"Kanserlerin üçte biri sağlıklı yaşamla önlenebilir"

AA |  05 Nisan 2019 Cuma - 16:42 | Son Güncelleme : 05 04 2019 - 16:42

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, yaygın kanser türlerinin en az üçte birinin daha sağlıklı bir beslenme biçiminin seçilmesi, tütün ürünlerinden uzak durulması, fiziksel aktivitenin artırılması ve alkol kullanımının azaltılmasıyla önlenebileceğini belirterek, "Ayrıca ultraviyole radyasyondan korunma, mesleksel ve çevresel olumsuz etkilerin önüne geçilmesiyle kanser yükü daha da azalacaktır." dedi.


 Prof. Dr. Karadurmuş, 1-7 Nisan Kanser Haftası dolayısıyla AA  muhabirine yaptığı açıklamada, kanserin önemi giderek artan bir sağlık ve yaşam  sorunu olduğunu, hastalığın ölüm nedeni olarak, kalp ve damar hastalıklarının  hemen ardından geldiğini söyledi.
 
Batı toplumlarında her yıl 250-350 kişiden birinin kansere  yakalandığını ifade eden Karadurmuş, 60 yaşın üzerindeki grupta ise kanser  sıklığının çok arttığını, 300 kişide 4-5 civarına yükseldiğini dile getirdi.
 
 Prof. Dr. Karadurmuş, erkeklerde en sık görülen kanser türleri akciğer  ve prostat iken, tütüne bağlı kanserlerin de önemini korumaya devam ettiğini,  kadınlarda ise en sık meme ve tiroid kanserinin görüldüğünü belirtti.
 
Hem erkeklerde hem de kadınlarda bağırsak (kolorektal) kanserinin  üçüncü en sık görülen kanser türü olduğuna işaret eden Karadurmuş, şöyle konuştu:
 
 "Çocukluk çağı kanserlerinde ise lösemi en sık görülen kanser türüdür.  Ülkemizde son 5 yılın verileri değerlendirildiğinde, kanser sıklığında herhangi  bir artış ya da azalış olmadığı söylenebilir. Türkiye'de görülmekte olan kanserin  sıklığı, Avrupa Birliği ülkeleri ve ABD gibi gelişmişlik düzeyi yüksek olan  ülkelere göre daha düşüktür. Yaygın kanser türlerinin en az üçte biri daha  sağlıklı bir beslenme biçiminin seçilmesi, tütün ürünlerinden uzak durulması,  fiziksel aktivitenin artırılması ve alkol kullanımının azaltılması ile  önlenebilir. Ayrıca ultraviyole radyasyondan korunma, mesleksel ve çevresel  olumsuz etkilerin önüne geçilmesiyle kanser yükü daha da azalacaktır."
 
"Kanserlerin önemli bir kısmı önlenebilir"
 
Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, dünyada ve Türkiye'de kanserin önemli bir  kısmının önlenebilir olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:
 
  
 "Özellikle ülke verilerimiz değerlendirildiğinde, tütün ve obeziteyle  mücadele programımız kanser kontrolünün en önemli yapı taşlarını oluşturmaktadır.  Kanser, tedavi üzerine yapılan yatırımlar ile değil, önleme ve erken teşhis  üzerine yöneltilen eylem planlarıyla kontrol altına alınabilir. Bunlarla beraber  alkolle mücadele, fiziksel aktivitenin artırılması, tuzun kısıtlı kullanılması,  enfeksiyon ajanlarıyla mücadelede önemli unsurlardır. Kanser kontrolünde en  önemli yapı taşı doğru, tam ve güvenilir veri olmasıdır. Dünya nüfusunun aktif  kanser kayıtçılığı açısından sadece yüzde 8'i takip edilirken, ülkemizde bu oran  yüzde 100'dür. 2014'ten bu yana 81 ilimizde de aktif kanser kayıt merkezleri  hizmet vermektedir."
 
 Kanser türlerinin uyarılarını erken fark etmek, bulgularını araştırmak  ve ileri tetkik için hastaların sevk edilmesinin, erken tanı şansını artırdığını  vurgulayan Karadurmuş, Türkiye'de meme, kalın bağırsak ve rahim ağzı kanserleri  için toplumun kaynaklarına ve hastalık yüküne uygun olarak tarama programları  yürütüldüğünü söyledi.
 
Prof. Dr. Karadurmuş, kanser tedavisinde en önemli unsurun erken tanı  olduğunu ifade ederek, şu bilgileri verdi:
 
 "Cerrahi ve radyoterapi lokal tedavi yöntemleri olup, onların  arkasından kemoterapi ve immünoterapi gibi sistemik tedaviler uygulanmaktadır.  Kemoterapi yan etkisi yüksek ilaçlarla yapıldığı için özel bir ihtisas konusudur.  Etkili dozlarda fakat hastayı yan tesirlerden koruyarak yapılması gereklidir.  Moleküler biyolojinin verdiği yeni bilgiler kanser tedavisi için umut  vadetmektedir. Onkogenleri ve onların ürünlerini baskılayan özel maddeler halen  araştırılmaktadır. Anti-onkogenlerin de tedaviye katılmaları için  çalışılmaktadır. Kanserde belki tedaviden daha önemli olan husus kanserin  önlenmesidir. Önlemede kansere neden olabilecek maddelerden uzak durmak, temiz ve  sağlıklı yaşamak ve uygun bir diyet uygulamak gibi hususlara uyulması, kanser  sıklığını rahatça yarıya indirebilir."
 
"Kanserle mücadelede 'büyük buluş' İmmüno-onkoloji"
 
İmmunoterapinin son dönemde birçok kanser tipinde umut vadeden tedavi  olarak başvurulan bir yöntem olduğunu dile getiren Karadurmuş, "İmmüno-onkolojik  tedaviler, bağışıklık sistemimizdeki T lenfositlerin kanser hücrelerine  farkındalığını arttırarak, tanınmasını ve yok edilebilmesini sağlamaktadır.  İmmüno-onkoloji, kanserle mücadelede 'büyük buluş' olarak kabul edilmekte ve pek  çok kanser çeşidiyle mücadeleyi kökten değiştirebilme potansiyeli taşımaktadır."  diye konuştu.
 
 Karadurmuş, 2018'de Nobel Tıp Ödülü'nün de immünoterapinin mucidi olan  iki bilim insanına verildiğini hatırlatarak, sözlerini şöyle tamamladı:
 
  "Her kanser tipinin kendine has özellikleri vardır. İmmünoterapi  malign melanom (deri kanseri), böbrek ve lenf kanserinde başarılı şekilde  uygulanmaktadır ve ülkemizde devlet desteğiyle tedavi yapılmaktadır. Ayrıca  immünoterapinin baş ve boyun kanseri, multipl miyelom, prostat, lösemi, triple  negatif meme, bağırsak kanserlerini içeren çok sayıda kanser tipinde çalışmaları  bulunmaktadır. Akciğer kanserinde hedefe yönelik olarak birçok tedavi  uygulanmaktadır. Bu halk arasında akıllı ilaçlar olarak bilinen tedaviler ile çok  ölümcül olabilen 4. evre akciğer kanserinde ciddi yol alınmış durumdadır ve bu  tedaviler de devlet tarafından desteklenmektedir. Kanser çağımızın en büyük  sorunlarından biridir. Görülme sıklığı ve kanserden ölümler yıllar içinde artsa  da tedavilerdeki gelişmeler, tarama yöntemleri, erken tanı konulmasıyla kanser  tedavisinde ve kanserli olarak yaşam sürelerinde ciddi gelişme sağlanmış  durumdadır."
 

ETİKETLER