• »
  • Siyaset Haberleri »
  • AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz'dan İstanbul seçimi açıklaması: Organize bir çalışma var

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz'dan İstanbul seçimi açıklaması: Organize bir çalışma var

AA |  17 Nisan 2019 Çarşamba - 0:34 | Son Güncelleme : 17 04 2019 - 0:57

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, 'Bu işte organize bir çalışma var. Biz organize usulsüzlük diyoruz onun için. Ben diyorum ki seçimden önce başlayarak birileri, CHP'yi suçlamıyorum, CHP'nin sadece buradaki duruşu anlamında demokrasiyi arındıran, lekeleri ortadan kaldıran, endişeleri ortadan kaldıran, şaibeleri ortadan kaldıran bir duruş sergilemiyor o başka ama ben CHP'yi suçlamıyorum ama bir el, bir kısım eller seçimden önce başlayarak, sandık başkanları üzerinden bir operasyon yürüttüler adeta.' dedi.


Ali İhsan Yavuz, bir TV kanalında soruları yanıtladı.
 
Seçim öncesinde hem kendisinin hem de Yüksek Seçim Kurulu (YSK)  Başkanı Sadi Güven'in seçimlerin güvenliği olduğu yönündeki açıklamalarının  hatırlatılması üzerine Yavuz, Türkiye'de en güvenilir kurumların başında YSK'nin  geldiğini bugün de söyleyebileceğini belirtti.
 
Sistemin ve mevzuatın iyi olduğunu vurgulayan Yavuz, "Burada bir sorun  yok ama tamamen bu seçimde gördük ki mesele sistem meselesi değil, mevzuat  meselesi değil. O mevzuatta olan hükmü tamamen bertaraf eden, yok eden, yok sayan  ve o çerçevenin tamamen dışına çıkarak seçim sürecini işleten birtakım unsurların  olduğunu fark ettik." ifadelerini kullandı.
 
Yavuz, şöyle devam etti:
 
"İstanbul'da 31 bin 280 sandık var. 31 bin 280 sandığın başına birer  sandık başkanının yerleştirilmesi gerekiyor ve bir de 31 bin 280 sandığın başına  kurul üyesi olarak bir memur üye atanması gerekiyor. 298 sayılı yasanın 22.  maddesi ve 23. maddesi çok açık. Diyor ki, 'İlçede bulunan kamu görevlilerinin  listesini mülki idare seçim kuruluna teslim eder. Seçim kurulu başkanı, o mülki  idarenin teslim ettiği listeden kurayla çeker, sandık çarpı iki kat oranında'.  Neden 2 kat çekiyor. Her ne kadar memur olsa bile engeli olanlar olabilir.  Hastanede olur, yurt dışında olur, hatta kamu görevlisi olmasına rağmen engel bir  hali bulunabilir, mesela polis olmamalı, zabıta olmamalı, asker olmamalı, askeri  personel olmamalı vesaire vesaire. Onun için iki kat oranında çeker ve bu iki  katı oranında çektiği listeden engeli olanları ayırır ve kalanlarını sandık  başkanlığına yerleştirir. Sandık kurulu resmi üyelerini de böyle yapar. Kanun bu  kadar açık ve net.  Peki ne yapıldı? Mülki idare amiri, bir liste teslim etti,  kamu görevlileri listesini. Kamu görevlilerinin listesinin dışına, o listenin  dışına çıktı."
 
"İlçe seçim kuruluna güvenmeyeceğiz nereye güveneceğiz?"
 
Süreçlerin ilçe seçim kurulu nezdinde yürüdüğünü aktaran Yavuz, "İlçe  seçim kurulunun yaptığı işlemin kanunun tamamen dışına çıkıp çıkmadığını ne il  seçim kurulu biliyordu, bu seçimler yapıldıktan bir süre sonrasına kadar, biz  tespit edene kadar ne de biz biliyorduk. Diyeceksiniz ki niye bilmiyorsunuz, niye  takip etmiyorsunuz? Bunlar gizli. Bunlar ilan edilmiyor. Biz ilçe seçim kuruluna  güvenmeyeceğiz de nereye güveneceğiz." şeklinde konuştu.
 
