'Çocuklara gereksiz yere 'otizm' tanısı konulabiliyor'

DHA |  04 Ekim 2019 Cuma - 13:44 | Son Güncelleme : 04 10 2019 - 13:45

TBMM Araştırma Komisyonu'nda bilgi veren Prof. Dr. Saime Seyhun Topbaş, gecikmiş konuşma ve dil bozukluğu yaşayan çocuklara da otizm tanısı konulabildiğini söyledi. Topbaş, otizmin ve dil bozukluğunun erken yaşta tanınmasının zor olduğunu belirterek, "Ayırıcı tanılama çok önemli. Hangi çocuğun ne sorunu olduğunu tespit etmek için her hastanede en az bir dil ve konuşma terapisti olması gerekiyor" dedi.


Prof. Dr. Saime Seyhun Topbaş, 'TBMM Down Sendromu, Otizm ve Diğer Gelişim Bozukluklarının Yaygınlığının Tespiti ile İlgili Bireylerin ve Ailelerinin Sorunlarının Çözümü İçin Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırması Komisyonu'nda bilgi verdi. Prof. Dr. Topbaş, dil ve konuşmanın bebeklikten başlayarak, anne- çocuğun iletişimini etkilediğini belirterek, iletişim kuramamanın yarattığı sorunlara değindi. Çocuğun iletişim kurmasına erken dönemde müdahale edilmediği taktirdi okul çağında, gençlikte, yetişkinlikte farklı problemlerin baş göstereceğini dile getiren Prof. Dr. Topbaş, "İçe kapanma, sosyalleşememe, gelişim geriliği, akademik becerilerde başarısızlık, okul terkleri gibi sorunlar yaşanıyor. Okul terklerine dair çok küçük bir araştırma yaptığımız zaman bunun okuma-yazma güçlüğüne ve onun temelinde de dil gelişim güçlüğüne bağlı olduğunu biliyorum. Bir tez çalışmasında ortaya çıkan sonuca göre yüzde 12 düzeyinde bu oran" dedi.
 
'ÖRTÜŞEN TABLOLAR AYIRT EDİLMELİ'
 
Prof. Dr. Saime Seyhun Topbaş, Dünya Sağlık Örgütü'nün 2018 raporuna göre dünyada yaklaşık 1 milyar civarında engelli olduğunu, bunların yaklaşık 22 ila 38 milyonunun ciddi yetersiz durumda olduğunu ve bunların içinde de yüzde 50'sinden fazlasının dil ve konuşma terapisine ihtiyaç duyanlar olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Topbaş gecikmiş konuşma, dil bozukluğu yaşayan çocuklara da otizm tanısı konulabildiğini bildirerek şöyle konuştu:
 
"Otizmde de biliyorsunuz, 'iletişim bozukluğu' diyorlar, gecikmiş konuşmada da 'iletişim bozukluğu' diyorlar; ama dil bozukluğu olan çocuklara da biz 'iletişim bozukluğu' diyoruz. Ama bunun ayrımı nedir, ayırıcı tanısı nedir, hangi hekim arkadaşımız ayırıcı tanıyı koyabiliyor acaba? Ben hiçbir hekim arkadaşımızın bu pediatrik kliniklerde özellikle, bu tanıyı doğru koyabildiğini düşünmüyorum. Psikiyatride de aynı şey geçerli benim için. Ayırt edemedikleri zaman bir bakıyoruz onda 5’i, onda 6’sı otizm tanısı konulan çocuklar otizmli değilmiş. Neden? Çünkü gerçek değerlendirmelerin doğru yapılmadığını düşünüyorum ülkemizde. Bu yüzden doğru tanılama ihtiyaçlarının olduğunu ve mutlaka bu bulanık tablonun, örtüşen tabloların ayırt edilebilmesi için de dil ve konuşma terapistlerinin görevlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum." 
 
ERKEN TANI ÇOK ÖNEMLİ
 
Otizmin ve dil bozukluğunun erken yaşta tanınmasının zor olduğunu vurgulayan Topbaş "Her iki grubu erken yaşta ayırt edemediğiniz zaman da bazı çocukların gereksiz yere otizm tanısı konulabildiğini görebiliyoruz. Hâlbuki hiç gereksinmesi olmadan, belki belirli özelliklerle onu daha iyi değerlendiren testlerle veya işte değerlendirme sonuçları alınsaydı, o etiket altına girmeden de onu evirtebilecek bir eğitime alınırdı, normal akranlarına doğru evirtilebilecek bir süreçten geçirtilebilirdi. Dolayısıyla, fark edilip tanı alamayan bir gruptan da söz ediyoruz. Gözden kaçırdığımız bir gruptan da söz ediyoruz. Dolayısıyla, erken tanının çok önemli olduğunu düşünüyorum ve bunun da dil konuşma terapistleri tarafından yapılması gerektiğini düşünüyorum. Ayırıcı tanılama çok önemli. Hangi çocuğun ne sorunu olduğunu tespit etmek için her hastanede en az bir dil ve konuşma terapisti olması gerekiyor" diye konuştu.