3 kadın 3 koca 3 karar

13 Ekim 2018 Cumartesi - 2:30 | Son Güncelleme : 13 10 2018 - 2:30

‘1.80’lik kocasını boğuşurken boğamaz, beraat bozulmalı’

9 yerinden bıçakladı. 41 yıl istendi, 14 yıl aldı. 4.5 yıla indi; tahliye!

Eski eşini 55 bıçakla öldüren kadına indirimli ceza.


Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yıllardır dayak yediği kocasını tülbentle boğarak öldüren kadına “meşru müdafaa” nedeniyle verilen beraat kararının bozulmasına hükmetti.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yıllardır dayak yediği kocasını tülbentle boğarak öldüren kadına “meşru müdafaa” nedeniyle verilen beraat kararını bozdu. Olay, Eskişehir’de 7 yıl önce yaşandı. Birlikte yaşadığı babası, çocukları ve 27 yıllık eşini sık sık dövdüğü, sürekli alkol alarak tehdit ettiği tanık ifadelerine de yansıyan Yaşar D., olay günü alkollü geldiği evinde karısı Zarife D.’ye cinsel istismarda bulundu. Zarife D.’nin karşı koyması üzerine şiddete başvuran Yaşar D., karısını satmakla da tehdit etti. Kocasının kendisini tülbentle boğmaya çalıştığı sırada elinden kurtularak, alkolün etkisindeki kocasını boğduğunu anlatan kadın tutuklandı.
 
Uyurken boğdu
 
Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan Zarife D., 2011’de önce ömür boyu hapis, ardından da hafifletici nedenleri göz önünde bulundurularak 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Zarife D.’nin avukatları, kararı temyize götürdü. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2003’te olayda meşru müdafaa hükümlerinin uygulanmadığı gerekçesiyle kararı bozdu. Bozma kararı sonrası yeniden Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan kadın, olayın meşru müdafaa sonucunda işlendiği gerekçesiyle beraat etti. Bu kararın da temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulunun gündemine geldi.
Ceza Genel Kurulu, yerel mahkemenin beraat kararını bozdu. Zarife D.’nin dayak yemesi, sürekli alkol alan kocası tarafından cinsel saldırıya uğraması, tehdit edilmesi gibi nedenler bulunmasına karşın, otopsi raporunda ölüm sırasında boğuşma izi bulunmaması nedeniyle kadının kocasını uyurken boğduğu kanısına vardı.
Kurulun, tarafların tartışmasının saat 23.00’ten sonra yatak odası, boğmak suretiyle ölüm olayının ise oturma odasında saat 05.00 sıralarında gerçekleştiği şeklindeki tespitleri dikkate aldığı öğrenildi. Otopsi raporu doğrultusunda, 1,80 boyunda 85 kilo ağırlığındaki, fiziken kendisinden daha güçlü olan kocasını boğuşma sırasında boğma imkanı bulunmadığı tespitinin yapıldığı belirtildi. Kurulun kararı, aleyhe temyiz olmadığı için kadına verilen beraat kararını etkilemeyecek ancak bundan sonraki meşru müdafaa nedeniyle verilen beraat kararlarında emsal nitelik taşıyacak.
 
14 yıl aldı 4.5 yıla indi; tahliye!
 
Adana’da 23 Kasım 2017’de Seyhan ilçesinde meydana gelen olayda görücü usulüyle Serkan Taciroğlu ile evlenen Dilek Gülener’in engelli bir çocuğu oldu. 2 yıl önce çocukları ölünce, iddiaya göre Serkan Taciroğlu alkol ve uyuşturucuya başladı.5 ay önce eşinden ayrılmak isteyen kadın, boşanma davası açtı. Tehdit ettiği öne sürülen Serkan Taciroğlu’na 1 ay uzaklaştırma cezası verdi. Serkan Taciroğlu, sokakta yürüyen eşini dövüp 9 yerinden bıçakladı. 9 gün sonra tutuklandı. Bu arada çift boşandı. Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 41 yılla yargılanan Taciroğlu, 18 Mayıs’ta 14 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 1.Ağır Ceza Dairesi, olayın ‘yaralama’ suçunu oluşturduğunu belirterek, cezayı 4.5 yıl olarak açıkladı ve sanığın tahliyesine karar verdi.
 
