ABD'yle kriz bu soruyu sordurdu: Kim bu Evanjelikler?

03 Ağustos 2018 Cuma - 11:50 | Son Güncelleme : 03 08 2018 - 11:50

Amerikalı Evanjelik Papaz Andrew Brunson ile ilgili sürecin Türk-Amerikan ilişkilerinde gerilime yol açması, ABD'deki Evanjelik grupların Amerikan dış politikası üzerindeki etkisini yeniden tartışmaya açtı.


ABD uyruklu Evanjelik din adamı Andrew Craig Brunson ile ilgili sürecin Türk-Amerikan  ilişkilerinde gerilime yol açması, Donald Trump döneminde ABD'deki Evanjelik  grupların Amerikan dış politikası üzerindeki etkisini yeniden tartışmaya açtı. 
 
ABD'deki önemli siyasi aktörler arasında sayılan Evanjelikler, ABD’nin  İsrail Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması kararında ve Türkiye'de halen  yargılanmasına devam edilen Amerikalı Evanjelik Papaz Andrew Brunson ile ilgili  tırmanan krizde en fazla tartışılan kesim oldu.
 
Koyu dindar Hristiyan bir kitlenin Trump'a neden oy verdiği, kendisi  de bir Evanjelik olan Başkan Yardımcısı Mike Pence'in Beyaz Saray'daki etkisi ve  Kongre ara seçimlerinin yaklaşması gibi konular, son dönemde Evanjelikler ve  etkilerine dair merak edilen başlıklar olarak öne çıkıyor.
 
Evanjelizm nedir?
 
Hristiyanlıkta, "İncil’i öğretmek, yaymak" anlamına gelen Evanjelizm,  ABD’de Hristiyanlar arasında en yaygın mezheplerden birisi olarak kabul ediliyor.  Nüfusun yaklaşık yüzde 25’ine (yaklaşık 80 milyon) denk gelen Evanjelikler, aynı  zamanda "Hristiyan siyonistler" olarak da biliniyor.
 
Geleneksel olarak "daha dindar oldukları" gerekçesiyle Cumhuriyetçi  Parti’yi destekleyen Evanjeliklerin içindeki beyazlar, son yıllarda yapılan  seçimlerde en büyük desteği ise şu anda ABD Başkanı olan Donald Trump’a verdi.
 
Trump'a yüzde 81 oranında destek verdiler
 
2004 yılında yapılan başkanlık seçimlerinde yüzde 78 ile George  Bush’u, 2008'deki seçimlerde yüzde 74 ile John McCain’i, 2012'de yüzde 78 ile  Mitt Romney’i destekleyen Evanjelikler, 2016 seçimlerinde ise yüzde 81 ile Donald  Trump’ı desteklediler.
 
Cumhuriyetçi adayların Demokrat adaylara göre daha dindar kişiler  olduğu bilinen ABD’de, hakkında "İncil’den tek bir ayet dahi bilmez" yorumları  yapılan Trump’a, Evanjeliklerin daha önce hiçbir siyasetçiye vermediği desteği  vermesi dikkati çekti.
 
Evanjeliklerin Trump’ı desteklemesindeki ahlak tartışması
 
Geleneksel bir Cumhuriyetçi aday olmayan Trump'ın ahlaksızlık yaptığı,  yalan söylediği ve rüşvet verdiği iddialarına rağmen Evanjelikler gibi  hayatlarını "doğrudan İncil’i takip ederek yaşamaya çalışan" Hristiyanlar  tarafından desteklenmiş olması, yapılanma içinde ciddi bir ahlaki tartışmaya da  neden oldu.
 
ABD’deki Evanjelik liderlerden Papaz Jim Wallis, konuyla ilgili  eleştirel bir yazısında, "Trump’ı desteklemek, Hristiyanlar için ahlaki bir  mücadeledir. Ben Trump’ı ahlaksızlık yapsın diye desteklemedim." ifadesini  kullandı.
 
Bazı Evanjelik papazlar ise Trump hakkında çıkan iddialarla ilgili  "Başkan'ın affedildiğini” öne sürüyor. Papaz Jerry Falwell, iddialar hakkında  CNN’de yaptığı açıklamada Hristiyan alemine seslenerek, "Başkan'ı affedin, bu  iddialar yıllar öncesine dayanıyor." ifadesini kullanırken, diğer bir danışmanı  olan Papaz Tony Perkins ise Politico dergisine yaptığı açıklamada, "Başkan'a  ikinci bir şansın verilmesi gerekiyor. Çünkü Evanjeliklerin ajandasına liderlik  yaptı." sözlerini kaydetti.
 
Evanjeliklerin İsrail ve Kudüs yaklaşımı
 
Öte yandan Evanjeliklerin, ABD'nin Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak  kabul eden kararında da etkili olduğu değerlendirmesi yapılıyor.
 
İsrail Turizm Bakanı Yariv Levin,  2018 yılının nisan ayında yaptığı  açıklamada, 2017'de İsrail turizminin rekora ulaştığını, 3 milyon 600 bin kişinin  İsrail’I ziyaret ettiğini belirtirken, ABD basınında yer alan bilgilere göre de  2017'de 800 bin Amerikalı İsrail'i ziyaret etti ve bu rakamın büyük bölümünü  Evanjelikler oluşturdu.
 
