'Kabızlık medeniyetin bir yan etkisi!'

14 Şubat 2018 Çarşamba - 10:12 | Son Güncelleme : 14 02 2018 - 10:12

Günümüzde stres, düzensiz beslenme, katkı maddeleri, yoğun iş temposu ve alışkanlıkların kabızlık sorununu artırdığını belirten Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Serhat Bor, “Kabızlık, medeniyetin yol açtığı, tedavisi mümkün bir rahatsızlıktır” dedi.


Kabızlığın her yaşta görülebilen bir sorun olduğunu söyleyen Türk Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Serhat Bor, sorunun kadınları daha fazla etkilediğini belirtti. 
 
Gebelik, stres, hareketsizlik, aşırı diyet yapmak, bazı hastalıklar (tiroidin az çalışması, nörolojik hastalıklar) ve özellikle ilaçların tetikleyici olabildiğini aktaran Bor, “Kabızlık, medeniyetin yol açtığı, tedavisi mümkün bir rahatsızlıktır” ifadesini kullandı.
 
“KABIZLIK ‘DERTLİ’ BİR RAHATSIZLIKTIR”
 
Kabızlığın, ölüm riski hiç olmasa da bazen hastaları bezdirecek kadar şiddetli yakınmalar oluşturduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Bor şöyle devam etti: 
 
“Kabızlık, kişileri sosyal açıdan etkiler, seyahat ve ev ziyaretlerinden kaçınmalarına sebep olabilir. Zorlanma sırasında oluşan çatlaklar nedeniyle dışkıda kan görülmesi kişileri telaşlandıran ve doktora başvurmalarına yol açan önemli bir etkendir. Çatlaklar nedeniyle ağrı duymamak için dışkılama ertelenir, ertelendikçe dışkı daha sertleşir ve kabızlık kronikleşir. Kabızlıkta kanser korkusu küçümsenemeyecek oranda sıktır.”
 
“ALARM İŞARETLERİ VARSA VE 40 YAŞ ÜSTÜNDEYSENİZ DİKKAT”
 
Daha önce hiçbir yakınması olmayan bir kişide 40 yaşından sonra kabızlık başlamasının, üzerinde durulması gereken bir konu olduğunu aktaran Bor, “İstemsiz kilo kaybı, ailede bağırsak kanseri varlığı, kansızlık, dışkı çapında incelme, makattan kan gelmesi gibi durumlarda ileri tetkik ve kolonoskopi gereklidir. Yine de gaitada (dışkıda) gizli kan aranması, özellikle 40 yaş üstünde yakınması olsun olmasın herkesin yaptırması gereken bir kontrol muayenesidir” dedi. 
 
“KABIZLIĞIN TEDAVİSİ ÇOK ZOR DEĞİL”
 
Çok sayıda hastada, bir takım davranış değişiklikleri ve nefes egzersizleri ile ve sadece kısa süreli ilaç tedavisiyle çözüme ulaştırılabildiğini belirten Prof. Dr. Bor, kabızlık tedavisi hakkında şu bilgileri paylaştı:
 
“İlk yapılması gereken yaşam tarzında kabızlığa yol açan nedenlerin ortadan kaldırılmasıdır. Örneğin; tuvalet seçerek dışkılamayı ertelemek, az sıvı almak, posasız beslenmek kabızlığa zemin hazırlar. Dışkılama hissi ertelenmemelidir. Her sabah kahvaltıdan sonra büyük bir bardak su içip 10 dakikaya kadar tuvalette oturup nefes egzersizleri yapılması çok yararlı olmaktadır. Aşırı ıkınmadan ve tuvalette 10 dakikadan uzun oturmadan kaçınılmalıdır. Alaturka tuvaletler daha kolay dışkılama sağlar. Diğer tuvaletlerde ise ayak altına bir yükseklik koyulması önerilir. İlaçlarla ilgili çok sayıda yanlış inanış mevcuttur. En sık söyleneni kabızlık önleyici ilaçların alışkanlık yaptığı veya bağırsaklara zarar verdiğidir. Bu söylemler yanlıştır. İlaç tedavisinde ülkemizde yakınlarda kullanılmaya başlanan polietilen glikol grubu ile laktuloz en başarılı olanlarıdır. Ne yazık ki ilk sayılan grup SGK tarafından ödenmemektedir. Yurtdışında yeni ve başarılı ilaçlar geliştirilmiş olmakla birlikte mevcut fiyat politikaları nedeniyle yıllardır ülkemizde piyasaya yeni ilaç çıkarılmamaktadır.”
 
“UZUN SÜREN KABIZLIK PSİKOLOJİYİ BOZABİLİR”
 
Her hastada çevre, aile, iş sorunları, fiziki ve seksüel taciz öyküsü gibi psikojenik faktörlerin araştırılması gerektiğini söyleyen Dr. Bor, “Yakınmalar psikolojik sorunların ve özellikle de gereksiz kanser korkusunun varlığında daha da kötüye gider. Zaman zaman tedaviye psikolojiyi düzenleyen ilaçlar da eklenebilir. Hasta-hekim iletişiminin en önemli olduğu hastalıklardan birisidir. Hastanın hekimine inanması tanı ve tedaviye ciddi katkı sağlar” diye konuştu. (NTV)