10 yıl içeride bekler mi adam?

DHA |  09 Ocak 2011 Pazar - 18:40 | Son Güncelleme : 09 01 2011 - 18:40


Devlet Bakanı Faruk Çelik sert çıktı: 'Milletin yüzde 50 oy verdiği bir iktidar hakim savcıyı almayacaksa sen mi alacaksın Allah aşkına? Bu ne demek ya?'

Devlet Bakanı Faruk Çelik, Ceza Muhakemesi
Kanunu’nun (CMK) tutukluluk sürelerini yeniden düzenleyen 102. maddesi kapsamında bazı tutukluların tahliye edilmesi dolayısıyla yapılan tartışmalarla ilgili
olarak, "Adam 10 yıldır içerde, suçlu mu değil mi, mahkum olacak mı olmayacak mı belli değil. 10 yıldır içerde tuttuğun adam, suçlu ise ver cezasını, değilse ver
kararını çıksın. 10 yıl içerde yatar mı, bekler mi adam?" dedi.

Çelik, Bursa Büyükşehir Belediyesince Mudanya eski Zeytin Hal Binası’nın bulunduğu alana yaptırılacak Sosyal Yaşam Merkezi’nin temel atma töreninde,
Yunanistan Başbakanı Papandreu’nun Erzurum’a geldiğini ve oradaki diyalogları herkesin izlediğini belirtti.

Ekonomik krizden etkilenen Yunanistan’da yaşananlara dikkat çeken Çelik, AB’de bazı ülkelerin ekonomik açıdan ne kadar zor durumda olduklarının açıkça
görüldüğünü ifade ederek, "Bırakınız maaşlarda zammı, ’maaşlarda nasıl kesintiye gidebiliriz, emeklilik süresini nasıl uzatabiliriz, sosyal hakları nasıl
keseriz?’ planları ve programların yapıldığı bir dönemdeyiz" dedi.

Böyle bir zor süreçte dünya kavrulurken, Türkiye’nin sorunlarını milletine yaşatmadığını, bununla kalmayıp yatırımlarına devam ettiğini dile
getiren Çelik, şöyle konuştu:

"Türkiye’nin dört bir yanında yatırımlar sürüyor. Bunun altında yatan yegane formül siyasi istikrardır. Siyasi istikrar ekonomik istikrarı etkiliyor.
Ekonomide istikrar var. Böylece dünyanın, Avrupa’nın, komşularımızın yaşadığı sıkıntıları vatandaşlarımıza yaşatmıyoruz, bu iktidar, bu dinamik çalışmalar
sayesinde. Şimdi yakın gelecekte seçim var. Seçim için siyasi partilere bakıyoruz. Bol keseden konuşmalar başladı. Burada yaşı müsait olan değerli ağabeylerimiz bilirler. 80-90’lı yıllarda çok dinledik. Neticede ülkeyi iflasın eşiğine getirdiler. Türkiye’ye kan, zaman kaybettirdiler, başka bir şey yapmadılar."

Bakan Çelik, geriye dönüp bakıldığında, 1970 ve 1990’ların kayıp yıllar olduğunu vurgulayarak, "Dünya o günlerde aya gidiyordu, bizden işçi alma
noktasına geldiler. İkinci Dünya Savaşı’nda yerle bir olan ülkeler, 1960’ta kendi işçisine iş verdikten sonra ’gelsin bizde çalışsın’ diye bizim işçimizi götürürken, biz o sırada başbakanları idam etmekle meşgul olduk. Biz boş işlerle meşgul olduk" diye konuştu.

Türk milletinin yıllarca yanlış şeylerle meşgul edildiğini, zamanın israf olup gittiğini belirten Çelik, bunların hepsinin geride kaldığını anlattı.
"Milletin karşısına çıkın, sokağa inin, yalnız biz inmeyelim sokağa, milletle bütünleşelim, siyaset milletle birlikte yapılır" diyerek muhalefeti
sokağa indirmeyi başardıklarını dile getiren Çelik, şöyle devam etti:

"Muhalefet sokağa indi. Çok güzel de öyle şeyler konuluşuyor ki... Nereden vereceksin? Nereden vereceğin önemli değil. Bol keseden atmalar başladı.
Bunun ne anlamına geldiğini bizim milletimiz çok iyi biliyor. Cepte ne kadar para var? Ne kadar gelirin varsa, o kadarını millete verirsen doğru gidiyorsun
demektir. Gelenden fazlasını verirsen anla ki milletin canına okuyacaksın demektir. Bunlar geçmişte örnekleriyle sabittir."