Evanjeliklerin teolojik dayanağı
 
Evanjelikler, 1948 yılında Filistin topraklarına kurulan İsrail’in  "İncil’in öğretileri doğrultusunda kurulmuş olduğuna", "Hazreti İsa’nın tekrar  hayata bu topraklarda geleceğine" ve bu şekilde "dünyanın sonunun" geleceğine  inanıyor.
 
Bu teolojik sebebe dayanan Evanjelikler, Kudüs ve İsrail konusunda  Trump yönetiminin bugüne kadar takip ettiği "keskin" politikanın arkasındaki  önemli siyasi unsurlardan biri görülüyor.
 
ABD’nin İsrail Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıması sonrası düzenlenen  törende açılış dualarını yapan Evanjelik Papaz Robert Jeffress,  Trump’ın Başkan  seçilmesi sonrasında CNN kanalına yaptığı açıklamada, "Tarih boyunca Kudüs,  Yahudilerin ve Hristiyanların hedefidir." ifadesini kullanmıştı.
 
Seçim kampanyasında başkan olması durumunda ABD’nin Kudüs’ü "İsrail’in  başkenti" olarak tanıyacağını duyuran Trump, kendisini destekleme sözü veren  Evanjeliklere vaadini yerine getirdi.
 
North Texas Üniversitesinden profesör Elizabeth Oldmixon da Vox haber  portalına yaptığı açıklamada, "Trump’ın ABD’nin elçiliğini taşıması kararını  siyasi değil, Evanjeliklerin dini gerekçelerine" bağladı.
 
“Hristiyan Siyonistlerin (Evanjelikler) inancında Tanrı'nın kutsal  toprakları sonsuza kadar Yahudilere verdiğine inanılır.” sözlerini kaydeden  Oldmixon, "Tanrı'nın vadettiği kutsal topraklar olarak gördükleri yer, Ürdün  Nehri'nin iki tarafında kalan topraklardır; yani İsrail’in yayılma politikası  Evanjelikler için esastır." dedi.
 
Mike Pence etkisi
 
ABD yönetimi üzerinde Evanjeliklerin bu denli etkili olmasında Başkan  Yardımcısı Mike Pence'in de doğrudan rolü bulunuyor.
 
Esasen Trump'ın seçim kampanyasını başlatırken kendisine iyi bir  Evanjelik olduğu bilinen Pence gibi bir ismi seçmesi bile bu kesimin ülkedeki  etkinliğini göstermesi bakımından önemli.
 
Daha önce Indiana Valisi olarak da görev yapan ve o dönemde kendisini  "Evanjelik Katolik" olarak nitelendiren Pence, sonraki dönemlerde kendisi için  "Hıristiyan, muhafazakar ve Cumhuriyetçi" şeklinde toplumun daha geniş  kesimlerine hitap edecek bir tanımlama kullandı.
 
Amerikan kamuoyunda Pence, "dindar", "tutucu", "ülkedeki en aşırı  kürtaj karşıtlarından biri", "eşinden başka kadınlarla yalnız kalmayı sevmeyen",  "eşcinsellerden nefret eden" ve benzeri ifadelerle tanımlanıyor.
 
Kuşkusuz böyle bir ismin ABD Başkan Yardımcısı olması, en çok da  ülkedeki dindar kesimleri ama özellikle Evanjelikleri sevindirdi. Hatta Güney  Evanjelik Papaz Okulu Müdürü ve aynı zamanda Trump'ın danışmanlarından biri olan  Richard Land, "Mike Pence, Evanjelik bir politikacıda görmek istediklerimizi  barındıran 24 ayar altın bir modeldir." değerlendirmesini yaptı.
 
Dolayısıyla Pence vasıtasıyla Beyaz Saray ve Trump üzerinde etkili  olan Evanjelik kesimler, Brunson konusunda da yine Pence üzerinden bir netice  almak için var güçleriyle "bastırıyorlar".
 
Yaklaşan Kongre ara seçimleri
 
Ancak Evanjelik Papaz Brunson konusunda ortaya çıkan "çarpık" tablonun  tek sebebi ABD Başkan Yardımcısı Pence'in Evanjelik oluşu değil. ABD'de kasım  ayında yapılacak Kongre ara seçimleri de Brunson konusunun ana gündem maddesine  ve krize dönüşmesinde çok önemli bir "iç politika dinamiği" görevi görüyor.
 
Başkanlık koltuğunda 1,5 yılı geride bırakan Trump'ın başkanlık  dönemini sorunsuz sürdürmesi ve hatta 2020 başkanlık seçimlerine avantajlı  girebilmesi için Cumhuriyetçilerin kasım ayındaki ara seçimlerde başarılı olması  gerekiyor.
 
Potansiyel Cumhuriyetçi seçmen kitlesi içinde de Evanjeliklerin ve  diğer dindar grupların etkisinin ne denli önemli olduğu bilinen bir durum.
 
Bu kritik süreçte hem Trump hem de Pence, söz konusu dindar kesimlerin  adeta "gurur meselesi" haline getirdiği Brunson konusunda başarısız görünmek ve  Kongre ara seçimlerinde bunun kendilerine fatura edilmesini istemiyorlar.
 
Amerikan medyasında Brunson ile ilgili çıkan birçok haberde de bu  tablonun tersinden de okunabileceği görülüyor. Basında, "Trump ve Pence,  Evanjelikler için giderek sembol haline gelen Brunson'ı 'hapisten kurtarıp ABD'ye  getirerek' bu seçmen kitlesi nezdinde bir başarı algısı yaratmak ve puan toplamak  istiyor." yorumları yapılıyor.