AK Parti Sözcüsü Çelik'ten önemli açıklamalar

AA |  27 Nisan 2019 Cumartesi - 17:26 | Son Güncelleme : 27 04 2019 - 19:28

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik Kızılcahamam kampında gündeme dair açıklamalarda bulundu. Çelik : "CHP yöneticilerinin saldırıyla, şiddetle bir derdi yok. Tek yapmaya çalıştıkları bu eylemin arkasında AK Parti'yi göstermeye çalışmak." dedi.


AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Sayın Cumhurbaşkanımız  vaktinin elverdiği ölçüde bütün büyükşehir belediye başkanlarıyla teke tek  görüşecek, heyetler halinde her bir ille ilgili olarak. Ayrıca artakalan  illerdeki belediye başkanlarıyla da bu görüşmeleri gerçekleştirecek. Dolayısıyla  illerdeki arkadaşlarımız, belediye başkanlarımız Sayın Cumhurbaşkanımıza, Genel  Başkanımıza kendi illerinin durumunu yansıtma imkanını bu şekilde  bulabilecekler." dedi. 

Çelik, Kızılcahamam Eliz Hotel'de düzenlenen AK Parti 28. İstişare ve  Değerlendirme Toplantısı devam ederken basın mensuplarına kampa ve gündeme  ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kampın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmasıyla başladığını  anımsatan Çelik, yerel seçimden çıkıldığı için bu kampın daha yoğun olarak  belediye başkanlarıyla gerçekleştirildiğini, bu çerçevede Genel Başkan Yardımcısı  Mehmet Özhaseki tarafından Türkiye genelinde yerel seçim dinamiklerinin nasıl  algılandığı yönünde kapsamlı bir sunum ve değerlendirme yapıldığını belirtti.

Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan'ın sunumunda da şehirlerin  beklentilerine ilişkin kapsamlı analiz yapıldığını, illerin fotoğrafının bu  açıdan da çekildiğini ifade eden Çelik, bu paylaşımlar neticesinde ortaya çıkan  tablonun şehirlerle ilgili bundan sonra ortaya konulacak politikalar,  vatandaşların taleplerine verilecek yanıtlarla ilgili resmin şekillenmesine  yardımcı olduğunu dile getirdi.

Çelik, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun da kapsamlı bir sunum  gerçekleştirdiğini, bunun içerisinde belediyelerle olan ilişkiler, belediyelerin  çeşitli yerlerde görülen, istatistiklerle ortaya çıkan yaptıkları hatalar, kent  hayatını doğrudan ilgilendiren uyuşturucuyla mücadele, deprem ve benzeri  konularda beraberce neler yapılabileceğinin yer aldığını kaydetti. Ömer Çelik,  Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum'un sunumunun devam ettiğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın belediyelerin demokrasiyi yerelden inşa eden  unsurlar olmasından dolayı iki açıdan bu çalışmalara büyük bir önem verdiğini  aktaran Çelik, bunlardan birinin insan yönetimi ve hizmetlerin kaynak israfı  olmaksızın etkili şekilde yürütülmesi, ikincisinin de kentlerin rant değil değer  üretmesi olduğunu ifade etti.

İnsanların mutluluk katsayısını artıran, vatandaşla yerel yönetim  arasındaki ilişkinin doğru kurulduğu yapılar olmasının önemine de işaret eden  Çelik, şöyle konuştu:

"Sayın Cumhurbaşkanımız vaktinin elverdiği ölçüde bütün büyükşehir  belediye başkanlarıyla teke tek görüşecek, heyetler halinde her bir ille ilgili  olarak. Ayrıca artakalan ildeki belediye başkanlarıyla da bu görüşmeleri  gerçekleştirecek. Dolayısıyla illerdeki arkadaşlarımız, belediye başkanlarımız  Sayın Cumhurbaşkanımıza, Genel Başkanımıza kendi illerinin durumunu yansıtma  imkanını bu şekilde bulabilecekler. Kendileri, İstanbul Büyükşehir Belediye  Başkanlığından geldikleri için, siyasi hayatında önemli bir yer teşkil ettiği  için, buradaki tecrübelerini, belediyecilikle ilgili yaklaşımlarını ayrıntılı  şekilde paylaşıyorlar. Türkiye'de hemen bütün illere defalarca gitmiştir, bu  çerçevede de o illerde geçmişten bugüne gördüğü eksiklikleri paylaştığı gibi iyi  yapılan şeylerin de altını çiziyor. Şu anda son derece dinamik şekilde süreci  yürütüyoruz."