62 bin 560 görevlinin 19 bin 623'ünün kamu görevlilerinin dışından  seçildiğini aktaran Yavuz, "Bunu yapan CHP değil" şeklinde araya girilmesi  üzerine, şöyle konuştu:
 
"Ben CHP demiyorum, CHP'yi suçlamıyorum burada. Aslında 'Demokrasi  olmadan bir şey olmaz, demokrasiyi lekelemeyelim diyor CHP'nin Sayın Genel  Yardımcısı Muharrem Bey (Erkek)'. Aynı şeyi söylüyoruz. Demokrasi lekelenmesin,  demokrasi şaibelerin gölgesi altında kalmasın. Orayı temizleyelim, arındıralım.  Demokrasi bizim en önemli değerimiz. Madem bütün bunlar oldu, daha çok muhalefet  partileri bunu takip etmesi gerekir. Dünyada bu böyle. Maalesef Türkiye'de bu  böyle olmadı, olmuyor."
 
Görevlendirilen kamu görevlileri arasında da engeli olan çok kişinin  bulunduğunu aktaran Yavuz, "Mesela askeri personel var. Aşçı var, şoför var,  bahçıvan var, hizmetli var, hademe var ve bunları sandık başkanlıklarına  yerleştirmişler. Halbuki bunlar 298 sayılı yasayla olmaya mümkün değil."  ifadelerini kullandı.
 
Sandıklarda sandık başkanı ve üyesi olarak görevlendirilenler arasında  kanun hükmünde kararnameyle ihraç edilenlerin dahi olduğunu kaydeden Yavuz,  "Kanun bu kadar netken bütün bunlar olmuş ise bir kere kanun dışına çıkılmış  olduğunu söylememiz mümkün değil midir? Kanunun dışına çıkılmış." dedi.
 
"Organize bir çalışma var"
 
Yavuz, şöyle konuştu:
 
"Bu işte organize bir çalışma var. Biz organize usulsüzlük diyoruz  onun için. Ben diyorum ki seçimden önce başlayarak birileri, CHP'yi suçlamıyorum,  CHP'nin sadece buradaki duruşu anlamında demokrasiyi arındıran, lekeleri ortadan  kaldıran, endişeleri ortadan kaldıran, şaibeleri ortadan kaldıran bir duruş  sergilemiyor o başka ama ben CHP'yi suçlamıyorum ama bir el, bir kısım eller  seçimden önce başlayarak, sandık başkanları üzerinden bir operasyon yürüttüler  adeta. Operasyon ifadesi belki biraz fazla ama... Büyükçekmece olayı bir  örnektir. Onun dışında sandık başkanları düşünebiliyor musunuz ihraç edilenler  görev yapamayacaklar, kamu görevlisinin dışında olanlar, ilkokul mezunu, sıradan  insanlar, kamu görevlisi değil ve birinci derece yakını ihraç edilenlerin sayısı  ise acayip fazla. Ben diyorum ki kamu görevlisinin dışına çıkamaz, çıkmış, bir de  üstelik böylelerini seçmiş. Burada bir anormallik yok mu? Ben diyorum ki sandık  başkanlarından başladı bu iş, seçim kurulu hakiminin çoğu yerde haberi  olmayabilir, direkt onları suçlamak istemiyorum, seçim kurulu müdürleri mi, seçim  kurulundan birileri mi onu bilmiyoruz."
 
Soru üzerine, Yavuz, "Muhtemelen bu işten sonra birçok soruşturma  dosyası açılacak ve bu işlerin içerisinde kimin, kimlerin parmağı olup olmadığı,  rol alıp almadığı da ortaya çıkacak ama biz diyoruz ki tam bir kanunsuzluk var.  Bunu nasıl izah edebiliriz? Tamamen dışarıya çıkıldı ve sandık başkanları  üzerinden bir operasyon yürütüldü adeta." şeklinde konuştu.
 
"Diyelim ki bunların hepsi doğru. Binali Bey seçimi kazanmış olsaydı,  o gece açıkladığı gibi 3-4 bin oyla seçimi kazanmış olsaydı, siz yine bunu  gündeme getirecek miydiniz?"  şeklindeki soru üzerine Yavuz, "Ankara'dan örnekler  veriliyor, hiç benzemiyor. Türkiye Cumhuriyeti devletinde, siyasi tarihimizde bu  derece şüphenin, İstanbul seçimlerine münhasıran söylüyorum şaibenin ve bu derece  seçim yolsuzluğunun ortaya çıktığı başka bir seçim yok." ifadelerini kullandı.
 
