"İşitme kaybı okul başarısını olumsuz etkiliyor"

AA |  07 Eylül 2019 Cumartesi - 14:27 | Son Güncelleme : 07 09 2019 - 14:27

Uzmanlar, okul başarısını olumsuz yönde etkileyen işitme kaybının erken teşhisi için işitme taraması yapılmasının önemine dikkati çekiyor. Prof. Dr. Fadlullah Aksoy"Tek taraflı işitme kayıplarında dahi sınıf tekrar oranı yüzde 37 olarak bildirilmektedir. İşitme kaybı, dikkat, öğrenme ve sosyal işlevlerdeki sıkıntıları artırmaktadır" dedi.


 Uzmanlar, okul başarısını olumsuz yönde  etkileyen işitme kaybının erken teşhisi için işitme taramasının önemli olduğunu  vurguladı.  Bezmialem Vakıf Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz  (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Fadlullah Aksoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, işitme  duyusunun çocukluk çağının her evresinde büyük öneme sahip olduğunu söyledi.
 Prof. Dr. Aksoy, işitme kayıplarının enfeksiyon, travma ve progresif  işitme kaybına yol açan genetik hastalıklara bağlı doğum sonrasındaki dönemde de  ortaya çıkabildiğini belirterek, işitmenin eğitim ve iletişim için de en önemli  bileşen olduğuna değindi.
 
Kalıcı işitme kaybının yeni doğan döneminde binde bir, okul yaşı  döneminde ise binde 9'a kadar yükselebildiğini aktaran Aksoy, bir ya da her iki  kulakta, kalıcı ya da geçici işitme kaybının okul çağı çocuklarının yüzde  14'ünden fazlasını etkilediğine dikkati çekti.    Aksoy, konuşma ve anlama yeteneğinin gelişmesi için işitme duyusunun  mutlaka olması gerektiğine değinerek, yenidoğan döneminden itibaren ses algısı ve  işitme duyusuyla beraber gelişen algı ve konuşma yeteneğinin işitmeyen çocuklarda  dolayısıyla gelişemediğini ifade etti. Yenidoğan dönemindeki işitme kayıplarının genellikle doğumsal olaylara  bağlı olduğunu aktaran Aksoy, anne karnında geçirilen enfeksiyonların, gebelik  döneminde bilinçsiz ilaç kullanımının ve genetik durumların bunlar arasında  sayılabileceğini kaydetti.
 
 "Tekrarlayan kulak enfeksiyonları işitme kayıplarının sorumlusu"
 
Fadlullah Aksoy, okul çağındaki çocuklarda görülen işitme kayıplarının  da doğumsal nedenlere bağlı olabileceğini ancak bu dönemde tekrarlayan kulak  enfeksiyonlarının işitme kayıplarının ana sorumlusu sayılabileceğini belirterek,  "Özellikle kronik tonsilit ve adenoid dediğimiz geniz eti, kulak enfeksiyonları  sıklığını artırabilir. Bu enfeksiyonlar uygun ve yeterli sürede tedavi edilmediği  durumlarda orta kulakta sıvı birikmesine yol açarak işitme kaybına neden olur."  dedi. İşitme kaybı gelişen okul çağındaki çocukların öğretmeni ve  arkadaşlarıyla yeterli iletişimi kuramayacağına dikkati çeken Aksoy, şu  değerlendirmelerde bulundu.
 
 "Öğretmenini duyamadığı için okul başarısı düşer. Ailesi ve  arkadaşlarıyla iletişim kuramadığı için yalnızlaşır ve bir süre sonra depresyona  bile girebilir. Tek taraflı işitme kayıplarında dahi sınıf tekrar oranı yüzde 37  olarak bildirilmektedir. İşitme kaybı, dikkat, öğrenme ve sosyal işlevlerdeki  sıkıntıları artırmaktadır. Çocuklardaki işitme kaybı yaygınlığı, gerekli tıbbi ve  eğitim desteği sağlanamazsa, okul başarısını olumsuz yönde etkileyerek önemli  ekonomik kayıplara sebep olmaktadır. Erişkin bir insanda işitme kaybı, derecesine  bağlı olarak tolere edilebilir. Erişkin bir insanda yüzde 30'luk bir işitme kaybı  ciddi bir sosyal sorun oluşturmazken çocuklarda aynı orandaki işitme kaybı büyük  önem arz eder ve mutlaka tedavi ile rehabilitasyon gerektirir."
Prof. Dr. Aksoy, dünyanın birçok ülkesinde, okullarda ulusal işitme  taraması programlarının yapıldığına işaret ederek, "Ülkemizde de işitme taraması  bilim komisyonu tarafından belirlenen protokoller çerçevesinde, okul ortamında  yapılmaktadır. Tarama sonucunda, işitme kaybı şüphesi olan çocukların kısa süre  içerisinde KBB uzmanlarına başvurması ve detaylı olarak incelenmesi  gerekmektedir. İlgili uzmanın da işitme kaybı oranı ve nedenini araştırıp tedavi  planlaması yapması gerekir." dedi.
 
