AK Parti'den peş peşe Tunç Soyer açıklamaları!

AA |  29 Ocak 2019 Salı - 13:17 | Son Güncelleme : 29 01 2019 - 15:08

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP'nin Tunç Soyer'i aday göstermesine ilşkin, "Baba oğlun, oğul babanın suçunu üstlenmez ama 'tarihin yükü' diye de bir şey vardır" dedi.


AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "CHP'nin İzmir Büyükşehir  Belediye Başkan Adayı olarak Tunç Soyer'i göstermesine ilişkin, "Baba oğlun, oğul  babanın suçunu üstlenmez ama 'tarihin yükü' diye de bir şey vardır." dedi. 
 
Çelik, A Haber'de katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin  değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.
 
Cemal Kaşıkçı cinayeti soruşturması kapsamında Türkiye'ye gelen  Birleşmiş Milletler (BM) Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes  Callamard'un Suudi Konsolosluğu'na alınmamasına ilişkin soru üzerine Çelik, Suudi  Arabistan'ın baştan itibaren bu konudaki soruşturmaya yardımcı olmadığını  söyledi.
 
Aynı zamanda bir örtbas etme faaliyetinin söz konusu olduğunu belirten  Çelik, "Bu raportörün içeri alınmaması tabii ki bir skandaldır. İş birliği  yapılmadığını, bir şeylerin örtbas edildiğini gösteren bir yaklaşımdır. Halbuki  Suudi Arabistan için en hayırlı yol en doğru yol şeffaf bir şekilde bu sürece  katkıda bulunmaktır. Bu tablo neyi gösteriyor. Türkiye'nin tezi olan uluslararası  soruşturma açılması gerektiği konusunda Birleşmiş Milletlerin ısrarcı olmasını ve  bu uluslararası soruşturmanın açılması gerektiğini gösteriyor." ifadelerini  kullandı.
 
 
"HDP'nin seçmenine verdiği politikaları takip etmekle ilgili bir  derdi yok"
 
HDP'nin İstanbul, İzmir ve Adana'da aday göstermeyeceği ve kimi  çevrelerin bunu CHP'ye örtülü bir destek olarak değerlendirdiğine ilişkin soruya  Çelik, CHP ve HDP arasında açık bir şekilde bir ittifak olduğunun görüldüğünü  dile getirdi.
 
Çelik, hem HDP hem de CHP yönetiminin kendi tabanlarını istismar etmek  üzerinden kurguladıkları bir ittifak görüntüsünün ortaya çıktığını dile getirdi.
 
İnsanların, şehirlerinin iyi yönetilmesini istediğin dikkati çeken  Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"CHP ve HDP'nin yapacağı şey şehirlerde sadece ideolojik gettolar  oluşturmaktır. Bu şehirlerde çağdaş bir belediye hizmetinden son derece uzak  yaklaşımlar sergileyeceklerdir. Dolayısıyla Cumhur İttifakı'nın ne yapacağına  bakmak, ne yaptığımızı iyi değerlendirmek lazım. Yaptığımız şeylerin vatandaşlar  tarafından iyi karşılık gördüğünü görüyorum. Biz kendi işimize bakalım, öbür  tarafın yaptığı bu kurgunun kendi tabanlarında bile bir karşılık bulmayacağını  düşünüyorum."
 
Ömer Çelik, CHP'deki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde de  bulunarak, CHP'nin, parti yönetiminin ortaya koyduğu şekliyle bir siyasi parti ve  siyaset yapan bir kurum olmadığını, "statükoyu koruma derneği" olduğunu söyledi.
 
CHP'deki bu tartışmaların, parti içindeki lobi, grup ve yapıların bir  koalisyonu olarak ortaya çıktığının altını çizen Çelik, şöyle devam etti:
 
"Kavga, vatandaşın daha iyi hizmet almasıyla seçimleri kazanmakla  siyasi parti olmakla ya da 31 Mart seçimlerinde başarılı olmakla ilgili bir kavga  değil, en çok da şuna dikkatinizi çekmek isterim; CHP'nin kendisi için 'çantada  keklik' gördüğü yerlerde en çok kavga çıkıyor. Dolayısıyla bunun bir siyaset  kavgası olmadığı, CHP'yi oluşturan, 'statükoyu koruma cemiyeti' dediğim bu yapıyı  oluşturan lobiler arasında bir rant kavgası olduğu açık bir şekilde görülüyor.  Ama ne Türkiye ne CHP seçmeni ne de Türkiye'de sosyal demokrat siyasi bir  arayışta olan vatandaşlarımız bunu hak ediyor."
 
Tunç Soyer'in adaylığı
 
CHP'nin Tunç Soyer'i İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak  göstermesi ve bu konuda İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in açıklamalarına  ilişkin görüşleri sorulan Çelik, "Bu gösterilen adayın siyasi profili üzerinden  aslında bu tartışmalar yapılıyor ve bu siyasi profili bir takım konuşmalar ve  görüntülerle birlikte izlediğinizde, geçmişte kendisinin ailesine atfedilen  acılarla çok özdeşleşen bir politika içerisinde olduğu, bu şekilde bir  değerlendirme ortaya çıkıyor." diye konuştu.
 
