Adli Tıp yapılanması davası başladı

AA |  12 Haziran 2017 Pazartesi - 14:31 | Son Güncelleme : 12 06 2017 - 14:45

FETÖ/PDY'nin İstanbul Adli Tıp yapılanmasına yönelik 37si tutuklu, 3ü firari, 52 sanığın, Silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı davaya başlandı.


Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın  (FETÖ/PDY) Adli Tıp Kurumu yapılanmasına yönelik 37'si tutuklu, 2'si firari 52  sanık hakkında "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 15'er yıla kadar hapis  cezası istemiyle açılan davanın ilk duruşması yapılıyor. 
 
İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan ilk duruşmaya, 37 tutuklu  sanık ile 9 tutuksuz sanık ve tarafların avukatları hazır bulundu. Duruşmaya  firari 2 sanık ile tutuksuz 4 sanık ise gelmedi.
 
Duruşma, sanıkların yoklama ve kimlik tespiti işlemleri ile başladı.  Mahkeme Başkanı Abdurrahman Orkun Dağ, iddianamenin okunmayacağını belirterek,  sanıklarla ilgili suçlamalara ilişkin genel bir değerlendirme yaptı. Başkan Dağ,  sanıkların tek tek kürsüye çağrıldığında iddianamedeki suçlamaların ayrıntılı  olarak sorulacağını söyledi.
 
Bu uyarıların ardından duruşma tutuksuz sanıkların savunmasının  alınmasıyla başladı.
 
Tutuksuz sanık Hasan Bayram, 2010 yılında kurumda memur olarak işe  başladığını yaklaşık 2 yıl sonra açılan kurum içi sınav ile fizik ihtisas  dairesinde fizikçi olarak görev yaptığını söyledi. Örgüt ile bir bağlantısının  olmadığını iddia eden sanık Bayram, evinde bulunan 1 doların eskiden cüzdanında  kaldığını belirterek, ''Olayın aslı evime çok önceleri hırsız girmişti. Yaklaşık  120 avro ve 60 dolarım çalınmıştı. Hırsız bu 1 doları bırakmış almamış.''  iddiasına bulundu.
 
Soruşturma sırasında Bank Asya'da hesabının olup olmadığına ilişkin  detaylı bir ifade veremediğini öne süren sanık Bayram, ablasına eski bir tarihte  borç verdiğini, söz konusu bu para ile kendi parasını Bank Asya'ya yatırdığını  daha sonra da araba almak için geri çektiğini anlattı. Hakkındaki aleyhine ifade  veren tanıkları tanımadığını öne süren Bayram, Dursun Çiçek'in ıslak imza olayı  sırasında henüz göreve başlamadığını bu nedenle bu konuyla ilgili bir bilgisinin  de olmadığını, konuyla ilgili iddiaların da gerçek olmadığını söyledi.
 
''Hırsız 1 doları bırakmış''
 
Sanık Bayram, 17/25 Aralık'tan sonra örgüt propagandası yaptığı  iddialarının asılsız olduğunu savunarak, hakkındaki tüm suçlamaları kabul etmedi.
 
Mahkeme Başkanı Dağ, ''Evine hırsız girdiğini söyledin. Şikayetçi  oldun mu? Hırsız sadece 1 doları mı bırakmış'' sorusuna sanık Bayram, ''Hayır  şikayetçi olmadım. Evet sadece 1 doları bırakmış.'' cevabını verdi.
 
Üye hakimin ''Kamuoyunda katalog evliliği diye bilinen bir evlilik  yapıp yapmadığını'' sorması üzerine sanık Bayram, ''Öyle bir şey yok. Bunu kim  nasıl biliyor da söylüyor anlamıyorum. Ayrıca eşim öğretmen şu anda göreve devam  ediyor.'' dedi.
 
Tutuksuz sanık Muhammet Nabi Kantarcı da, 2007 yılında Adli Tıp  Kurumu’na girdiğini, daha sonra Van’a gönderildiğini belirterek, Dursun Çiçek ve  Ergenekon ile ilgili işler bittikten sonra  kurumdaki uzman kadronun Ergenekoncu  oldukları gerekçesiyle tasfiye edildiğini savundu. Sanık Kantarcı, kurumda uzman  kadronun azalması üzerine Van’dan İstanbul’a geri getirtildiğini belirterek,  “Fizik İhtisas Dairesi’nde raportör olarak çalıştım. Sonra da uzman oldum. 17-25  Aralık’tan 5 gün sonra 2. İhtisas Kurulu’na sürgün edildim. Burası sürgün yeri,  buraya gelen dosyalar en zor, en kapsamlı dosyalardır. Burada olmamın nedeni iki  tanıktır. Beni ihbar eden kişinin de FETÖ’cü olduğunu düşünüyorum.” dedi.
 
Sanık Kantarcı, “Islak imzada kumpas davasında tutuklu yargılanan eski  Fizik İhtisas Dairesi Başkanı Eyüp Kandemir’in odasına, 17-25 Aralık’tan sonra  gelmeyen yoktu.” demesi üzerine Mahkeme Başkanı Dağ'ın, “Adli Tıp Kurumu’nda  kimler FETÖ’cü?'' sorusuna, “Net bir şekilde şunu söyleyebilirim. Islak imza  ekibinin sağında solunda kim varsa onlardan olduğunu düşünüyorum. Zaten yapı  kendisini gizleyen bir yapı. Devlet sırrı niteliğinde şeyler var, bunları burada  kesinlikle söyleyemem.” yanıtı verdi.
 
Kantarcı, Bank Asya’da hesabının bulunmasına ilişkin soruyu da, “Ben  milliyetçi bir insanım. Bütün medya Bank Asya’yı batırmak istendiğini yazıyordu.  Bankaya karşı bir linç girişiminin olduğu söyleniyordu, ben de yatırdım. Yüklü  dediğiniz miktar 10 bin TL’dir. O zaman zaten terörle ilgisi yoktu. Şimdi  pişmanım.” diye yanıtladı.
 
Duruşma tutuksuz sanıkların savunmasının alınmasıyla devam ediyor.
 
İddianameden
 
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu  savcılarından Özgür Metin tarafından, örgütün Adli Tıp Kurumu yapılanmasına  yönelik yürütülen soruşturma sonucu hazırlanan 161 sayfalık iddianamede, 37'si  tutuklu 2'si firari 52 şüpheli yer alıyor. İddianamede, soruşturma kapsamında  gözaltına alınan 13 şüphelinin ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldığı  belirtildi.
 
FETÖ'ye ilişkin bilgilerin yanı sıra örgütün eylemleri ve kurumlardaki  yapılanmasının anlatıldığı iddianamede, şüphelilerden ele geçirilen dokümanlar  sıralanırken, şüphelilere ilişkin tanık beyanlarına da ver veriliyor.
 
Şüphelilerden 35'inin örgütün haberleşme programı ByLock kullanıcısı  olduğu, bir kısmının da 2014 yılından sonra Bank Asya'da hesap açtığı veya var  olan hesabına yüklü miktar para yatırdığı kaydedilen iddianamede, ByLock  programına ilişkin bilgilere de yer verildi. İddianamede, tüm şüphelilerin  ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçundan 7,5 yıldan 15'er yıla kadar hapisle  cezalandırılması talep edildi.

ETİKETLER

fetö ıslak imza fetöcü