"DEVLET ALEVİLERİ DE GÖRMEMEZLİKTEN GELMİŞ"

Konuşmanın ardından programa katılan davetliler ile birlikte Sosyal Yaşam Alanı’nın temeli atıldı. Bakan Çelik, daha sonra Alevi Kültür Derneği Mudanya Şubesi’nin düzenlediği Aşure Günü’ne katıldı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Sena Kaleli’nin de bulunduğu törende kendisine ikram edilen aşureyi yedikten sonra Bakan Çelik, aleviler ile ilgili yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdi. Bugüne kadar Alevilerin sorunlarının dikkate alınmadığını anlatan Bakan Çelik, "Aslında devlet Alevileri de görmemezlikten gelmiş. Aleviler devletin sınırları içinde ama kendi içine kapalı vaziyette, yaşamlarını sürdüren bir topluluk olarak değer yargılarından ödün vermeden bugüne kadar gelebilmiş bir topluluk. Birinci hedefimiz aradaki derin ayrılıkları, derin uçurum diye gösterilen konuları, aslında derinlik ifade etmediğini bizzat ilgili tarafları yan yana getirdiğini aylarca tartıştık" dedi.

"MADIMAK BİR ÇATIŞMA ALANI DEĞİLDİR"

Düzenlenen çalıştaylar ile birlikte Alevilerin bakışının ve hafızasının yenilendiğini vurgulayan Bakan Çelik, "Belirlediğimiz ana noktalar var. Bunlardan birincisi Madımak’ın mutlak suretle tabelasının indirilmesi kamulaştırılması ve orada hayatlarını kaybeden vatandaşlarımızın anısının orda yaşatılması ile ilgili aldığımız karar gereği Madımak’ı kamulaştırdık. Şu anda Özel İdareye devrettik. Yeni projeyi Alevilerle oturup, tartışıp, belirleyip orasını yeni bir alana dönüştüreceğiz. Ama bu alan provokatörlerin dediği gibi bir çatışma alanı değildir. Bir barış alanı geçmişi unutturmayacak ama gelecekte de dostluğumuzu pekiştirecek bir alan haline geliyor" diye konuştu.

"KİMSE KİMSEYE BİR DAYATMADA BULUNMASIN"

Belirlenen noktalardan ikincisinin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ile ilgili olduğuna dikkat çeken Bakan Çelik, "Çalıştaylarda geldiğimiz nokta şudur: Kimse kimseye bir dayatmada bulunmasın. Herkes neye inanıyorsa, onu yaşasın. Şimdi Din Kültürü kitaplarını değiştiriyoruz. İçinde Alevilik, Nusayrilik, Caferilik, olması gerektiği kadar, diğer mezhepler olması gerektiği kadar, bilgi olarak kültür olarak verilecek ki çocuklarımız bu konuyu bir başkasının baskısı altında veya bilgisiz olmasın. Böyle kalınca ilgisiz oluyor. İlgisiz kalınca da uyduruk bilgilerle hareket etmeye başlıyor iftiralar yanlış ithamlar başlıyor" dedi.

"STATÜ KONUSUNDA SIKINTILARIMIZ VAR"

Üçüncü olarak Cemevleri’ne statü verilmesi konusunda ittifakla karar aldıklarını belirten Çelik, şunları söyledi: "Yani Sünni kesimler eski başkanlar, yeni mevcut yöneticiler vardı. Hepsiyle birlikte karar aldık. Statü konusunda sıkıntılarımız var. Statü ne şekilde olmalıdır? diye tüm kesimlerle siyasi partilerle konuşuyoruz. Takdir edersiniz ki Türkiye bir hukuk devleti bu zorluğu da aşmak iğneyi deliğinden deveyi geçirme mücadelesi veriyoruz" diye konuştu.

"ALEVİLERİN TALEPLERİ PARTİCİLİKLE ÇÖZÜLMEZ"

Konuşmanın ardından Alevi Kültür Derneği Mudanya Şubesi Başkanı Eşref Doğan’ın ilçeye Cemevi talebinde bulunması üzerine Bakan Çelik, şu yanıtı verdi: "Bu konu 1371 yıllık bir konu. Türkiye’de Cemevleri’nin statüsü yok ama fiili olarak cemevleri var. Hukuki olarak yer almayan Cemevleri’ne ’Planda yer ayrılsın’ deniyor. Bu güzel bir taleptir. Ama hukuki olarak olmayan bir mekana siz belediye başkanı olarak, kim olursa olsun bir hukuk kılıfı giydiremez. Esas mesele bu sorunu kökten çözmedir. Bu sorunu kökten çözmenin yolu da Cemevleri’ne statü vermektir. O statünün nasıl olacağı konusunda Alevi Hukukçularla, Bakanlık hukukçuları ve diğer hukukçular ile görüşüyoruz. Buna bir çare bulmamız gerekiyor. Bu çareyi bulmadan konuşulan tüm konular politiktir. Ben bu konunun politikaya alet edilmesine karşıyım. Alevilerin talepleri particilikle çözülmez. Bunu birlikte çözmemiz gerekiyor."