Yarın da sunumlar yapılacağına, bunların da paylaşılacağına dikkati  çeken Çelik, il ve ilçelerden gelen belediye başkanlarından seçim sürecini nasıl  geçirdiklerini ve bundan sonrasına yönelik beklentilerini dinlediklerini  kaydetti. Çelik, "Resmi program bittikten sonra bakanlarımız, tek tek irtibat  numaraları vererek isteyen belediye başkanlarıyla görüşebilecekleri bir trafiği  gece yarılarına kadar gerçekleştirecekler. Dolayısıyla demokrasinin ana hattı  olan yerelden yukarıya doğru bu demokratik hattın işlemesi bakımından son derece  verimli bir kamp programı uyguluyoruz." dedi.

Sri Lanka'daki terör eyleminden sonra oradaki Müslümanlara çok baskı  yapıldığını, bazılarının evlerini terk etmek zorunda kaldığını belirten Çelik,  "Bu hususu yakın şekilde takip ediyoruz. Yeni Zelanda'daki saldırıdan sonra  ortaya çıkan empati kurma, İslam düşmanlığıyla mücadele etme ivmesi yükselmişken  birileri buradaki saldırıları Müslümanların üzerine yıkarak ya da o şekilde  etiketleyerek maalesef Yeni Zelanda'da bir insanlık değeri haline gelen, İslam  düşmanlığıyla, ırkçılıkla, nefretle mücadele etme duygusunu tahrip etmeye  çalışıyorlar, bunun farkındayız. Bu sebeple de bu meseleyi son derece yakından  takip ediyoruz." diye konuştu.

Maalesef Fransa Devlet Başkanı Emmanuel Macron'un kendi ülkesindeki  gelişmelerle ilgili "siyasal İslam" diye bir iç tehditten bahsederek, kavram  kargaşasına yol açabilecek şekilde yorum getirdiğini aktaran Çelik, "siyasal  İslam" sözünün öteden beri bir karartma, örtbas etme faaliyeti olduğunu  söylediklerini ifade etti.

Çelik, "Siyasal İslam diyerek birtakım aşırıları etiketliyorlar,  arkasından bu etiketlemenin sonu gelmiyor." değerlendirmesinde bulundu.

"Yeni Zelanda'daki siyasetçilerin tavrını herkesin örnek alması  gerekir"

Amerika'da bir kişinin Müslüman olduğunu sandığı bir grubun üzerine  aracını sürdüğünü anımsatan Çelik, şöyle devam etti:

"Müslüman olduğunu zannettiği bir grubun üzerine araba sürebilecek tek  başına sapkın kişiler ortaya çıkabiliyor. Birisi siyasal İslam diye bir  karartmadan söz ettiği zaman farkında değiller, esasında siyasal Hristiyanlık,  siyasal Yahudilik gibi doğru olmayan kavramları, bizim kullanılmasını hiçbir  zaman doğru bulmadığımız kavramları davet etmiş oluyorlar. Bugün Macron başta  olmak üzere Avrupalı siyasetçilerin mücadele etmesi gereken şey ırkçılıktır,  aşırı sağdır, nefret politikalarıdır ama bunu örtbas etmek için bununla yeterli  mücadele edemezken örneğin Le Pen'in temsil ettiği zihniyetin Fransa'da ırkçı ve  faşist zihniyetin nasıl ikinci parti olduğuyla ilgili bir değerlendirme yapmazken  siyasal İslam diye bir şeyden bahsederek tamamen kavram kargaşası üretebilecek  şekilde bir örtbas etme faaliyeti çıkıyor.

Bunun, Yeni Zelanda'dan sonra oluşan İslam düşmanlığıyla mücadele etme  duygusunu tahrip etmeye dönük yaklaşımlardan biri olduğunu değerlendiriyoruz. Bu  bakımdan da açık bir şekilde lanetlediğimiz, kınadığımız Sri Lanka'daki bu terör  eylemini hiç kimse Müslümanları taciz etmek için kullanmamalıdır. Yeni Zelanda  Başbakanının, Yeni Zelanda'daki siyasetçilerin tavrını herkesin örnek alması  gerekir. Bunun da altını çiziyoruz."

