken Türkiye'nin oraya sırt dönmesini teklif etmek son derece tehlikeli bir  virüstür. Türkiye bunları geride bırakmıştır. Bu, geride bırakmayanların  sorunudur." diye konuştu.
 
Ne zaman bir projenin açılışı yapılsa CHP yönetiminin aynı polemikleri  gündeme getirdiğine işaret eden Ömer Çelik, CHP'nin ittifak ortaklarının "yola,  köprüye, camiye ne gerek var?" şeklinde açıklamalar yaptığını anlattı.
 
Doğrudan kamu yatırımı yanında kamu-özel iş birliğiyle  gerçekleştirilen projelerin hayata geçirildiğinin altını çizen Çelik, Türkiye'nin  yatırım ihtiyaçlarının karşılanması için uygun olan yatırım modelleriyle  projelerin hayata geçirildiğine değindi.
 
"Bu işletmeler devlet için bir kazanım"
 
Bu işletmelerin devletin malı ve kazanımı olacağını kaydeden AK Parti  Sözcüsü Çelik, bu projelerin bütçe ödenekleriyle yapılmaya çalışılsa, bugün  yapılan pek çok projenin ya eksik kalacağını ya da birçoğunu  gerçekleştiremeyeceklerini dile getirdi.
 
Önemli olanın Türkiye'nin önünün açılması olduğuna dikkati çeken  Çelik, "15 yılda yapılmayan işlerin bir kısmının 1-2 yıl içerisinde yapıldığını,  50 yılda yapılamayacakların AK Parti iktidarları döneminde gerçekleştirildiğini,  uzun mesafelerin çok kısa zamanda yüründüğünü görüyoruz. Bunun arkasındaki sır,  bahsettiğimiz bu yatırım modellerinin kullanılmasıyla, CHP'nin sürekli olarak  karşı çıktığı bu yatırım modellerinin devreye sokulmasıyla elde edilen  sonuçlardır." şeklinde konuştu.
 
"İslam düşmanlığı tüm ülkeleri tehdit ediyor"
 
ABD'de Teksas ve Ohio'da meydana gelen saldırılarda hayatını  kaybedenler için başsağlığı dileyen Ömer Çelik, Teksas saldırganının, Yeni  Zelanda'daki terör saldırısını gerçekleştiren saldırgana selam gönderen  açıklamalarına dikkati çekti.
 
Çelik, "Teksas saldırganı ile Yeni Zelanda saldırganının ideolojisi  arasında güçlü bağın ortaya çıkması, bizi bu konularda daha ciddi kafa yormaya  sevk etmelidir. İslam düşmanlığı tüm ülkeleri ve dinleri tehdit ediyor."  değerlendirmesinde bulundu.
 
Yeni Zelanda'daki terör saldırısını gerçekleştirenlerin yayımladığı  bildiriyi anımsatan AK Parti Sözcüsü Çelik, "Birilerinin, bu İslam düşmanlığı  meselesinin sadece Müslümanları ilgilendiren bir mesele gibi sunup, 'beyaz  ırkçılık' dediğimiz bu ırkçı saldırganlığı, bu aşırı sağcılığı el altından  desteklemesinin nelere yol açtığı görülmektedir. Aynı ırkçılık bugün gidip  Teksas'ta masum insanları öldürmektedir." ifadelerini kullandı.
 
"İslam düşmanlığı, insanlığa düşmanlıktır"
 
Çelik, Yeni Zelanda'daki saldırıda seslerinin çıkarmayanların,  Teksas'taki saldırıdan sonra "beyaz ırkçılığın mücadele edilmesi gereken bir  nokta" olduğuna geldiklerini belirterek, bu meseleyle ilkeli bir şekilde mücadele  etmek gerektiğine değindi.
 