-İKİ DİL TARTIŞMALARI-

Bakan Çelik, bütün kronik sorunların üstüne gittiklerini belirterek, şunları söyledi:
"Bunlardan biri de Güneydoğu’da yaşanan terör olayları ve benzer hususlar. Bunu da istismar edenler var. Bunu da sağa sola çekenler var. Ne varsa
açık açık konuşalım. Çıksın ortaya herkes, rengini şeklini, boyunu, posunu görelim. Bu konular konuşulmamış olsaydı, eğer AK Parti bu yaşanan tabloyu örtbas
etseydi, ’Bu seçimi de geçirelim, konuşmayalım, hiçbir şey yok, sorun yok’ deseydi öyle inanıyorum ki, ülkenin başına daha büyük işler gelecekti. Ama şimdi
ne güzel oldu biliyor musunuz? Türkiye’nin lafta birliğinden yana olanların kimliklerini nasıl güzel gördünüz öyle değil mi? Şimdi de ’iki dil olsun’
diyorlar. Türkiye’nin resmi dili Türkçe. Kim söylüyor bunu, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı. Kim söylüyor bunu, Türkiye’nin Başbakanı. Kim söylüyor bunu,
Türkiye’nin Anayasası. Hani sen birlikten bütünlükten yanaydın? Türkiye’de Kürtçe konuşmanın, başka ana dilleri konuşmanın önünde yasak mı var? Dilediğin dili
konuş. İstediğin dili konuş. İstediğin dile de evet. Buna bir engel var mı? Peki ne istiyorsun. İşte açıklığın, demokrasinin güzelliği bu. O parmak bastığımız
noktalarda herkes gerçek dilini ortaya çıkarmaya başladı. Ağızdaki baklalar düşmeye başladı. Şimdi siz de dostu düşmanı çok iyi biliyorsunuz."

Bu milletin birliğinden yana olanların, bu milletin sinsi düşmanlarının ayan beyan ortaya çıktığını vurgulayan Çelik, "Unutmayın, 73 milyon, doğusuyla,
batısıyla, güneyiyle, kuzeyiyle kesinlikle yanlışta birleşmiyor. Millet aynı hedefe doğru koşuyor. Diyarbakırlısı da Edirnelisi de Mersinlisi de birlik
istiyor. Herkes birlik istiyor, herkes ’Ankara’ diyor, herkes ’ay yıldızlı bayrak’ diyor’ şeklinde konuştu.

-"MİLLETİN YÜZDE 50 OY VERDİĞİ BİR İKTİDAR HAKİM SAVCIYI ALMAYACAKSA"-

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) tutukluluk sürelerini yeniden düzenleyen 102. maddesi kapsamında bazı tutukluların tahliye edilmesi dolayısıyla yapılan
tartışmalara da değinen Bakan Çelik, son günlerde, Hükümet’in, cezaevinde olan katilleri, suçluları serbest bırakmış gibi propaganda yapıldığını söyledi.

Çelik, şöyle devam etti:
"6 yıldır bu tutuklularla ilgili maddeyi erteliyoruz. Yargıya diyoruz ki, ’10 yıllıklar kimse mahkemelerini görün, neticeye ulaştırın.’ 6 yıldır
bekliyoruz. Bazı daireler bunu bitirmişler. Davalar görülmüş cezalar verilmiş. Adam 10 yıldır içerde, suçlu mu değil mi, mahkum olacak mı, olmayacak mı belli
değil. 10 yıldır içerde tuttuğun adam suçlu ise ver cezasını, değilse ver kararını çıksın. 10 yıl içerde yatar mı, bekler mi adam? Ne acıdır ki bunlar
Türkiye’de yaşanıyor. Bunlar yaşanınca diyorlar ki, yargıda sorun var. Ne sorun var? Bina mı istiyorsunuz? Her yere adliye sarayı yaptık. Tamam mı bu iş?
Yetmedi. Ne lazım? Hakim lazım, savcı lazım. Tamam alalım. Hakim savcıyı da alalım dosyalar hızlı bir şekilde görülsün. Hakim savcı alacaksınız, hemen iptal
ediliyor alınmıyor. ’Bunlar almasınlar hakim ve savcıyı.’ Bu ne demek ya?"

"Milletin yüzde 50 oy verdiği bir iktidar hakim savcıyı almayacaksa sen mi alacaksın Allah aşkına?" diyen Çelik, şunları kaydetti:

"Nereden çıkarıyorsun bunu. Böyle saçma şey olur mu? Ne yazık ki, Türkiye’de birçok noktalar konuşulmaya konuşulmaya kapalı kalmış. Hayır, Mudanya
Meydanı’nda hepinize sesleniyorum; Cumhuriyet hepimizin, 73 milyonun. Cumhuriyet’in değerleri hepimizin. Bu 73 milyonun değeridir. Kim ne kadar sahip çıkacaksa, herkes bunun bilincindedir. Hepimiz de Cumhuriyet’e sonuna kadar sahip çıkacağız."

Konuşmaların ardından Çelik, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe ile yaşam merkezinin temelini attı.

ETİKETLER

0