"Katar'ın amacı BAE ile krizi tırmandırmak değil"

AA |  23 Temmuz 2018 Pazartesi - 12:14 | Son Güncelleme : 23 07 2018 - 12:14

Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lulve el-Hâtır, ülkesinin Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile krizi tırmandırma amacı taşımadığını ancak Abu Dabi yönetiminin uygulamalarından zarar gören vatandaşlarının mağduriyetini gidermek için hukuki yollara başvurduğunu belirtti.


Hâtır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yasa dışı uygulamaları ve ihlalleri nedeniyle Katar'ın BAE aleyhine Uluslararası Adalet Divanı'na (UAD)  başvurarak dava açmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
"Katar'ın amacı BAE ile krizi tırmandırmak değil." diyen Hâtır,  "Katar, BAE'nin uygulamalarından zarar gören vatandaşlarının mağduriyetini  gidermek için hukuki yollara başvurdu." ifadesini kullandı.
 
BAE'nin, UAD'ye yapılan şikayetle ilgili olarak Katar'la herhangi bir  diplomatik müzakere içine girmediğini belirten Hâtır, "Katar, diplomatik çözüme  başvurdu ancak meyvesini alamadı. Bu nedenle başka paralel yollara başvurdu.  Diplomatik süreç hala mevcut ancak hukuki süreç de önemli." diye konuştu. 
 
Ülkesinin, Katar vatandaşlarına yapılan ayrımcılık nedeniyle 11  Haziran 2018'de UAD'de BAE aleyhine dava açtığını hatırlatan Hâtır, BAE'nin  yalnızca Katar vatandaşlarıyla yetinmediğini Katarlılarla ilişki kuran kendi  vatandaşlarına karşı da ayrımcılık uyguladığını belirterek bu uygulamaların  tümünün davanın bir parçası olduğunu aktardı.  
 
UAD'nin kararı bağlayıcı
 
UAD'de alınacak kararın, bağlayıcı olduğuna dikkati çeken Hâtır,  "Karar bağlayıcıdır. Çünkü BAE, 'Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan  Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme'ye imza atmıştır." dedi.
 
Hâtır, şunları kaydetti:
 
"Neden BAE? Neden diğer ablukacı ülkeler değil? Bu şekilde sürekli  sorulan bir soru var. Bu, belirli bir devleti hedef alan politik ve taraflı bir  adım değil. Tamamen hukuki ve teknik nedenlerden dolayı. 'Her Türlü Irk  Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme'nin 22.  maddesi, UAD'de dava açmaya izin veriyor. Katar ve BAE de BM'de kabul edilen bu  anlaşmaya taraf."
 
Suudi Arabistan ve Bahreyn'in aynı sözleşmeyi imzaladığına ancak  anlaşmazlığın çözüme kavuşturulamaması durumunda konunun UAD'ye taşınmasına izin  veren 22. maddeye çekince koyduğuna işaret eden Hâtır, BAE'nin ise bu maddeye  herhangi bir çekince koymadığı için alınan kararın bu ülkeyi bağladığını  vurguladı.
 
Katar’ın BAE'ye karşı UAD'de dava açması
 
UAD, haziran ayında Katar'ın, BAE aleyhine açtığı davanın gerekçesinin  "ayrımcılık ve Katar halkına yönelik insan hakları ihlalleri" olduğunu  bildirmişti.
 
UAD'den yapılan yazılı açıklamada, Katar'ın, Her Türlü Irk  Ayrımcılığının Tasfiye Edilmesine Dair Uluslararası Sözleşme'nin BAE tarafından  ihlal edildiği gerekçesiyle divana başvurduğu belirtilmişti.  
 
Açıklamada ayrıca Doha yönetiminin Katarlıların BAE'den sınır dışı  edildiğini, ülkeye alınmadığını ve hava sahası ile limanların Katar  vatandaşlarına kapatıldığını iddia ederek BAE'yi ayrımcılıkla suçladığı ifade  edilmişti.  
 
Şikayetlerin arasında BAE'deki "Al Jazeera" televizyonunun ofislerinin  kapatılması, Katar halkının düşünce özgürlüğünün kısıtlanması ve nefrete teşvik  konularının da yer aldığı kaydedilmişti.  
 
Körfez krizi  
 
Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Mısır yönetimlerinin, 5 Haziran  2017'de Katar ile tüm diplomatik ilişkilerini kesmeleri ve ekonomik abluka  uygulamaları Körfez bölgesinde krize yol açmıştı.  
 
Katar, BAE'ye karşı 21 Aralık 2017'nin ardından 3 Ocak, 14 ve 25 Şubat  ile 4 Mart tarihlerinde hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle Birleşmiş  Milletler'e (BM) başvuruda bulunmuştu. Doha yönetimi, Bahreyn'i de iki kez hava  sahası ihlali yaptığı gerekçesiyle BM'ye şikayet etmişti.  
 
Buna karşın BAE de Katar'ın şu ana kadar 5 yolcu uçağını taciz  ettiğini ileri sürmüştü.    
 
  
 
 
 
 

ETİKETLER

katar bae UAD