"İslam düşmanlığı, Müslümanlara düşmanlık değildir sadece. İslam  düşmanlığı, insanlığa düşmanlıktır, insanlığın tüm değerlerine düşmanlıktır."  yorumunu yapan Ömer Çelik, siyasilerin cesaretlendirmesinin, ırkçıların bu  eylemlere imza atmasındaki atmosferi oluşturmakta büyük bir rol sahibi olduğuna  dikkati çekti.
 
Çelik, "Siyasetin ve birtakım aşırı sağcı, ırkçı medya gruplarının bu  nefret dilinin gelip Yeni Zelanda'da Müslümanları vurduğu gibi Teksas'ta  Hristiyanları vurduğunu görüyoruz. Buna karşı topyekun bir mücadele ortaya  koyulması gerekir. İslam düşmanlığı, antisemitizm, ırkçılık, göçmen düşmanlığı,  aşırı sağcılık, bütün bunlara 'nefret ideolojisiyle mücadele' başlığı altında  bütün din mensuplarının, medeniyet mensuplarının ortak bir tavırla karşı durması  gerekir." çağrısında bulundu.
 
"Türkiye'nin ekseni Ankara'dır"
 
Bu seneki 11'inci Büyükelçiler Konferansı'nın ana temasının "Yeniden  Asya Açılımı" olduğunu kaydeden AK Parti Sözcüsü Çelik, "Eksen kayması  tartışmalarının gündeme geldiğini görüyoruz. Türkiye'nin ekseni şurası ya da  burası değildir. Türkiye'nin ekseni Ankara'dır. Türkiye'nin milli çıkarları  Ankara'dan verilen kararlarla belirlenir. Ankara'dan verilen kararlarla Türkiye  yönetilir. Türkiye'nin eksenini Batı'daki herhangi bir ülkenin başkentinde  görenler, Türkiye milli bir politika ürettiği zaman bunu 'eksen kayması' olarak  ifade ederler." şeklinde değerlendirmede bulundu.
 
Dünyanın artık sabit eksenler üzerinde dönmediğini ifade eden Çelik,  dünyanın bilinen ittifaklarının artık çatladığını, artık dikiş tutmadını,  dikişlerinin söküldüğünü anlattı.
 
Türkiye'nin müttefik ilişkilerinin kıymetine vurgu yaptığını  hatırlatan Ömer Çelik, "Bütün müttefiklik ilişkilerinin, ittifak ruhuna dayalı  bir şekilde terörle mücadele konusunda ilkeli bir şekilde yürütülmesi gerektiğini  net bir şekilde ortaya koymaktadır. Buna uymayanları, bu çelişkiyle karşı karşıya  getirme vazifesini sürdürmektedir. Türkiye'nin ekseni Ankara'dır." ifadesini  kullandı.
 
Türkiye'nin NATO, OECD, AB, Avrupa Konseyi'ndeki önemli rollerinin  devam edeceğini kaydeden Çelik, "Aynı zamanda dünyanın çeşitli yerlerindeki  dinamizme katkı sağlayacak şekilde, bu dinamizmin seyircisi değil, aktörü olacak  şekilde Türkiye inisiyatif almaya devam edecektir." diye konuştu.
 
Çin'den Türkiye'ye kadar olan coğrafyayı "kadim ilişkilerin bulunduğu  bir coğrafya" olarak nitelendiren Çelik, "İpekyolu stratejilerinden tutun da  ekonomik ilişkilerin canlandırılmasına kadar büyük bir siyasi, kültürel, ekonomik  ajandayı kararlılıkla takip ediyoruz. 'Yeniden Asya' demek bu ilişkilerin daha da  yoğunlaştırılması demektir. Bu, temel ittifaklarımızla kurucusu olduğumuz  örgütlerle herhangi çelişki teşkil etmez. Tam tersine dünya barışına daha çok  katkı sağlar." şeklinde konuştu.
 