‘Hakim kararı gülerek okudu’
 
Mahkemenin kararına isyan eden Dilek Gülener, “Bu insan artık dışarda. Yatması için ya da daha çok ceza alması için illaki benim ölmem mi lazımdı? Bu insan, madde bağımlısı, uyuşturucu bağımlısı bir insan. Bana bir şey yapacak mı? diye yine korku içinde yaşayacağım. Hakime her gün yaralarıma bakıp kâbuslar gördüğümü söyledim. Ama hakim hiç beni dinlemedi, dava bittikten sonra ‘Serkan seni serbest bırakıyorum, dışarı çıktığın zaman yaramazlık yapma’ diye gülümseyerek ifade etti. 
 
Eşini öldüren kadına indirimli ceza
 
Tuzla’da kendisine fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığını iddia ettiği eski eşini 55 yerinden bıçaklayarak öldürdüğü iddiasıyla yargılanan Namme Öztürk, “haksız tahrik altında kasten öldürme” suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki karar duruşmasına, tutuklu sanık Namme Öztürk ile taraf avukatları katıldı.
Duruşmada, Cumhuriyet Savcısı Mehmet Veysi Aktaş mütalaasında sanık Namme Öztürk ile Kazım Aydemir’in 2007 yılında evlendikleri, aralarındaki sorunlar nedeniyle de 2016 yılında boşandıkları, boşanma kararının ardından Aydemir’in çocuğunu görmek için sanığın evine ara ara gittiği anlatıldı.
 
12 yıl 6 aya indi
 
Ölen Kazım Aydemir’in evine gittiği zaman rızası dışında eski eşini birden çok kez cinsel ilişkiye zorladığı aktarılan mütalaada, olay tarihinde yine eski eşinin evinde kalan Kazım Aydemir’in, yaşanan tartışma sırasında üzerinde bulunan silahla “Seni öldürürüm” şeklinde tehditte bulunduğu, sanık Namme Öztürk’ün de eski eşini bıçakladığı belirtildi.
Mütalaada, sanığın şiddete maruz kalmış olması, ölen Kazım Aydemir’in elinde namlusuna mermi sürülmüş tabanca bulunması, toplumda sıkça kadın cinayetleri işlenmesi hususları dikkate alınarak, sanığın eylemini meşru savunma ve zorunluluk hali altında işlediği gerekçesiyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi istendi. Son sözleri sorulan sanık Namme Öztürk, beraatine ve tahliyesine karar verilmesini talep etti.
Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, Namme Öztürk’ü 21’i öldürücü nitelikte toplam 55 bıçak darbesi ile öldürdüğü gerekçesiyle kasten öldürmekten suçundan önce müebbet hapis cezasına çarptırdı. Sanık Öztürk’ün eylemini şiddetli elemin etkisinde kalarak işlediğini belirten mahkeme heyeti, cezayı 15 yıla düşürdü.
Sanığın duruşmalardaki iyi halini de takdiri indirim nedeni sayarak cezayı 12 yıl 6 aya indiren mahkeme heyeti, tutukluluk halinin devamına karar verdi.
 
Kadın hakim: Beraat etsin
 
Üye hakim Gülşah Tufan, sanığın algılama yeteneğinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ölçüde bozulduğunu belirtti. Gülşah Tufan, şunları tutanağa yazdırdı: Sanığın o güne kadar yaşadığı şiddetin vehameti, maktulün olay anında üzerinde namlusuna mermi sürülmüş vaziyette silah bulunması, sanığın toplumdaki cinsiyet ayrımı neticesi her türlü şiddete karşı kendini ifade edemediğinden boyun eğmek zorunda kalması ve kendisini başka türlü kurtarma ihtimal ve imkanının olmadığı, bu nedenle sanığa ceza verilmesine yer olmadığı tarafımca değerlendirilmiştir.
 

ETİKETLER