‘Nazi gelini’ne müebbet hapis

12 Temmuz 2018 Perşembe - 2:30 | Son Güncelleme : 12 07 2018 - 2:30

Almanya’da 2000-2007 yılları arasında sekiz Türk, bir Yunan ile bir Alman polisi öldüren Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü’nün (NSU) hayattaki tek üyesi Beate Zschäpe, 5 yıl süren dava sonucunda ömür boyu hapse mahkum edildi


Almanya’da son yılların en önemli davası olarak nitelenen ve sekiz Türk, bir Yunan ile bir Alman polisi seri cinayetlerle öldüren Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü (NSU) adlı neo-Nazi örgütüyle ilgili 5 yıldır süren davada karar çıktı. Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’nde görülen davada Manfred Götzl başkanlığındaki heyet, baş sanık konumundaki örgütün hayatta kalan tek üyesi Beate Zschäpe ve dört sanık hakkındaki kararını açıkladı.
 
Mahkeme heyeti Zschäpe’yi ‘10 cinayet, terörist bir örgüte üye olmak ve kundaklama’ suçlarından ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Başsavcı mütalaasında Zschäpe için müebbet hapis cezasının ardından şartlı salıverilmemesi için ihtiyati tevkif talep etmişti.
 
Serbest kalabilir
 
lmanya’da ağırlaştırılmış müebbet cezası olmamasından ötürü, toplum için tehlike oluşturulabilecek kişiler, bu yolla güvenlik denetimi altında tutuluyor. Ancak Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi Basın Sözcüsü Florian Gliwitzkj mahkemenin ihtiyati tevkif kararına gerek görmediğini ifade etti.
Mahkeme heyeti Zschäpe’yi 10 cinayetten suçlu bulduğu ve ‘suçun ağır olması’ kanaatine vardığı için müebbet hapis cezasını tamamlamadan önce uygulamada serbest bırakılması ihtimali düşük görülüyor. Ancak bu durum hukuki açıdan mümkün.
 
Diğer sanıklar
 
Davanın diğer sanıklarından aşırı sağcı Nasyonal Demokrat Parti’nin (NPD) eski yöneticilerinden Ralf Wohlleben, örgüte silah temin ettiği gerekçesiyle ‘cinayete yardım yataklık etmek’ suçundan 10 yıl hapis cezası aldı. Başsavcılık mütalaasında Wohlleben için 12 yıl hapis cezası talep etmişti.
Sanık Holger G., ‘terörist örgüte destek sunmaktan’ suçlu bulunarak üç yıl hapis cezası aldı. G., NSU örgütüne bir kez silah ve yeraltına inen örgüt üyelerine sahte belge temin ettiğini kabul etmişti. Bir diğer sanık Andre Eminger iki yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Başsavcılığın mütalaasında talep ettiği gibi ‘cinayete yardım etmek’ten suçlu bulunmadı. Mahkeme heyeti 38 yaşındaki Eminger’i ‘terörist örgüte destek sunmaktan’ suçlu buldu. Savunma avukatları Eminger’in beraat etmesini talep etmişti. Davanın son sanığı Carsten S. ise üç yıl hapis cezası aldı. Mahkeme heyeti S.’ye suçu işlediği tarihte 18 yaşından küçük olması sebebiyle gençlik yasaları çerçevesinde ‘dokuz cinayette yardım etmek’ suçundan üç yıl hapis cezası verdi. S., dava sürecinde NSU örgütüne dokuz cinayette kullanılan Ceska marka tabancıyı verdiğini itiraf etmişti.
 
Önce sustu sonra özür diledi
 
Örgüt üyeleriyle yaşadığı aşk ilişkisi nedeniyle Alman basınının ‘Nazi gelini’ lakabını taktığı 75 doğumlu Zschäpe başlangıçta mahkemede hiç konuşmamayı tercih etti. Gözlemcilerin soğuk ve mesafeli olarak nitelendirdiği Zschäpe, dava başladıktan iki buçuk yıl sonra beklenmedik bir şekilde strateji değiştirip suskunluğunu bozmuştu. Bu davanın gidişatında bir dönüm noktasıydı, zira Zschäpe böylece kendine yöneltilen suçlamaları temelde teyit etmiş oldu. Ancak Zschäpe kendisi için belirleyici bir noktayı reddetmeye önem gösterdi ve işlenen 10 cinayet hakkında daha önce hiçbir bilgisi olmadığını iddia etti.
 
‘Özrü kabul etmiyorum’
 
NSU kurbanlarından Mehmet Kubaşık’ın eşi Elif Kubaşık, karar duruşması öncesinde Deutsche Welle Türkçe sitesine verdiği demeçte, Başbakan Angela Merkel’in örgütün işlediği cinayetlerle ilgili dileği özrü kabul etmediğini söyledi.
 
Merkel, 2012’de kurbanları anma etkinliğinde yaptığı konuşmada, “Cinayetlerin aydınlatılması için elimizden geleni yapacağız. Bu suça yardım edenleri, yardımcılarına yardımcı olanları ya da arkasındaki olası isimleri ortaya çıkarıp hak ettikleri cezalara çarptırılması için elimizden gelen herşeyi yapacağız” demişti.
 
