17 yıllık birikimin öyküleri Gecenin Gecesi’nde buluştu

FÜSUN SAKA / fsaka@gazetevatan.com |  04 Kasım 2017 Cumartesi - 2:30 | Son Güncelleme : 04 11 2017 - 2:30

Yazar Hasan Ali Toptaş’ın 2000’li yıllardan bu yana biriktirdiği öyküleri bir araya getirdiği yeni kitabı Gecenin Gecesi yayınlandı.


Dünyanın bütün seslerini duyan biri olsaydınız… Ayağınızın altında uzanan ahşap döşemelerin, pencere pervazlarının, elinizde tuttuğunuz kalemin, üzerinize giydiğiniz paltonun içinde taşıdığı ve oluşumundan bu yana getirdiği tüm sesleri... Hasan Ali Toptaş öykülerinde tüm bu sesleri getiriyor bize ve yaşamın sesini böyle derinden duyan birinin nasıl sessizleşebileceğini gösteriyor. Toptaş’ın öykülerinde o uğultulu ve hep hareket halindeki arka plan ile aranıza camdan bir duvar giriyor aniden. Hayatınızın geri kalanını olduğu gibi önünüzdeki sonsuzluğa bırakıp gidiyor öylece. Bu nedenledir ki sessizce yapılan anlaşmaların tümü aslında içinde büyük çığlıklar taşır. En büyük itiraflar; camları kırabilecek kadar güçlü çığlıklar kadar sessiz olanlardır. Büyük bir uğultuyla gelir ve dünya ile aranıza otururlar. Gecenin Gecesi bu duyguyu veriyor... Okuyup son sayfasına geldiğinizde...

Hasan Ali Toptaş 30 yılı aşkın bir süre önce yayınlanan ilk öykülerinden bu yana öykü yazarlığı konusundaki arayışını şöyle anlatıyor: “İlk kitabım öyküydü, ikincisi ve üçüncüsü de öyle. Fakat 1990’ların başından itibaren neredeyse bütün zamanımı ve enerjimi roman sanatına harcadım. Gecenin Gecesi’ndeki öyküler de 2000 yılından bu yana, demek on yedi, on sekiz yıllık bir süreçte yazdığım öyküler. Yatak öyküsünü, Uykuların Doğusu’na başlayacağım sırada yazdım sözgelimi.”

“Başlangıçta, henüz ortaokul öğrencisiyken, toplumsal bir yaraya parmak basmışsam, o öykünün iyi bir öykü olduğunu düşünürdüm. Hepten zırcahil olduğumuz dönemdi. Direkt ya da dolaylı bir şekilde bize öyle öğretilmişti. Çok şükür, şimdi cahiliz. Kendimi alıp bir yere koymam hiç doğru olmaz elbette, doğru olsa bile ben bunu yapmak istemem. Ayrıca, bu tür etiketlemeler metin tamamlandıktan sonra yapılan harici ve daraltıcı şeylerdir. Ben edebiyata kavramlar, kuramlar,  cetveller, gönyeler üzerinden bakan, kafasında çeşitli kategoriler taşıyan biri değilim. Yazarken de öyle biri değilim, okurken de.”

Kitabın çizimleri Ümit Ünal’dan

Gecenin Gecesi’ndeki öykülerin çizimleri Ümit Ünal’a ait. Ancak Toptaş’ın anlattıklarına göre; Ünal ve Toptaş öyküler ve çizimler hakkında hiç konuşmamış. “Yıllardır tanışıyoruz, konuşabilirdik elbette, öyküleri didikleyebilir, çizimleri yorumlayabilirdik. Galiba ikimiz de bunun doğru olmayacağını düşündük. Bunu sessizliğimizle söyledik birbirimize. İyi de ettik. O öyküleri okuyup çizimleri yaptıkça ben gördüm birer birer. Sonuçta ortaya çok güzel bir iş çıktı” diye anlatıyor.

ESERLERİ

- 1987: Bir Gülüşün Kimliği öykü kitabı

- 1990: Yoklar Fısıltısı öykü kitabı

- 1990: Yalnızlıklar şiirsel metni

- 1993: Sonsuzluğa Nokta roman

- 1993: Ölü Zaman Gezginleri öykü kitabı

- 1996: Kayıp Hayaller roman

- 1994: Ben Bir Gürgen Dalıyım öykü kitabı

- 1998: Bin Hüzünlü Haz roman

- 2005: Uykuların Doğusu roman

- 2007: Harfler ve Notalar deneme

- 2013: Heba roman

- 2014: Başlarken Yalnızsın Bitirdiğinde Daha da Yalnız deneme

- 2016: Kuşlar Yasına Gide roman

- 2016: Geçmiş Şimdi Gelecek öykü kitabı.

Gerçeküstü biyografi

Kitapta “Nihat” adlı kişi gerçeküstü bir biyografinin parçası olarak değerlendirilebilir. Nihat, daha sonra bir yerde karşımıza çıkacak mı? Sorusunu yanıtlarken şunları söylüyor, Toptaş,  “Benim metinlerimde bu tür şeyler olur zaman zaman. Kayıp Hayaller Kitabı’ndaki esans satıcısı kalkar, Heba’daki düğüne gider mesela. Ya da, Yabu öyküsündeki Yabu, Heba’da yeniden görünür. Nihat daha sonra karşımıza çıkacak mı bilemiyorum, bunu şimdiden tahmin etmek imkânsız.”

Kitabın ilk öyküsü “Yatak”taki yatak olgusunun öyküdeki insanlarla iç içe oluşuna dair  şunları anlatıyor:

“Yatak benim çok sevdiğim öykülerden biri. Bunun nedeni büyük ölçüde, nasıl bir ortamda, ne zaman yazdığımla ilgili sanıyorum. Bu öykü, on yıl kadar önce Almancaya çevrilerek Avusturya’daki bir dergide de yayımlanmıştı. Bu cümleden önceki sözlerime bakınca, soruyu cevaplamamak için zikzak çizip durduğumu fark etmişsinizdir. Öykü ile okur arasına girmek istemiyorum çünkü, şuracıkta söyleyeceğim her şey öyküye zarar verir. Devamlı söyleyip durduğum bir sözle bitireyim bu sorunun cevabını; metnin son cümlesini yazıp noktayı koyduktan sonra yazara susmak düşer, çünkü metin tamamlanmıştır artık ve o konuşmaya başlamıştır.”

Yeni romana başladım

“Bir roman yazıyorum ama ne zaman biter bilmiyorum” diyen yazar, “Geçen yıl Kuşlar Yasına Gider yayımlanmıştı biliyorsunuz, bu yıl da Gecenin Gecesi yayımlandı. Az önce verdiğim cevaplardan da anlaşılacağı üzere, geçen yıl yayımlanan romandan sonra oturup bu kitaptaki öyküleri yazmış değilim. İki kitabın böyle art arda gelmesi sadece bir tesadüf. Bir ay önce yeni bir romana başladım, bundan sonraki kitap o roman olur. Fakat ne zaman olur hiç bilemiyorum. Acelem yok, kaç yıl sonra biterse bitsin, yeter ki benim içime sinen bir roman olsun.”