Suriyeli sığınmacılarla ilgili son dönemdeki tartışmalara ve sosyal  medyada üretilen yalan haberlere dikkati çeken Çelik, "Yaptığımız iş doğrudur.  Tarih boyunca yaptığımız gibi mazlumlara kucak açtık ve bunu bir onur, şeref  levhası olarak taşıyoruz. Bunu da gelecek kuşaklara bir onur levhası olarak  devredeceğiz." ifadesini kullandı.
 
"Türkiye'nin bir göç krizi yoktur" diyen Çelik, bunun yönetilmesi  gereken bir mesele olduğunu vurguladı.
 
"Irkçılık" yakıştırmalarının son derece yakışıksız olduğuna değinen  Çelik, sadece sorun alanlarının yönetilmesiyle ilgili yapılan birtakım  düzenlemelerin, hem Suriyeli sığınmacıların rahatı hem de toplumda rahatsızlık  çıkmaması için elzem olduğunu aktardı.
 
Sürecin İçişleri Bakanlığı tarafından evrensel standartlara uygun  olarak insani biçimde ve dirayetle yönetildiğini dile getiren Çelik, bu konuda  herhangi bir sorun olmadığının altını çizdi.
 
Yanlış bilgilendirilenleri Türkiye'ye davet etti
 
Bu konuda yapılan dezenformasyonların dünyada yoğun bir şekilde  yaygınlaştığına dikkati çeken Çelik, Mustafa Yakub isimli karikatüristin çizdiği,  "Türkiye'deki mültecilere kötü davranıldığını" anlatan karikatürü örnek gösterdi.
 
Çelik, gelen tepkiler üzerine Yakub'un "Türkiye'ye karşı bir ön yargım  yok" şeklinde açıklama yaptığını ve 15 Temmuz darbe girişimini anlatan bir  karikatür çizdiğini ifade etti.
 
Karikatürist Hikmet Tüfekçi'nin çizdiği karikatürü de örnek gösteren  Çelik, Türk bayrağının hilalini ölümden kaçan insanlara kalkan olduğunu gösteren  çizimi basın mensuplarına gösterdi.
 
Türkiye'nin mazlumların koruyucusu olduğunu belirten Çelik, bu konuda  yanlış bilgilendirilenleri, yapılan insani faaliyetleri doğru şekilde görmek için  Türkiye'ye davet etti.
 
"Türkiye insanlığın vicdanıdır" ifadesini kullanan yapan Çelik,  Türkiye'nin bu konuda eleştirilmesinin vicdanen, siyaseten, ahlaken ve madden  üzerine düşenleri yapmayanların kara propagandasından ibaret olduğunu dile  getirdi.
 
Ömer Çelik, şöyle devam etti:
 
"Vatandaşlarımızı tahrik etmek için bu sığınmacılara yaptığımız ev  sahipliğinin, vatandaşlarımızı fakirleştirdiği, vatandaşlarımızın önündeki  birtakım imkanları azalttığı şeklindeki ya da sadece suç oranlarının bunların  gelmesiyle çoğaldığı şeklindeki birtakım yaklaşımlar elimizdeki verilerle  örtüşmemektedir. Çoğu kara propaganda olarak önümüze gelmektedir. Şimdiye kadar  yaptığımız işin doğruluğunu ve ahlakiliğini örtbas edecek yaklaşımlardan  hassasiyetle uzak durmaya devam edeceğiz."
 
"Çok yüksek bir hassasiyete sahibiz"
 
Sosyal medyada Kaz Dağları'ndaki altın arama faaliyetlerine ilişkin  paylaşımların olduğunu hatırlatan Çelik, "Kaz Dağları ya da Türkiye'nin herhangi  bir yerindeki çevre meselesiyle ilgili olarak çok yüksek bir hassasiyete  sahibiz." dedi.
 
Çevre konularında gündemi her zaman yakından takip ettiklerini ve  gerekli hassasiyeti gösterdiklerini vurgulayan Çelik, en çok övündükleri  konulardan birinin AK Parti hükümetleri döneminde yapılan ağaçlandırma  faaliyetleri olduğuna dikkati çekti.
 
