"Kanser tedavisinde üreme sağlığı korunmalı"

AA |  09 Mayıs 2019 Perşembe - 15:34 | Son Güncelleme : 09 05 2019 - 15:34

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Semra Kayataş Eser, "Kanser tedavisindeki gelişmeler ve destek tedavileri ile sağ kalım oranları giderek artış göstermekteyse de kemoterapi ve radyoterapi gibi tedaviler üreme yeteneğinde azalmaya veya erken menopoz gibi hastaların tedavi sonrası hayat kalitesini düşüren problemlere sebep olabilmektedir. Genç hasta grubunda üremenin korunması önem arz etmektedir." dedi.


Doç. Dr. Eser, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kadın ve erkeğin  üreme kapasitesinde azalma riski oluşturabilecek her durumun üremenin korunması  için önlem almayı gerektirdiğini söyledi.
 
 Bunun için başvuran hastalarda en sık görülen nedenin sosyal  sorunlarla doğurganlığı erteleme isteği ya da kansere yakalanma durumu  olduğunu belirten Eser, "Her yıl Türkiye'de 148 bin civarında yeni kanser  vakasına tanı koyulmakta ve tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 3-5'i 40 yaş altında,  genç bireylerde ortaya çıkmaktadır." diye konuştu.
 
Eser, yeni gelişen tarama yöntemleriyle erken evre kanser teşhisi  oranının arttığına işaret ederek, şu bilgileri verdi:
 
 "Ayrıca son yıllarda kanser tedavilerindeki gelişmelerle başarı  oranları artmış, hastalıksız geçen ömür uzamıştır. Kanser tedavisindeki  gelişmeler ve destek tedavileri ile sağ kalım oranları giderek artış  göstermekteyse de kemoterapi ve radyoterapi gibi tedaviler üreme yeteneğinde  azalmaya veya erken menopoz gibi hastaların tedavi sonrası hayat kalitesini  düşüren problemlere sebep olabilmektedir. Genç hasta grubunda üremenin korunması  önem arz etmektedir."
 
  
 "Hastaların fertilitelerinin korunmasıyla ilgili düşünceleri dikkate  almalı"
 
Doç. Dr. Semra Kayataş Eser, "Amerikan Üreme Endokrinolojisi Derneği  (ASRM) 2006'da, onkologların, hastalarının fertilitelerinin korunması ile ilgili  düşüncelerini dikkate almasını, muhtemel kısırlık problemleriyle fertilite  koruyucu yaklaşımlar konularını da tartışmalarını, gerekirse kadın doğum uzmanına  yönlendirilmelerini önermiştir." diye konuştu.
 
 Türkiye'de üreme hücreleri ve gonad dokularının saklanmasını  gerektiren tıbbi zorunluluk hallerinin 30 Eylül 2014 tarihli yönetmeliğe göre  belirlendiğini ve buna kanser hastalarının da dahil edildiğini vurgulayan Eser,  üremenin korunmasına yönelik seçeneklerin, tanı ve tedavi sırasında hastanın  yaşı, evli olup olmadığı, kanser tipi ve yerleşim yeri, hastalığın şiddeti ve  tedavi tipiyle ilişkili olduğuna işaret etti.
 
Doç. Dr. Eser, "Etkili ve sürdürülebilir hizmetler için medikal  onkolog, cerrahi onkolog, üreme problemleriyle ilgilenen kadın doğum uzmanı ve  ürolog arasında iş birliği yapılarak, kanser hastasının mevcut durumu ve prognozu  göz önüne alınıp en uygun strateji seçilmelidir. Gereklilik halinde etik ve yasal  konularda danışmanlık verilmelidir. Gelecekte güvenli bir gebelik için mevcut  hastalığının uygun olup olmadığı da göz önünde bulundurulmalıdır." ifadelerini  kullandı.
 
Hastalarda uygunluğa göre embriyo, yumurta, yumurtalık dokusu  dondurulması gibi yöntemlerin yanı sıra, üreme organlarının kanserlerinde  koruyucu yaklaşımların önemini vurgulayan Eser, erkek hastalar için de sperm ve  testis dokusu dondurulması yönteminin uygulanabileceğini sözlerine ekledi.
 

ETİKETLER