'Zayıflama hapları ölümcül akciğer tansiyonu sebebi'

06 Eylül 2019 Cuma - 17:42 | Son Güncelleme : 06 09 2019 - 17:49

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nesrin Öcal, akciğer tansiyonunun tedavi edilmediği takdirde 2,5-3 yıl içinde ölümle sonuçlandığını belirterek, "Bazı toksinler ve madde kullanımları da doğrudan akciğer tansiyonuna neden olabilir. Bunlardan en çok bilinenleri amfetamin, kokain gibi narkotik maddeler ve son yıllarda bilinçsizce kullanımı artan zayıflama haplarıdır" dedi.


"Bilinçsiz kullanılan zayıflama hapları ölümcül akciğer tansiyonu  sebebi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nesrin Öcal yaptığı açıklamada, yüksek tansiyon  denildiği zaman akla ilk gelen tablonun kalpten çıkan ana atardamardan tüm vücuda  yayılan damarlardaki kan basıncının arttığı hipertansiyon olduğunu söyledi.
 
 Kola takılan tansiyon aletleriyle basitçe tespit edilen bu durumun  kalbin sol yarımıyla ilgili bir hipertansiyon olduğunu aktaran Öcal, kalpten  çıkan diğer bir önemli atardamarın ise sağ kalpten ayrılıp akciğerlere  oksijenlenmesi için kan taşıyan ana akciğer atardamarı (pulmoner arter) olduğunu  kaydetti. Öcal, bu damarın yüksek tansiyonuna da toplumda akciğer tansiyonu  olarak bilinen "pulmoner hipertansiyon" denildiğini dile getirerek, bu tablonun  kalbin daha ağırlıklı olarak sağ yarımıyla ilgili olduğunu, tanısının daha zor,  tedavisinin de diğerinden çok farklı olduğunu kaydetti.
 
Pulmoner hipertansiyonun tanı konulmayıp tedavi edilmediği taktirde  normal hipertansiyondan çok daha tehlikeli ve ölümcül bir tablo seyrettiğini  vurgulayan Öcal, şu bilgileri verdi: "Egzersizle artan nefes darlığı, çabuk yorulma, halsizlik, göğüs  ağrısı veya göğüste sıkışma hissi, karında şişkinlik, egzersiz yaparken bayılma,  çarpıntı, ayak bileklerinde şişkinlik, dudaklarda ve parmak uçlarında morarmalar  görülebilir. Kişinin efor kapasitesinin sağlıklı yaşıtlarına göre az olması  uyarıcı bir bulgudur. Benzer şikayetler KOAH, astım gibi akciğer hastalıklarında  ve kalp damar hastalıklarında da görülebildiği için tanı kolayca gözden  kaçabilir. Bu sebeple ufak bir fiziksel aktiviteyle bile bahsettiğimiz  şikayetleri yaşayan kişiler akciğer tansiyonu yönünden mutlaka araştırılmalıdır."
 
  Öcal, akciğer tansiyonunun oldukça geniş bir hasta grubunu kapsadığına  işaret ederek, şöyle devam etti: "Bunlar içerisinde bizzat doğuştan ya da sonradan gelişen kalp  hastalıklarının yanı sıra, kronik akciğer hastalıkları ve romatizmal hastalıklar  da vardır. Hiçbir sebep bulunamayan grup ise azımsanmayacak bir sayıyı  kapsamaktadır. Diğer yandan bazı toksinler ve madde kullanımları da doğrudan  akciğer tansiyonuna neden olabilir. Bunlardan en çok bilinenleri amfetamin,  kokain gibi narkotik maddeler ve son yıllarda bilinçsizce kullanımı artan  zayıflama haplarıdır."
 
Doç. Dr. Öcal, akciğer tansiyonunu tansiyon aletiyle ölçmenin mümkün  olmadığını aktararak, şüphelenilen hastalarda önce bir kalp ultrasonografisiyle  (EKO) kalp fonksiyonlarının incelenip akciğer basıncının kabaca  değerlendirilebildiğini ifade etti.
 
 "Tedavi seçiminde hangi tip akciğer tansiyonu olduğu belirlenmeli"
Çok hassas olmasa da bu yöntemle akciğer tansiyonu şüphesi teyit  edilirse hastaya ileri tetkik yapmak gerektiğini belirten Öcal, şunları kaydetti: "Öncelikle kesin tanı koyabilmek için pulmoner arter basıncının net  olarak ölçülmesi gerekir. Bunun için anjiyo işlemiyle kasıktan ya da boyundaki  bir toplardamardan sokulan ince bir kataterle kalbin sağ odaları ve akciğerlere  giden atardamarın basınçları ölçülür. Bu işleme ise sağ kalp kateterizasyonu adı  verilmektedir. Basınç yüksek bulunursa hastaya pulmoner hipertansiyon teşhisi  konulur. Pulmoner hipertansiyon tedavi edilmediği taktirde ortalama 2,5-3 yıl  içerisinde ölümle sonuçlanmaktadır. Bu süre pek çok kanser hastasındaki beklenen  sağ kalımdan düşüktür. Bu durumun önüne geçilebilmesi konusundaki en önemli nokta  erken tanı ve doğru tedavidir. Tanı alamayan bir hasta, ilerleyen dönemde ileri  boyutta solunum ve kalp yetmezliğiyle kaybedilebilmektedir."
Tedavi seçiminde öncelikle hastanın hangi tip akciğer tansiyonuna  sahip olduğunun belirlenmesi gerektiğini, çünkü her bir hasta grubunun  tedavisinin farklı olduğunu vurgulayan Öcal, akciğer damarlarındaki kronikleşmiş  pıhtıların neden olduğu bazı pulmoner hipertansiyon hastalarında cerrahi  işlemlerle pıhtıların çıkarılması yeterli olabilirken, pek çok hasta grubunda ise  ilaç tedavileriyle takip uygulandığını aktardı.
 Öcal, "Sonuç olarak, pulmoner hipertansiyon erken tanı ve doğru tedavi  ile büyük oranda kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Sebebi tam olarak  açıklanamayan nefes darlığı çeken kişilerin bu açıdan mutlaka tetkik edilmesi  gerekir." diyerek, sözlerini tamamladı.
 
  

ETİKETLER