"Kurul o kararı icra edecektir"

Çelik, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na saldırı sonrasında AK  Parti'den kesin ihraç talebiyle disipline sevk edilen parti üyesi Osman  Sarıgün'ün durumuna ilişkin soru üzerine, "İl Disiplin Kurulu bu meseleye  bakıyor. Biz, ihraç olduğunu açık bir şekilde söyledik. Onun birtakım süreleri  var. O kendi süresi içinde gerçekleşecektir. Normal olarak kurul o kararı icra  edecektir." ifadesini kullandı.

Bu kişinin kesin ihraç talebiyle disipline sevk edildiğini hatırlatan  Çelik, "Buradaki meselemiz, demokratik siyasette şiddete yer yoktur, şiddet  kapısı asla açılmamalıdır. Hiç kimse şiddete başvurmamalı, AK Parti'nin temel  ilkelerindendir." dedi.

"AK Parti'nin görüşü değildir"

Sarıgün'ün, adli kontrol şartıyla serbest kalmasının ardından sosyal  medyada ellerinin öpüldüğü fotoğrafların yer aldığının hatırlatıldığı Çelik,  şunları söyledi:

"Bazı tweetler ben de gördüm. Bazı yaklaşımlar da gördüm. Bizi  bağlayan şey Genel Başkanımızın sözüdür, ne dediğidir. AK Parti'nin gerçek  görüşü, resmi görüşü odur. Ayrıca Genel Başkanımızın yetkilendirdiği kişilerin  onun adına yaptığı açıklamalardır. AK Parti görüşü bu şekilde şekillenir.  Soruluyor, 'Bu gazete böyle manşet attı, bu şahıs böyle bir açıklama yaptı, siz  ne diyorsunuz?' diye. Dolayısıyla şöyle bir şey var, Genel Başkanımızın ortaya  koyduğu görüş bizlerin Genel Başkanımız adına ortaya koyduğu görüşle çelişen şey  demek ki AK Parti'nin görüşü değildir. Bu bizim dışımızda bir görüştür. Kabul  etmediğimiz bir görüştür.

Bunu defalarca söyleme ihtiyacı hissediyoruz. Çünkü resmi kurumları  temsil etmeyen ya da resmen yetkilendirilmemiş kişiler, kendileri adına birtakım  görüşler belirtiyorlar. Bunlar, AK Parti'de siyaset yapmış arkadaşlarımız da  olabilir, halen siyaset yapan arkadaşlarımız da olabilir ama AK Parti'nin  buradaki ilkeleri açıktır. AK Parti'nin görüşünü başta Genel Başkanımızın söyler.  Genel Başkanımızın görüşü, AK Parti'nin görüşüdür. Ayrıca onun adına  yetkilendirdiği kişilerin görüşüdür. Biz, şiddetin her türlüsüne karşıyız. Her  türlü şiddet eylemini kınadığımızı, açık bir şekilde böyle bir eylemin kabul  edilemez olduğunu söyledik. Bununla çelişen birtakım görüşler, konular varsa  kuşkusuz bu AK Parti'nin görüşünün dışındadır. Onunla ilgili  birimlerdeki  arkadaşlarımız değerlendirme yapacaklardır."

"Bölgesel bir toplantı söz konusu değil"

"Doğu ve Güneydoğu belediye başkanlarıyla özel bir görüşme yaptı mı?"  sorusuna Çelik, "Özel bir toplantı gündemimiz yok. Belediye başkanlarımızın  taleplerine göre Sayın Cumhurbaşkanımız, neredeyse vaktinin tamamını  arkadaşlarımızın görüşme taleplerine ayırıyor. Zaten iller, ilçeler, seçim  kampanyası sırasında da görüldü, kendisinin yakinen bildiği yerler. Yeni döneme  dönük talimatları olacaktır. Belediyelerin nasıl davranması, hangi hizmetleri  yapması gerektiğine dair talimatları olacaktır. Zaten onları herhangi bir kağıda,  nota bakmasına gerek yok, ezberinde rahatlıkla söyleyebiliyor." cevabını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın büyükşehir belediye başkanlarıyla bir  toplantısı olabileceğini bildiren Çelik, bölgesel bir toplantının söz konusu  olmadığını söyledi.