Akli dengesi yerinde
 
Federal Başsavcılık ise, Zschäpe’nin NSU üçlüsünün ayrılmaz bir parçası olduğu ve tüm cinayetlerde payı olduğu kanısındaydı. Mahkeme tarafından belirlenen bir bilirkişi, Zschäpe’nin ruh sağlığının yerinde olduğunu ve cezai ehliyetinin eksiksiz bulunduğunu saptadı. Müdahil davacı olan kurban yakınları ise, son ana kadar Zschäpe’den neden babaları, oğulları ya da kardeşlerinin NSU tarafından öldürüldüğü yönünde açık bir izah gelmesini boşuna beklediler. Zschäpe’nin suskunluk stratejisinin arkasında mahkeme tarafından görevlendirilmiş olan savunma avukatları Wolfgang Heer, Wolfgang Stahl ve Anja Sturm vardı. Ancak Zschäpe, 2015 yazında avukatlarıyla bağını kopardı. O tarihten bu yana yeni gelen avukatları Mathias Grasel ve Hermann Borchert oldu.
 
11 yıl terör estirdiler
 
Aşırı sağcı NSU terör hücresi cinayet serisine 11 Eylül 2000’de başladı. O tarihe kadar bilinen son kurban 6 Nisan 2006 tarihinde öldürüldü. Öldürülen kurbanların 8’i Türkiye biri ise Yunanistan kökenliydi. Kurbanların tamamı aynı silahla vuruldu. Soruşturmayı yürüten emniyet birimleri cinayetleri aydınlatmada fazla ilerleme sağlayamıyor, eylemlerin uyuşturucu mafyasıyla, aile içi sorunlarla bağlantılı olduğu üzerine yoğunlaşıyordu. Cinayetlerin ırkçı düşüncelerle işlenebileceği ihtimali üzerinde durulmuyordu. Almanya’nın farklı kentlerinde ve neredeyse ülke sınırları içinde boydan boya işlenmiş cinayetleri üstlenen olmadı. Cinayetin kurbanları genelde dönerci dükkanı sahipleri gibi küçük işletme sahipleri olduğu için bu seri cinayetler medyada ‘Dönerci Cinayetleri’ olarak tanımlıyordu. Hatta 2011 yılında bu tanımlama ‘Yılın en kötü ifadesi’ seçilmişti.
 
26 Nisan 2007’de Heilbronn kentinde Michèle Kiesewetter adlı polis memurunun vurulması ilk etapta ırkçı seri cinayetlerle ilişkilendirilmedi. Olaydan tam dört buçuk yıl sonra bu cinayetin de diğer ırkçı seri cinayetlerin bir parçası olduğu tesadüfen ortaya çıktı.
 
4 Kasım 2011’de Thüringen eyaletindeki küçük bir kasaba olan Eisenach’ta iki kişi; Uwe Böhnhardt ve Uwe Mundlos başarısız bir banka soygunu girişimi sonucunda kaçtıkları karavanlarında polis tarafından sıkıştırılınca teslim olmak yerine intihar etti. Karavanda yapılan aramada, 2007’de öldürülen polis memuru Michèlle Kiesewetter ve aynı olayda ağır yaralan ekip arkadaşının silahları bulundu.
Uwe Böhnhardt ve Uwe Mundlos’un NSU’nun üyeleri olduğu ve gizemli seri cinayetlerde parmağı olduğu medya organlarına gönderilen bir video kaydı ile ortaya çıktı. Polis bu kaydın başka bir kopyasına aynı gün Zwickau’da kundaklanan bir apartmanın enkazında rastladı. Ev, Böhnhardt ve Mundlos’un öldüğünü öğrenen Beate Zschäpe tarafından ateşe verilmişti. Yanan evde bulunan Ceská marka silahın cinayetlerde kullanılan silah olduğu ortaya çıktı.
 
Temyize gidecek
 
Zschaepe’nin avukatı Wolgang Heer, kararı temyize götüreceklerini açıkladı. Heer, kararın ardından verilen arada gazetecilere yaptığı açıklamada Zschaepe’nin, Uwe Böhnhardt ve Uwe Mundlos’un işlediği suçlardan dolayı mahkum edilmesinin ‘gerekçesiz’ olduğunu iddia ederek “Karara itiraz edeceğiz” dedi. Müdahil avukatlardan Mehmet Daimagüler de kararı temyize götürmeyi inceleyeceklerini belirtti. Daimagüler yaptığı açıklamada, örgüte yardım ve yataklıktan yargılanan Ralf Wohlleben ve Andre Emminger’e verilen cezaların çok hafif olduğunu ifade ederek, gerekçeli kararı inceledikten sonra itiraz edip etmemeye karar vereceklerini kaydetti.
 
Ankara tatmin olmadı
 
Türk Dışişleri, NSU davasında çıkan karara tepki gösterdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, “Kararı, adaletin tecellisi ve kamu vicdanının rahatlatılması bakımından tatmin edici bulmuyoruz” denildi. Açıklamada davanın, örgütle Alman derin devleti arasındaki bağlantıların ortaya çıkarılması konusunda yeterli sonuç ortaya koyamadığı burgulandı.
 
‘Soruşturma sürmeli’
 
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, NSU davasında verilen karara ilişkin, “Cinayetlerin arkasında kim var, istihbarat içinde kim var, derin devlette kim var, hangi kurumlar var, ortaya çıkarılması gerekiyor ve onların da cezalandırılması  gerekiyor” açıklamasında bulundu. Çavuşoğlu, Türkiye’nin Almanya’dan beklentisinin, bu davanın diğer sorumlularının ortaya çıkarılması için soruşturmanın devam ettirilmesi olduğunu belirterek Türkiye’nin süreci yakından takip edeceğini vurguladı. 
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ise karara ilişkin, “Bu karar, tatmin edici olmaktan uzaktır. Maalesef Almanya NSU davasında ırkçılığa ve ırkçılara yeteri kadar güçlü bir karşı koyuş göstermeyerek samimiyet testinden geçememiştir” açıklaması yaptı.
 
 
 
 
 

ETİKETLER