AK Parti'nin seçimlerde iyi organize olmuş bir parti olduğunun  belirtilmesi üzerine ise Yavuz, "Bizim görevlimiz her yerde var ama belgeler  değiştirilmiş. İmzasız belgeler var. Boş belgeler var. Bunlar sandığın başında  boş değildi. Bunlar başka yerde planlandı ve yapıldı. Bu kadar net söylüyorum."  dedi.
 
Yavuz, kendilerinin de hatalarının eksiklerinin olabileceğini ancak  bir yolunun bulunarak belgelerin değiştirildiğini ifade etti.
 
Seçim akşamı
 
Seçim akşamı saat 24.00 ile 01.00 arasında İstanbul İl Başkanlığına  geldiğini de anlatan Yavuz, şöyle dedi:
 
"Hemen orada bir merkez oluşturduk ve çalışmaya başladık. Bizim  İstanbul İl Teşkilatının elinde sandık sonuç tutanakları var. Bizim kendi  tuttuğumuz az önceki çetele şeklinde, sayım döküm çizelgesini parti olarak  müşahitlerimize verdik, tutmuşlar. Biz bunların sonucu sisteme girilmesi  karşısında il başkanımız eliyle 3 bin 870 oyla biz kazandık dedik. Bakınız işte  onların önemli bir kısmını gördük, fark ettik ve o ıslak imzalı tutanak sonucu  gittik ve bunları düzelttik. Ne kadar insan düzeltildi, isterseniz onu da  söyleyelim, üç türlü bir çalışma yapıldı. Maddi hataların düzeltilmesi, bu maddi  hataların düzeltilmesinden 8 binin üzerinde bir düzeltilme yapıldı. Bugün de  Ekrem İmamoğlu yüksek görünüyor, o gün de yüksek görünüyor fikri var. Tamam ama  biz sadece 8 bin maddi hatayla düzelttik. Geçersiz oylardan 5 bin 594 düzeltildi.  Sonra da bütün sandıkların yüzde 10'u sayıldı, düzeltildi ve sonuç olarak  geldiğimiz noktada 16 bin 884 oy AK Parti lehine, 2 bin ki bu binlere düştü CHP  lehine yazıldı, bu oranlar bu akşam değişti Maltepe'nin sonuçları girince. Yüzde  85 her bir kalemde yüzde 85 AK Parti'nin aleyhine yazıldığını gördük. Hatta bugün  Maltepe'nin ve diğerlerinin girişiyle yüzde 89... Yani yüzde 11 hata CHP aleyhine  yapılmış, yüzde 89 AK Parti aleyhine. Bunun tesadüfen olması mümkün müdür?"
 
Sandıklarda hatalar yapıldığını aktaran Yavuz, "Yer yer eksik pusula  verildi, yer yer fazla pusula verildi yer yer fazladan işler yapıldı. Bunu sandık  başkanının bilgisi dahilinde olmadığı sürece yapamazsınız. 25 bin diyorum ben,  bir iki üç demiyorum. Hiçbir seçimde bu böyle olmamıştır. Cumhuriyet Halk  Partisinin ileri gelenleri şöyle diyor, 'Ankara'da da bizim itirazlarımız vardı'.  Aynı şey kesinlikle değil. Aynı delilerle hiçbir zaman Yüksek Seçim Kuruluna  gidilmedi." diye konuştu.
 
'Onlarca kanunsuzluk örneği görüyoruz'
 
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz,  seçim tartışmalarına ilişkin, "Elimizi nereye atsak, onlarca kanunsuzluk örneği  görüyoruz. Bunlara tam kanunsuz demeyeceksek, bunlar birer iptal nedeni  olmayacaksa, ne, ne zaman, nasıl iptal nedeni olacak? Bu kadarı ne Ankara'da ne  başka yerde hiç ortaya çıkmadı." dedi.
 
İtirazların sandık başında niye yapılmadığına ilişkin soru üzerine  Yavuz, sandık başındaki görevlilerinin, bunların hangi birine itiraz edileceğine  dair il teşkilatını bilgilendirdiklerini, bunun üzerine ilgili sandıklara ve  ilgili yerlere ilişkin itirazların yapıldığını söyledi.
 