"İnsafla ve ahlakla bağdaşmayan açıklamalar"

Çelik, CHP Sözcüsü Faik Öztrak'ın, "AK Parti Genel Başkanı sarf ettiği  sözlerle Sayın Genel Başkanımıza yönelik organize suç girişimini sahiplendi, suça  ortak oldu." açıklamasına ilişkin de şöyle konuştu:

"Bunlar artık insafla ve ahlakla, siyasi bir değerlendirme söz konusu  olmayacak şekilde bağdaşmayan açıklamalar. Bu, birisinin uğradığı saldırıdan  memnuniyet ifadesi, Türk siyasi hayatına CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun  ifadesi olarak geçmiştir. Cumhurbaşkanımızın aracı saldırıya uğradığında bir  koruması ağır yaralandığında söylediği sözü hatırlayın. 'Rüzgar eken, fırtına  biçer' gibisinden o saldırganları meşrulaştıran, cesaretlendiren bir tavır ortaya  koymuştu. Ayrıca Sayın Cumhurbaşkanımız, basın toplantısında da ifade etti.  Bakanlarımız saldırıya uğradığı zaman yaptıkları açıklamaları, o saldırıyı yapan  şahısları nasıl himaye ettiklerini, kendi milletvekilleri aracılığıyla onları  korumaya aldıklarını görüyoruz."

"Tek yapmaya çalıştıkları Cumhurbaşkanımızı suçlamak"

AK Parti'nin şiddete tavır koyduğunu vurgulayan Çelik, olayın  yaşandığı yerde kimsenin olmadığı yönündeki iddiaları yalanladı, bakanların olayı  yatıştırmak için gösterdiği gayretleri anlattı.

Çelik, CHP'nin "Dışarıdan gelenlerin yaptığı bir linç girişimi" olduğu  yönündeki iddialarını hatırlatarak, hakkında suç duyurusunda bulunulanların  tamamının olayın yaşandığı köy ya da yanındaki köyden olduğuna dikkati çekti.

Kılıçdaroğlu'nun geleceğinin haber verilmediğini dile getiren Çelik,  "(Devlet 1,5 saat ortada yoktu) deniliyor. Devlet oradaydı. Elinden geleni herkes  yaptı. Evet, şiddete karşı tavır göstereceksek, gösteriyoruz. Kınanacaktır,  kınıyoruz ama buradan çıkıp da 'organize linç girişimi', bunun başında da  Cumhurbaşkanımızı ya da bizim bakanlarımızı gösterme şeklinde bir yaklaşım,  buradan başka bir tablo çıkıyor. O tablo da şu, kimsenin saldırıyla, bu şiddetle  CHP yöneticilerinin herhangi bir derdi yok. Tek yapmaya çalıştıkları şey bu  eylemin arkasında AK Parti'yi göstermeye çalışmak, Sayın Cumhurbaşkanımızı,  bakanları suçlamak." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu şiddet eylemiyle ilk andan itibaren nasıl  ilgilendiğini bizzat kendisinin bildiğini söyleyen Çelik, "İşi gücü bırakmışlar  'Bunun arkasında siz varsınız' diye insafsızca ve artık bugünkü yaptığı açıklama  ahlak sınırlarının dışında bir açıklama." diye konuştu.

Çelik, terör örgütü meselesinde CHP İstanbul İl Başkanının  beyanlarının ortada olduğunu belirterek, "İnsanlar geçmişte herhangi bir şekilde  hata yapar belki düzeltirler diye düşünüyorsunuz, bir televizyon programında  soruyorlar 'hayır bunlar benim görüşlerimdir, CHP de aynı görüşlere sahiptir'  gibisinden bir açıklama yapılıyor. Peki nerededir CHP Genel Merkezi, nerededir  CHP Genel Başkanı? Biz CHP'nin dile dökmediği, tavır olarak ortaya koymadığı bir  şeyle onu suçlamıyoruz. Bu şehitleri aşağılayan tweetler ortadadır, bu  saygısızlık yapan mesajlar, tavırlar ortadadır." ifadesini kullandı.

"Sosyal demokrasiyle ilgileri yok"

Ömer Çelik, Türkiye'nin yabancı bir devlet ile sorunu olduğunda  CHP'nin hükümetin yanında durmadığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Siz Esad ile görüşmekten, Esad'ı ziyaret etmeye kadar bir sürü  organizasyonun içinde yer alıyorsunuz. 'Suriye konusunu görüşerek halledeceğiz.'  gibi hiçbir diplomatik temeli olmayan sözler söylüyorsunuz. Bu insan bu kadar  kişiyi öldürmüş, bu kadar insan ölümden kaçarak bizim kapımıza sığınmış hala  mülteci meselesini eleştiriyorsunuz. Ben, mülteci meselesini eleştiren birisinin  yaptığı işin, Avrupa'daki aşırı sağcıların yaptığı göçmen düşmanlığı ve nefret  suçuyla aynı şey olduğunu söylediğim zaman, 'Beni nasıl göçmen düşmanlığı ya da  aşırı sağ ile bir tutarsınız?' dememeleri gerekiyor. Çünkü bu cümleleri onlar  kullanıyorlar."