Madenin Kaz Dağları'nda olduğu haberlerini yalanlayan Çelik, medenin  Kaz Dağları'na 40 kilometre uzaklıkta bulunduğunu kaydetti.
 
Çelik, bu bölgede pek çok madenin olduğunu, bölgede geçmişte de  ağaçların kesildiğini hatırlatarak, "Burada kesilen ağaçların yerine tamamı  miktarınca fidan başka bir alana dikilmiştir. Söz konusu firmanın sözleşmesi  gereği burada yapılacak işlemler bittikten sonra buranın ağaçlandırılması da tam  olarak gerçekleştirilecektir." diye konuştu.
 
Burada daha önce yapılan maden aramalarından sonra gerçekleştirilen  rehabilitasyon çalışmalarından örnekler veren Çelik, konuşmasına şöyle devam  etti:
 
"Söz konusu yer Kaz Dağları'na 40 kilometre uzaklıkta. Bu izinler,  iktidarlarımız öncesinde, 2001 yılında verilmiş. Mimarlar Odası üyesi olan  CHP'den de defalarca milletvekili adayı olmuş bir şahıs tarafından SİT izninin  kaldırılması sağlanmış. Bizden önce kaldırılan bir SİT izni söz konusu. Burada 13  bin civarındaki kesimin yerine 195 binden bahsediyorlar, doğru değildir. 14 bin  civarında yeni ekim yapılmıştır. Sadece bu sene Çanakkale'de 2,5 milyon fidan  dikilmiştir. Siyanürle ilgili söylenenlerin doğru olmadığını açık bir şekilde  uzmanlar söylüyor. Siyanürle arama, çıkarma gibi bir işlem kesinlikle söz konusu  değil. Ayrıştırma ile ilgili işlemler zaten kapalı havuzlarda, izole yerlerde,  kapalı mekanlarda gerçekleştiriliyor. Dolayısıyla doğru bilgilendirme çok  önemli."
 
"Vatandaşların hassasiyeti manipüle ediliyor"
 
Vatandaşların çevre hassasiyetine son derece saygılı olduklarının  altını çizen Çelik, birtakım radikal grupların, çevrecilik hassasiyeti adı  altında vatandaşların bu hassasiyetini manipüle etmeye çalıştığı uyarısında  bulundu.
 
Çelik, bu manipülasyon neticesinde, olay çevre meselesinden çıkarılıp  hükümetle siyasi mücadeleye dönüştürülmeye çalışıldığını dile getirdiği  konuşmasını şöyle sürdürdü:
 
"Çevreci dostlarımız şundan emin olsunlar, kendileriyle her zaman  beraberiz. Partimizde çevre birimiyle ilgili özel bir başkanlık vardır. Gerçek  çevreci dostlarımıza kapılarımız her zaman, 24 saat açıktır. Herhangi bir diyalog  eksikliği söz konusu değildir. Birtakım radikal grupların yalan haberlerle  bilgilerle ortaya koyduğu manipülasyonlarla oradaki durumun bir alakası yoktur.  Gereken hassasiyet gösterilmektedir. Birçok izin vermişiz bu konularla ilgili.  Verdiğimiz izinler esasında bu çevresel hassasiyetin korunmasıyla alakalı olarak  bir takım yaklaşımları içeriyor. Birincisi, bütün yapılan işlemlerin çevresel  etki değerlendirmesi raporuna uygun bir şekilde olduğunu bizzat takip edeceğiz.  ÇED raporuna aykırı herhangi bir işleme izin verilmeyecektir."
 
"Takipleri yapılacak"
 
Maden arama bölgesinde Atıkhisar Barajı'ndan içme suyu kullanıldığı  haberlerinin de doğru olmadığını aktaran Çelik, bu bölgede yüzey sularının  kullanılacağını, bu yetmediğinde firmanın gölet yapacağını bildirdi.
 