298 sayılı yasanın 128. maddesinin "Sandık başı iş ve işlemlerine  karşı ilçe seçim kuruluna itiraz edebilmesi için önce sandık kuruluna şikayet ve  itirazda bulunulmuş olması şart değildir" dediğini aktaran Yavuz, bunun üzerine  il, ilçe ve Yüksek Seçim Kurulu'na gittiklerini belirtti.
 
Yavuz, İstanbul'da bir kalem değil birçok kalemle kanuna aykırılığın  söz konusu olduğunu savundu.
 
"Özel bir planlamayla yapılabilecek bir şey"
 
Seçimden önceki açıklamalarının hatırlatılması üzerine, sandık  başkanlarının nasıl belirleneceğini kanunun çok net bir şekilde ortaya koyduğunu,  ilçe seçim kurulunun başkanı olan kıdemli hakime sorumluluk verildiğini anlatan  Yavuz, şöyle devam etti:
 
"Kamu görevlileri arasından yapmıyor, tamamen dışarı çıkıyor. Ben buna  nasıl güvensiz derim. Bu daha bugüne kadar ortaya çıkmamış. Böylesi ortaya  çıkmamış ve böylesinin ortaya çıkacağını ne sen kestirebilirsin ne ben. O zaman  kabul edelim. Bu ancak özel bir uğraşla, özel bir planlamayla yapılabilecek bir  şey. Bu yapıldıktan sonra anlıyoruz ki birisi yapmış bunu, birileri yapmış ama  birilerinin de tek başına yapması mümkün değil. Çünkü İstanbul'un her ilçesinde  mi bu olur? O zaman seçim kurulu başkanlarını birisi yanıltmış olabilir.
 
Nüfus müdürlüğünün burada hiçbir etkisi yok. Mülki idare amiri kim?  Kaymakam. Kamu görevlilerinin listesini veriyor. Ne orada nüfus müdürü var, ne  başka bir yer var. Vermiş mi kamu görevlilerinin listesini? 39 ilçenin 39'unda da  vermiş. Kamu görevlilerinin listesini yan tarafa koyuyor, kafasına göre başka bir  liste yapıyor. İlçe seçim kurulu başkanının sorumluluğunda bir mesele. Sistem  güvenli olmasaydı, 2014'ten beri sisteme özellikle sayım döküm cetvelleri, sandık  sonuç tutanakları girmeseydi, biz bunu zaten görmeyecektik."
 
"Bilgisi verilmeyen bir şey için partiler sorumlu tutulamaz"
 
Seçim kurulu başkanının sorumluluğuna bırakılan ve hiçbir şekilde  ilanı yapılmayan, partilere bilgisi verilmeyen bir şey için partilerin sorumlu  tutulamacağını ifade eden Yavuz, "O zaman bu listeyi kenara koyup, başka bir  listenin içinde sandık kurulu başkanı arayanlarda bir şey aramamız gerekir." diye  konuştu.
 
Fatih Altaylı, programa AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı  Binali Yıldırım'ın gönderdiği mesajı okudu. Altaylı, Yıldırım'ın mesajında, "Ben  seçim gecesi 23.25'te 'AK Parti'nin elindeki bilgilere göre kazandık' dedim.  Bunun dışında açıklamam, yok şu kadar oy, bu kadar oy diye bir ifadem yok."  yazdığını aktardı.
 
Ali İhsan Yavuz, AK Parti İstanbul İl Başkanı Bayram Şenocak'ın "3 bin  870 oy öndeyiz" açıklamasını yaptığını hatırlatarak, "Sonuçta kendi kurguladığı  sistemin verilerine bakıyor ve 'Öndeyiz'. diyor." ifadesini kullandı.
 