CHP'lilerin açıklamalarının çoğunun hukuk dilinde "göçmen düşmanlığı,  nefret suçu" olarak değerlendirildiğinin altını çizen Çelik, "Siz bu şekilde  siyaset ürettiğiniz, memleketin içinde bu şekilde bir nefret siyaseti yaydığınız  zaman, tabii ki birileri çıkıp size bir şey söyleyecek. Kendilerine 'sosyal  demokrat parti' diyorlar. Söylediklerini yukarıdan aşağı dizdiğiniz zaman  kendilerinin sosyal demokrasiyle ilgileri yok. Bu uygulanan program, bu  yaklaşımlar Avrupa aşırı sağıyla yüzde 90 oranında benzerlik gösteren siyasetler.  Keşke becerebilseler de Avrupa'daki sosyal demokrat partiler gibi insan  haklarına, temel hak ve hürriyetlere saygılı, vesayet ile aralarına mesafe koymuş  partiler olsalar." diye konuştu.

"Dünyanın her yerinde yanlıştır ve suçtur"

Çelik, bir siyasi partinin, vatandaşları ve güvenlik güçlerini  öldürmek için kazılan hendeklere "bizim savunma hakkımız" dediğini hatırlatarak,  "Bu siyasi parti 'biz sırtımızı PKK'ya, YPG/PYD'ye dayadık.' diyor. Bu siyasi  parti sürekli terör propagandası yapıyor. Biz de bu siyasi partiye 'bunu  yapmayın.' diyoruz. Bunlar, terör örgütünü övmek, eylemlerine göz yummak,  tehditlerine göz yummak dünyanın her yerinde yanlıştır ve suçtur." dedi.

Bu partinin terör örgütünden bir milim bile uzaklaşamadığını ve  Türkiye partisi olabilecek şekilde mesajlar veremediğine işaret eden Çelik,  şunları söyledi:

"Kandil'den yapılan çağrılar, bu partinin yaptığı çağrılar, 'CHP'nin  adaylarını Ankara'da ve İstanbul'da biz kazandırdık. Artık buraları biz  yöneteceğiz.' şeklinde oluyor. CHP Genel Başkanından bir şey duymuyorsunuz. CHP  yöneticilerinden bir şey duymuyorsunuz. Dolayısıyla bizim ortaya koyduğumuz  şeyler, kendi kafamızdan ürettiğimiz şeyler değil. Kendilerinin sözleri ve  davranışlarını kendilerine bir ayna tutarak gösteriyoruz. Bunun karşısında bir  şey demiyor, bunları dile getirenleri suçlamaya başlıyor. Kuvayımilliyeden,  Cumhuriyetin kuruluşundan bahsediyorlar. Biz de diyoruz ki, 'Kuvayımilliyenin,  Cumhuriyetin kuruluşunun, yani verdiğiniz referansların zıttına siyaset  yapıyorsunuz."

Ömer Çelik, CHP'lilerin dertlerinin CHP Genel Başkanı Kemal  Kılıçdaroğlu'na yönelik saldırı olmadığını vurgulayarak şu değerlendirmelerde  bulundu:

"Onların tek derdi buradan Genel Başkanımızı ve bizim sorumlu  arkadaşlarımızı suçlayabilecekleri bir kompozisyon çıkarmak. Biz de 'siz kendi  yaptıklarınızla yüzleşin, kendi eylemlerinize bakın.' diyoruz. O bahsettiğiniz  şeyler bize yaklaşmaz, bulaşmaz. Biz Türkiye'de pek çok krizi ve sıkıntılı süreci  yönetmiş deneyimli bir kadroyuz. O gün de istenmeyen bu olay ortaya geldiğinde  hemen kınadık ve bütün birimlerimizle birlikte gerekli güvenliğin sağlanması için  harekete geçildi. Elimizin tersiyle tamamen bir kenara itiyoruz. Son derece ayıp,  yakışıksız ve hiçbir şekilde siyasi ahlakla bağdaşmayan açıklamalar yapıyorlar."

Ömer Çelik'in açıklamalarından önce AK Parti Tanıtım ve Medyadan  Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal da basın çadırına gelerek,  gazetecilerle bir süre sohbet etti.

ETİKETLER