Çelik, ticari faaliyetler gözetilirken verdikleri ruhsatların ÇED  raporuna uygun olarak hayata geçirileceğini, ormanla ilgili ortaya konulan  prensiplere uygun takiplerin yapılacağını anlattı.
 
Çevreyle ilgili hassasiyeti olan insanların yanında olduklarını  vurgulayan Çelik, bölgede maden arama faaliyeti yapan firmanın, vatandaşları  bilgilendireceğini söyledi.
 
"Bu SİT iznini kaldıran kişisi Mimarlar Odası üyesi olduğunu  bilmiyorlar mı? Orada çeşitli ruhsatlar devlet tarafından verilirken, aynı  zamanda itfaiye ruhsatı ve benzer ruhsatların CHP'li belediyeler tarafından  verildiğini bilmiyorlar mı?" diye soran Çelik, çevre konusunda hassasiyet  gösteren vatandaşların başlarının üstünde yerinin olduğunu ifade etti.
 
CHP'ye eleştiri
 
AK Parti Sözcüsü Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Bir  ülkeyi yöneten insan kendi ülkesinin toprağına galoşla basmaz" eleştirisine  yönelik soru üzerine şu yanıtı verdi:
 
"CHP Genel Başkanının bir taziye evine girerken taziye evine  geleneklerimizin tamamen dışında, ananelerimizin tamamen dışında galoşlar  giymesi... Cumhurbaşkanımızın halkımızla ilişkisini Cumhurbaşkanımızın halkın  içinden bir lider olmasını, Cumhurbaşkanımızın halkımızla iç içe olmasını  eleştirecek son kişi CHP Genel Başkanıdır. Cumhurbaşkanımızla halkımız arasında  bir perde yoktur, bir filtre yoktur, herhangi bir ayrım ve mesafe yoktur. O günkü  tören sırasında gerçeklemiş bir olay. Sürekli olarak vatandaşımızın  sofrasındadır, evindedir. Fakat orası Cumhurbaşkanımızı bahsettiği yer  Kılıçdaroğlu gösteriyor bir tarla, kendisi taziye evine giriyor bu şekilde. Bir  kişinin cenazesiyle ilgili bir taziyeye gidiyor, eve galoşla gidildiği görülmüş  müdür?"
 
CHP tarafından TBMM Başkanlığına sunulan "Siyasi Ahlaksızlıkla  Mücadele ve Siyasi Etik Kanunu Teklifi"nin sorulması üzerine Çelik, şöyle  konuştu:
 
"Siyasi etik, siyasi ahlak siyasetin nefes aldığı alandır. Siyaset  sandıkta kurulur, etikle nefes alır. Bu konuda herhangi bir tereddüt yoktur.  Tabii onların ne getireceğini görmek lazım fakat bu konudan en çok bahsedenlerin  siyasi etik dediklerinde sürekli olarak bunun altına başka maddeler başka tür  hesaplaşmalar ve başka tür manipülasyonlar yerleştirdiklerini de gördük.  Getirdikleri zaman arkadaşlarımız bakarlar grupta. Fakat herhangi bir odağın  herhangi bir partinin ya da kurumun siyasi etikle ilgili bir laf etmesi için önce  siyasi etik konusundaki kendi siyasetindeki toksinleri bir atması lazım, ciddi  bir detoks gerekir burada. Bunun da başlangıcı CHP için bence İş Bankası  hisselerini Hazine'ye devretmeleri olur."
 
Çelik, yaklaşan Kurban Bayramı'na ilişkin Arakan, Uygur Türkleri ve  Suriye başta olmak üzere bu coğrafyalarda yaşanan gelişmeleri takip ettiklerini  belirterek, "Bütün mazlumlara hayırlar getiren, zulmün azaldığı, zulmün kalktığı  bir dönem için bir umut olan bir bayram geçirmemizi herkes için temenni  ediyoruz." ifadesini kullandı.