10 yıl geçti ama acısı hâlâ taze!

03 Ocak 2018 Çarşamba - 2:30 | Son Güncelleme : 03 01 2018 - 2:30

Diyarbakır’da 3 Ocak 2008’de dershane önündeki patlamada evlatlarını yitiren ailelerin acısı dinmiyor


Üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen 6 öğrenci ve bir velinin hayatını kaybettiği, 73 kişinin ise yaralandığı kalleş saldırı hafızalardan silinmedi. Saldırıda hayatını kaybeden öğrencilerden Mehmet Salih Ekinci’nin annesi Nesime Ekinci, oğlunun çok zeki ve başarılı bir öğrenci olduğunu, doktor olmak istediğini söyledi. Yaşadığı acının ilk günkü gibi taze olduğunu belirten Ekinci, duygularını şöyle ifade etti: “Bu acı kabre kadar bitmez. Acısı aynı, değişen bir şey yok. Her gün ağlıyorum. Kapı çalındığında belki, ‘Mehmet Salih geldi.’ diyorum ama gelmedi. Telefon çaldığında ‘Belki oğlumdur’ diyorum. ‘Belki bir yerlerdedir, hala beni arıyor.’ fakat değil. Mehmet Salih gitti, gelmedi. Bu acı çok ağır, ciğer acısı çok ağır. Kimse evlat acısını görmesin. İlk birkaç yıl deli gibiydim. Dört duvar üstüme geliyordu. ‘Nasıl dayanacağım?’ diyordum ve bağırıyordum.”

HAYALLERİNİ YIKAMADILAR

O dönem 17 yaşında olan Görkem Emre Öz, Diyarbakır Fen Lisesi son sınıf öğrencisiydi. Dershanenin önündeyken hain saldırı gerçekleşti. Görkem’in iki bacağı kırıldı ve dalağı parçalandı. 1 ayı hastanede olmak üzere 3-4 ay yatarak tedavi gördü. Bacaklarına platin takılan ve dalağı alınan Öz, pes etmedi ve ikinci dönem derslerine evde çalışarak üniversite sınavında 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandı. Mezun olup hayali olan doktorluk mesleğine kavuşan ve mecburi hizmetini tamamlayan Öz, şimdi İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimine devam ediyor. Kalleşlerin hayallerini yıkamadığı Görkem, “Kayıplarımız var. Onları andıkça üzülüyoruz, unutmamaya, unutturmamaya çalışıyoruz. Şimdi nişanlım var. Bir evlilik planı yapıyorum. Bir terör mağduru olarak, bu ülkede terörün tamamen yok olmasını istiyorum” diyor.

‘BU IZDIRAP İHTİYARLAMAZ’

Kanlı saldırıda oğlu Eren’i kaybeden eski AK Parti milletvekili Oya Eronat, dershanenin bulunduğu o caddeden o günden sonra hiç geçmediğini, oğlu Eren’in sevdiği yemeklerin evde hiç pişmediğini anlattı. O günden beri her günü oğlunun anılarına sarılarak yaşayan Eronat, şunları söyledi: Victor Hugo’nun dediği gibi, çocuğunu kaybeden bir anne için her gün ilk gündür; bu ızdırap ihtiyarlamaz. Oğlumun odasındaki son yediği çikolataların kağıtlarını, son çözdüğü testlerin kağıtlarını bile atamadım, duruyor. Oyuncakları, romanları duruyor. Oğlu öldükten sonra siyasete girerek hayatını kaybeden çocukların ailelerine hizmet etmek istediğini aktaran Eronat şunları söyledi:

Dağa mı çıksaydım!

Silah alıp dağa çıkacak halim yoktu. İntikam hisleri hiç taşımadım. Çünkü ben çok inançlı bir insanım. Ama öfkem de çok büyük, bir mücadele vermeliydim. Mücadeleyi de siyaset zemininde yakaladım. Sesimi duyurmalıydım. Bu şekilde siyasete girdim. Sayın Cumhurbaşkanımızın olurlarıyla şehit yakınları ve gazilerle ilgileniyorum. Genel Merkezde Sosyal Politikalar Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyorum. Türkiye’nin bütün şehit yakınları bulur beni. Sorunlarını anlatırlar, o sorunları çözmeye çalışırım.