 "Erken teşhisle çocuk normal işitme seviyesine kavuşabilir"
 
KBB Uzmanı Doç. Dr. Zafer Çiftçi ise işitme  kaybının geç dönemde de kendini belli edebildiğini, yavaş yavaş ilerleyebildiğini  ya da enfeksiyon, ilaç ve travma gibi nedenlerle sonradan gelişebildiğini  söyledi.
 Doç. Dr. Çiftçi, okul döneminde ya da öncesinde yapılan işitme  taraması sayesinde doğumdan itibaren var olan ancak fark edilemeyen ya da  sonradan gelişmiş ve tedaviyle önlenebilecek işitme kayıplarının tespit  edilebildiğini belirtti.
Hangi türden olursa olsun işitme kayıplarında çocukların zamanında  tanı ve tedavi için sağlık kuruşlarına sevk edilmelerinin önemli olduğunu  vurgulayan Çiftçi, böylece duyma kaybının çocukların fiziksel, psikolojik ve  entelektüel gelişimleri üzerindeki olası olumsuz etkilerinin zamanında bertaraf  edilebileceğini kaydetti.  Çiftçi, Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) verilerine işaret ederek,  dünyada 32 milyon, Türkiye'de ise 2 milyon 200 bin çocuğun işitme kaybı  yaşadığını aktardı. İşitme kaybında erken teşhisin öneminin altını çizen Çiftçi,  "Erken teşhis edilemeyen işitme kayıpları çocuğun konuşma ve dil gelişimini  olumsuz yönde etkiler ve düzeltilmesi zor problemlere yol açabilir. Erken teşhis  sayesinde çoğu işitme kaybının kalıcı hale dönüşmesi önlenebileceği gibi çocuk  normal işitme seviyesine kavuşabilir." dedi.
 
  "Okul başarısını olumsuz etkiliyor"
 Çocuklardaki olası işitme kaybının en yaygın belirtisinin konuşma ve  dil gelişimindeki gecikme olduğuna işaret eden Çiftçi, diğer belirtileri ise  "Görüş alanı dışında konuşan kişileri fark etmeme, ses düzeyi ailenin diğer  bireylerinin duyabileceği yükseklikteyken televizyona yakın oturma, televizyon ya  da müzik cihazının sesini makul seviyenin üzerine çıkartma, telefon  konuşmalarında yanıt verememe ve söyleneni yanlış anlama, telefon ahizesinin  sürekli kulaktan kulağa değiştirme, yoğun ve yüksek seslere tepki vermeme"  şeklinde sıraladı. Zafer Çiftçi, işitme kaybının çocukların okul başarısını olumsuz yönde  etkilediğini belirterek, "Öğretmenlerinin anlattıklarını yeterince duymadıkları  için derse odaklanmaları güçleşir ve bu durum dikkat bozukluğuna sebep olabilir.  Özellikle kalabalık sınıfların bulunduğu okullarda geçici ya da hafif şiddetli  bir işitme kaybının bile akademik performansta azalmaya neden olduğu düşünülürse,  kalıcı işitme kaybı yaşayan çocukların zamanında fark edilerek işitme  rehabilitasyonu sağlanmasının önemi daha çok ortaya çıkacaktır."  değerlendirmesinde bulundu.
 
 İşitme kaybından dolayı sınıfta konuşulanları doğru algılayamayan  çocukların düşük seviyedeki akademik başarıları nedeniyle öğrenme güçlüğü yaşayan  öğrencilerle aynı kategoride değerlendirilebildiklerini söyleyen Çiftçi, şunları  kaydetti:  "İşitme taramasının en büyük faydası, bilişsel açıdan herhangi bir  olumsuzlukları olmayan bu çocukların zamanında fark edilerek, işitme  rehabilitasyonlarının sağlanması ve akademik başarılarının yükseltilmesidir. Öte  yandan, işitme kayıplarının sadece akademik başarı üzerinde etkisi yoktur. Bu  çocuklar, zaman içerisinde birebir veya toplumsal ilişkilerinde iletişim sorunu  yaşadıkları için içe kapanık hale gelecek ve gittikleri her ortamda uyum sorunu  yaşayacaklardır. İşitme kayıplarının zamanında tanı ve tedavisi çocuğun sosyal  gelişimi açısından da önemlidir."
 
"İşitme cihazları konuşma becerisini geliştiriyor"
 
KBB Uzmanı Doç. Dr. Çiftçi, sınıf ve oyun alanı gibi kalabalık  ortamlarda, uzun süre yüksek düzeydeki gürültüye maruz kalmanın çocuklarda kalıcı  işitme kayıplarına yol açabileceğini belirterek, "Çocuğun gürültüye maruz kaldığı  süreyi azaltmak önemli. Aileler ve öğretmenler, çocuğun bulunduğu çevrede  sağlıklı işitme ortamı oluşturabilmek adına gürültüyü düşürmek için çaba  göstermelidir." dedi.
İşitme cihazının fonksiyonlarından da bahseden Çiftçi, şunları  aktardı:  "İşitme cihazları çocukların normal konuşma becerilerini  geliştirmelerini, sosyal ve eğitim aktivitelerine arkadaşları ile eşit koşullarda  katılabilmelerini sağlar. İşitme kaybı bulunan kişiler genellikle konuşma ve  gürültüyü ayırt etmekte zorlanırlar. Bu durum özellikle çocuklarda geçerlidir  çünkü dil gelişimlerini henüz tamamlamadıkları için işitemedikleri boşlukları  tahmin ederek doldurmaları çok daha güçtür. Dolayısıyla, çocuklar gürültüyü  baskılarken, konuşma ve benzeri önemli sesleri güçlendirmek üzere tasarlanmış  modern işitme cihazlarından çok yarar görürler. Eğer çocuğun her iki kulağında  işitme kaybı varsa iki işitme cihazı kullanılması gerekir. Bu, çocuğun gürültülü  ortamlarda konuşmayı anlamasını daha da kolaylaştıracaktır."
 

ETİKETLER