"Bunların üzerine gitmek boynumuzun borcudur"
 
"Seçimi kazansaydınız aynı konuda itirazlarınız olacak mı?" sorusuna  yanıt veren Yavuz, şunları kaydetti:
 
"Demokrasi bize lazım, seçim güvenliği bize çok lazım. Biz, bugün  varız, yarın yokuz ama güvenli bir seçim sistemini arkada bırakmak gibi bir  mecburiyetimiz var. Onun için 24 Haziran seçimlerine gitmeden hemen önce dedik ki  partiler sandık kurulu başkanlarının listesini, liste olarak vermesin. Neden? Çok  partizanca hareket edebiliyor, çok bilgisiz takılabiliyor, çok farklı sonuçların  ortaya çıkması istikametinde deneyimsiz davranışlar sergileyebiliyor. O zaman  dedik ki biz bunu kamu görevlilerine hasredelim. 24 Haziran seçimleri öncesinde  kamu görevlileri içinden hem de kura ile çekilerek... Çoğunluk bizdeydi değil mi  Meclis'te? Biz derdik ki; 'Kamu görevlilerinin listesinin içinden seçin, mülki  idare amiri versin.' 'Devlet gücüyle ancak bunlar olabilir' diyorlar ya, bu  parti, devlet gücünü, iktidar gücünü, demokrasinin aleyhine hiçbir zaman  kullanmadı, kullanmayacak. Bizim aleyhimize dahi çıkmış olsaydı, fark ettiğimiz  sürece bunların üzerine gitmek boynumuzun borcudur aslında, CHP'nin boynunun  borcudur. Çünkü demokrasi ve seçim güvenliği hepimize lazım. Eğer bunlar bu  derece ortaya çıksaydı, böyle davranmamız mümkün değildi."
 
"Seçim güvenliğinin önündeki çakıl taşlarını temizlememiz gerekir"
 
Meselenin sadece sandık kurulu başkanlarını atama meselesi olmadığını  vurgulayan Yavuz, "Bence değerlendirmeler çok eksik kalıyor. İşimize şunun  gelmesi gerekir, seçim güvenliğinin önündeki çakıl taşlarını temizlememiz gerekir  bu vesileyle çünkü bu kadarı ilk kez oluyor. Bu kadarı muhtemelen birtakım  unsurlar özel kullanılarak ve özel stratejilerle kurgulanarak bunlar yapılmış  olabilir." dedi.
 
Ali İhsan Yavuz, oy sayımı ve döküm cetveline ilişkin usulsüzlükler  dendiğinde verilen sayıların olduğunu ama daha çok 298 sayılı kanuna aykırı olan  kısıtlılar, ölüler, cezaevinde bulunanlara ilişkin verdikleri rakamların da  olduğunu anlattı.
 
Burada verdikleri her rakamın yanına "oy kullanamaz" şerhi düşmeyenler  olduğunu belirten Yavuz, şunları söyledi:
 
"Dilekçedeki sayı, farktan az olamaz. 25 bin normal olması gereken  sayıdan fazla çıkıyor. Bu nasıl farktan az? 2 bin 308 kısıtlı var. Bin 229 ölü,  10 bin 290 cezaevi seçmeni, 236 yerleşim yeri cezaevi olan cezaevi seçmeni, 5 bin  287 hükümlü olmasına rağmen, seçmen listesinde yer alan. Bu nasıl farktan az. Ya  ben matematikten anlamıyorum ya da hesap makinaları yanlış yapıyor işlemleri."
 
Kimin bu işleri yapıp yapmadığının ötesinde bir şey söylediklerini  ifade eden Yavuz, "Sonuca inelim. Sonuç ne? Niye böyle oldu? Bunlar sonuca nasıl  etki ediyor? Tam kanunsuzluk halleri nerede var? Ben şimdi söylüyorum; bütün  bunların yanına 'oy kullanamaz' şerhi konulması gerekirken, niçin konmamış?  Hükümet mi koymamış? Vatandaşlık Genel Müdürü mü koymamış? Bir şeyler var. Ortada  bir gerçek var." ifadesini kullandı.
 
Mühürsüz, imzasız, sayısal hatalar içeren cetvelleri yayında gösteren  Yavuz, "Elimizi nereye atsak, onlarca kanunsuzluk örneği görüyoruz. Bunlara tam  kanunsuz demeyeceksek, bunlar birer iptal nedeni olmayacaksa, ne, ne zaman, nasıl  iptal nedeni olacak? Bu kadarı ne Ankara'da ne başka yerde hiç ortaya çıkmadı. O  zaman diyoruz ki kendi kurduğumuz sistem bizim işimizi kolaylaştırdı ama sonuçta  belki siyasi hayatımızdaki en büyük usulsüzlüğün, en büyük kanunsuzluğun bu  şekilde önüne geçmiş olacağız." değerlendirmesinde bulundu.

ETİKETLER