Burada kimsenin babasının suçunu üstlenmeyeceğini, hiç kimsenin de   oğluna bir suç aktaramayacağını ifade eden Çelik, "Bu prensip olarak doğrudur ama  bu adayın o zamanki politikalara, o kadar ülkücüye idam istenmesine dönük bu  yaklaşımlar hakkında ne düşündüğünü söylemesi gerekiyor." dedi.
 
"Nihayetinde hiç kimse tabii ki baba oğlun, oğul babanın suçunu  üstlenmez ama 'tarihin yükü' diye de bir şey vardır." diyen Çelik, şu  değerlendirmede bulundu:
 
"Mesele baba oğul meselesi değil, mesele tarihi yüküyle ilgili bir  mesele dolayısıyla İzmir'de aday olmuş ve kendisiyle ilgili böyle bir tarihsel  yük ortaya çıkmış birisinin bunun karşısında ne söyleyeceğini herkesin duyması  gerekiyor."
 
Binali Yıldırım'ın adaylığı
 
AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım'ın  TBMM Başkanlığından istifa edip, etmeyeceğine ilişkin bir soruya da Çelik,  Yıldırım'ın hukukçulardan ve Meclis'ten görüş aldığını vurguladı.
 
Çelik, bunun Yıldırım'ın takdirinde olduğunu ve önümüzdeki günlerde  sonuçlarının görüleceğini söyledi.
 
AK Parti Sözcüsü Çelik, eğer yeni Meclis Başkanı seçilecekse bunun MHP  ile görüşmeler çerçevesinde mi belirleneceği, yoksa AK Parti'nin kendi adayını mı  göstereceğine ilişkin soruya da Cumhur İttifakı içerisinde siyasi nezaket, siyasi  centilmenlik ilkeleri, siyasi istişareler ve ortaya konulan iş birliği, dayanışma  çerçevesinde, önemli siyasi süreçlerin istişare edileceğini bildirdi.
 
"Finans mekanizması usul dışı yollarla kullanılmaya başlanıyor"
 
Ömer Çelik, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ABD'nin Venezuela ile  ilgili açıklamalarına ilişkin sözlerine yönelik, "ABD'nin ortaya koyduğu çifte  standarda berrak bir şekilde dikkati çeken, altını çizen bir açıklama. Mesela  ABD, Mısır'da darbe olduğunda bunu tanıyor ya da Suriye'de Esad rejimi bu kadar  kişiyi katlettiğinde bu şekilde bir tavır ortaya koymuyor. Ama Venezuela'da  seçimler sonucunda (Nicolas) Maduro kazanmış, tutuyor Ulusal Meclis Başkanı'nı  ilan ediyor." ifadesini kullandı.
 
ABD'nin Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'un "Ordu yeni başkanın  ulusal meclis başkanı olduğunu dikkate almalıdır." sözlerinin açıkça orduyu  mevcut devlet başkanına karşı bir darbe yapmaya teşvik ettiğinin altını çizen  Çelik, şöyle konuştu:
 
"Bunlar dünyada demokrasiyi, seçimleri, benzeri mekanizmaları  savunuyor. Böyle bir tablo ortaya çıktığı zaman, bir yerde darbe yapanın altına  kırmızı halı serdiğiniz zaman, halkını katledenle diyalog yolları aradığınız  zaman ama öbür tarafta da bir ülkeye devlet başkanı atama yetkisini kendinizde  gördüğünüz zaman iyi ya da kötü, işleyen bir dünya düzeni, bir uluslararası hukuk  ortada kalmaz. Amerikan Merkez Bankası da Venezuela'nın sahip olduğu varlıkların  ve gelirlerin, ulusal meclis başkanı tarafından kullanılacağını, Maduro'nun bunu  kullanamayacağını söylüyor. Dolayısıyla gerek elimizdeki uluslararası düzen,  gerekse elimizdeki finans mekanizması bu şekilde usul dışı yollarla kullanılmaya  başlanıyor."
 
"Arkadaşlarımızın çeşitli illerde rakam vermesini doğru bulmuyoruz"
 
Yerel seçimlere değinen Çelik, şubatın ikinci haftasından itibaren  miting programının ortaya çıkacağını, parti genel başkanlarının, ortak miting  için kendilerine sunulan görüşe onay verdikten sonra bir planlama yapılacağını  dile getirdi.
 
Şimdiye kadar belediyecilikte ve şehircilikte çok şey yaptıklarını  vurgulayan Çelik, önümüzdeki dönemde de vatandaşla doğrudan ilişki kuran gönül  belediyeciliği yaklaşımının daha güçlü şekilde hayata geçirilebileceği bir arayış  neticesinde, manifestonun bu ilkeleri ortaya koyacağını söyledi.
 
