"Her 5 kadından birinde migren var"

AA |  22 Temmuz 2019 Pazartesi - 15:13 | Son Güncelleme : 22 07 2019 - 15:13

Türk Nöroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Şerefnur Öztürk, "Migrenin kadınlarda görülme oranı erkeklere göre daha fazladır. Her 5 kadından birinde migren görülürken, erkeklerde bu oran 10'da 1'dir." dedi.


Türk Nöroloji Derneği ve Beşiktaş Belediyesince 22 Temmuz Dünya Beyin  Günü kapsamında Levent'teki Zübeyde Ana Kültür ve Sanat Merkezinde migren için  farkındalık etkinliği düzenlendi.
 
 
Programda konuşan Prof. Dr. Öztürk, migren hastalığı hakkında bilgi  verdi.
 
Migrenin, kişinin tüm hayatını etkilediğini anlatan Öztürk, "Bazen  hastalar tarafından üzerinde çok durulmuyor ve ciddi tedavi olanakları aranmıyor.  Bunun üzerine de kişi yıllarca yaşam kalitesi düşmüş bir şekilde hayatını  sürdürür. Migrenin kadınlarda görülme oranı erkeklere göre daha fazladır. Her 5  kadından birinde migren görülürken, erkeklerde bu oran 10'da 1'dir. Global olarak  ise her 7 kişiden 1'inde ortaya çıkıyor." diye konuştu.
 
Öztürk, migrenin 4-72 saat süren, genellikle tek taraflı,  zonklayıcı, orta veya şiddetli, fizik aktivite ile şiddetlenen bulantı, kusma  veya ses-ışık hassasiyetinin eşlik ettiği ağrı ataklarıyla seyrettiğini kaydetti.  Bu belirtilerin yanında bazen görme bozuklukları, kol bacakta uyuşukluk,  güçsüzlük, konuşma bozukluğu gibi durumların da ağrıya öncülük veya eşlik  ettiğini sözlerine ekledi.
 
 "Türkiye'de migren hastalığı oranı yüzde 16"
 
Türk Nöroloji Derneği Baş Ağrısı Çalışma Grubu Moderatörü Prof. Dr.  Sabahattin Saip, ebeveynlerinde migren olanların çocuklarında da migren görülme  oranının yüksek olduğuna vurgu yaptı. Saip, "Yüzde 60 gibi bir aileden geçiş  oranı var. Yani birinci derecede akrabada, anne ve babada migren varsa çocukları  da miras gibi almış durumdalar. Daha ergenlik çağında çocuklar 'Annemde vardı,  babamda vardı, bende de başladı.' diyebilirler." ifadelerini kullandı.
 
Migrenin dünya çapında hemen hemen her ülkede görüldüğünü belirten  Saip, "Migrenin ırksal farklılık yok. Dünyada şu toplumda az görülür gibi bir şey  yok. Dünyanın her bölgesinde, tarihte hep var olmuş bir durum aslında. Mesela  Japonya’da bu oran yüzde 8 ile düşük olmakla birlikte, dünyada ortalama yüzde  10'dur. Türkiye, yüzde 16 ile en sık görülen ülkeler arasında bulunuyor. İtalya  yüzde 16, Fransa yüzde 12, İsviçre yüzde 13, Danimarka yüzde 10." bilgisini  verdi.
 
 Migren ataklarının farklı nedenleri olabileceğine değinen Saip, bir  atağı açlığın başka bir atağı da uykusuzluğun tetikleyebileceğini ifade etti.
 
Prof. Dr. Sabahattin Saip, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Bazı yiyecekler özellikle mayalı yiyecekler, irite edici içecekler  örneğin kötü kokulu bir içecek süreci tetikleyebilir ya da mayalı bir peynir. Çok  yorgun ve stresli dönemler, hava değişimi, lodoslu havalar, gün içinde işe  yetişme telaşı bu süreci başlatabilir. Çok uyumak, az uyumak veya çok yorulmak  ağrıyı tetikleyebilir, birden sevinme ya da birden üzülme migreni başlatabilir. O  gelgitlere karşı bir refleks olarak süreç başlıyor."
 
Nöroloji alanında emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Fethi İdiman ise  hastaların ağrıyı hafifletmek amacıyla başa buz koyma, yorganın altına girme,  tütsü koklama gibi farklı yöntemlere başvurduğunu söyledi.
 
 Migrenin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu kaydeden İdiman,  konuşmasını şöyle tamamladı:
 
 "Atakların önlenmesi ya da atakların hızla giderilmesi temeline  dayanarak yapılır tedavi. Migren nörolojik uzmanlarınca yapılmalıdır. Hasta  sağdan soldan duyduğu uydurma önerileri duymazdan gelmelidir. Migren tedavisinde  sülük, hacamat gibi uygulamaların yeri yoktur, tehlikelidir. Migren tedavisi  yalnızca hekim kararı ile gerçek anlamda bilimsel temelde yapılabilir."
 

ETİKETLER