Uzun zamandır iktidarda olmalarına rağmen hiçbir şekilde kendi  gündemlerine gömülmediklerine işaret eden Çelik, "Yeni gündemler arıyoruz. Yeni  gündemler ararken kazanımları koruyacağız, eksiklikleri de bertaraf edecek bir  takım ilkeler genel başkanımız tarafından açıklanacak." dedi.
 
Sloganların sürpriz olacağını belirten Ömer Çelik, çok güçlü bir  kampanya hazırlandığını, saat saat, gün gün, hafta hafta planlanmış şekilde son  derece titiz bir çalışma yapıldığını bildirdi.
 
Çelik, vatandaşın tercihine hürmet ettikleri için hiçbir zaman "şu  seçimde şu kadar alacağız, şu ilde bu kadar alacağız" diye rakam vermediklerine  değindi.
 
Rakam vermenin vatandaşın iradesine ipotek koymak gibi olacağına  dikkati çeken Çelik, "O yüzden arkadaşlarımızın çeşitli illerde rakam vermesini  doğru bulmuyoruz. Cumhurbaşkanımızın adayları açıklamakla ilgili çeşitli illeri  ziyareti sırasında kampanyayla ilgili gözlemledik. Vatandaş nasıl tepkiler  veriyor? Neler arzu ediyor? Kampanyamızda nelere dikkat etmemiz lazım diye.  Gördüğümüz şudur; AK Parti'ye, Cumhur İttifakı'na büyük bir teveccüh var ve  vatandaşın sandığa gitmek için sabırsızlandığını görüyoruz." değerlendirmesinde  bulundu.
 
"Tehdidin bertaraf edilmesi gerekir"
 
Çelik, sınırda YPG, PYD, PKK unsurlarının hala faaliyetlerine devam  ettiğini hatırlatarak, "Bunları buradan çıkarmak üzere bir güvenli bölge  kurulacaksa kurulacak. Ama bunun saatlerce, günlerce, haftalarca, aylarca  beklenecek bir hali yok. Türkiye'ye dönük olarak orada canlı bir tehdit var, bu  tehdidin bertaraf edilmesi gerekir." dedi.
 
Güvenli bölgenin YPG ya da başkası için kurulmayacağını, şu anda orada  terör örgütleri için güvenli bölge oluşturulduğunu belirten Çelik, şu an Türkiye  için bir güvenli bölgeden bahsedildiğini söyledi.
 
Bununla ilgili müttefiklerle beraber hareket etmeyi arzu ettiklerini  aktaran Çelik, şöyle konuştu:
 
"Ama burada iki şey kabul edilemez. Birincisi, burada bir terör  örgütlerinden arındırılmış güvenli bölge oluşturulmasın ya da Türkiye'ye dönük  tehdit devam etsin gibisinden bir yaklaşım kabul edilemez. İkincisi de bunu çok  fazla zamana yayarak, çok fazla erteleyerek Türkiye'nin güvenlik kaygıları  hakkında pazarlığa dönüştürmek gibi bir yaklaşım kabul edilemez. Bütün  hazırlıklar tamamlanmış. Ya müttefiklerimizle bu güvenli bölge adımını atacağız  ve bunu gerçekleştireceğiz ya da bu tehdide dönük olarak kendi siyasi, askeri  planlamamız içerisinde bir gece ansızın bu müdahaleyi gerçekleştireceğiz."
 
Çelik, Adana Mutabakatı'nın yeniden uygulanması ve Eski Başbakan Ahmet  Davutoğlu zamanında imzalanan ikili anlaşmanın yeniden gündeme gelmesiyle ilgili  bir soruya, o anlaşmanın bir bakıma Adana Mutabakatı'nın tefsiri, güncellenmesi  gibi olduğunu bildirdi.
 
Gerek Suriye tarafı gerekse bazı ülkelerdeki yorumcuların, Suriye'de  şu anki rejimin muhatap alınacak şeklinde yorumlamaya çalıştığını anlatan Çelik,  şunları kaydetti:
 
"Orada bizi ilgilendiren husus şu; bu iki devlet arasında imzalanmış  ve yürürlükte olmasının aksine bir beyanda kimse bulunmamış. Orada bir madde var,  'PKK KONGRA-GEL ve onun Suriye'deki uzantıları' diyor. Demek ki o zamandan beri  bu isim değiştirme, uzantı oluşturma gündem konusuymuş. Buna karşı Türkiye  herhangi bir şekilde güvenlik tehdidi ilgili ülke tarafından gerçekleştirilmediği  zaman bu tehdidi bertaraf etmek üzere Suriye topraklarına girme konusunda hukuki  bir hakka sahip. Dolayısıyla Türkiye'nin oradaki varlığı hem uluslararası hukuk  açısından meşrudur hem de o zamanki Suriye devletiyle Türkiye Cumhuriyeti  arasında imzalanmış, mutabakata bağlanmış bu prensipler açısından söz konusudur."
 

ETİKETLER