‘Buluncaya kadar aramaya kararlıyız’

13 Mayıs 2019 Pazartesi - 10:40 | Son Güncelleme : 13 05 2019 - 10:46

Hem ABD’ye hem Kıbrıs Rum Kesimi’ne enerji konusunda uyarılarda bulunan Enerji Bakanı Dönmez, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin arama çalışmalarını sürdüreceğini söyledi.


Enerji alanında hareketli günler yaşanıyor.
 
Hem ABD’nin İran ambargosu, hem de Türkiye’nin Akdeniz’de sondaj yapması... ABD’nin tavrı bölge ülkelerini enerji fiyatı açısından etkileyecek.
 
Milliyet gazetesi yazarı Abdullah Karakuş bugünkü köşesinde bu gelişmeleri Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez ile konuştu. İşte o röportaj...
 
Dönmez ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımların hukuka uygun olmadığını belirtiyor. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de arama çalışmalarını sürdüreceğini de vurgulayan Dönmez, “Bu bölgede yüksek bir hidrokarbon potansiyeli olduğu düşüncesindeyiz. İlkinde bulamazsak ikincisinde, üçüncüsünde, buluncaya kadar aramaya kararlıyız” diyor.
 
Kendi kullandığı elektrikli oto ile bakanlık bahçesinde Milliyet’e tur attıran Dönmez sorularımızı şöyle yanıtladı:
 
- Amerika, Rusya ve İran ile enerji ilişkileri nasıl?
 
Amerika’nın İran’a yaptırımları tek taraflı ve uluslararası hukuka uygun değil. AB de bu konuda bizimle aynı düşünüyor. Ayrıca ambargoların sadece İran’a değil, küresel ve bölgesel ticaretin gelişmesine de sekte vuracağını düşünüyoruz.
 
Öte yandan, Venezuela’ya da yaptırımlar var. Bunlar dünyanın en çok petrol, doğalgaz rezervi olan ülkeler. Bu ülkelerin oyun dışı tutulmasıyla küresel anlamda enerji fiyatlarının olumsuz yönde seyredeceği de aşikâr.
 
İran ile doğalgaz ticaretimizde devam eden kontratlarımız var. Petrolde ise Türkiye’de iki gruba ait rafineri söz konusu. Birisi Tüpraş, diğeri Star Rafinerisi. Onlarla da görüşüyoruz. Bizim için önemli olan ülkemizde arz güvenliği açısından herhangi bir sorun oluşturmaması. Arz güvenliği açısından sorun oluşturmayacak şekilde gerekli tedbirleri de alıyoruz.
 
140 sondaj kuyusu
 
- Petrol ve doğal gaz arama çalışmalarımız ne aşamada?
 
Hem karada, hem de denizde hidrokarbon aramalarımıza hız verdik. Geçtiğimiz yıl Türkiye Petrolleri 70 arama ve üretim kuyusu açarken, bu sene bunu 2 katına artırmayı hedefledik. 140 sondaj kuyusu açacağız, bunların bir kısmı da denizde olacak.
 
Denizde iki tane sığ deniz sondajımız planlandı. Bu yıl 3 veya 4 derin deniz sondajı planlamış durumdayız. İkinci gemimiz de filomuza katıldı. Onun da üzerinde gerekli donanımlar tamamlandıktan sonra en kısa sürede yine Doğu Akdeniz’de arama faaliyetlerine başlayacak. Fatih, sondajlarına devam ediyor.
 
Denklem dışı olmayız
 
- Rum tarafının Türkiye’nin arama çalışmalarına tepkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Biz özellikle hep Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatlerinin arkasında olduk.
 
Bundan sonra da destek olmaya devam edeceğiz. Kıbrıs Rum Yönetimi’nin oldubittiye getirerek tek taraflı ilan ettiği bu sahalarda bazı şirketlere arama üretim hakkı vermesini doğru bulmadığımızı, orada yaşayan Türk toplumunun haklarının da adilane bir şekilde gözetilmesi gerektiğini vurguladık.
 
Bizim pozisyonumuzda, tezlerimizde yanlışlık yok. Biz Kıbrıs Rum Kesimi’ne bu hatadan dönmeleri çağrısında bulunuyoruz. Türkiye’yi, Doğu Akdeniz’de denklemin dışında tutma çabalarını görüyoruz.
 
Ama Türkiye’nin bu denklemin dışında tutulmasının başta bölge ülkeleri olmak üzere kimseye faydası yok.
 
Ayrıca denklemin dışındaki tüm formüller hayalci formüller. Biz öteden beri kendi ekonomik sahamızda arama - üretim faaliyeti yapacağımızı söyledik. Kimsenin malı, mülkü ve kaynağında gözümüz de yok.
 
Hedef 50 bin varil
 
- Türkiye aramaya devam edecek mi?
 
Türkiye Petrolleri’nin hem kendi münhasır ekonomik bölgemiz, hem de KKTC hükümetinden almış olduğu arama üretim ruhsatları var. Bu ruhsat sahaları üzerinde hukukun kendilerine vermiş olduğu her türlü hakkı tavizsiz korumaya ve iş planına uygun arama üretim faaliyetine kararlılıkla devam edecektir.
 
Bu bölgede yüksek bir hidrokarbon potansiyeli olduğu düşüncesindeyiz. Tabii aramadan bulunmuyor.
 
Örneğin, İngiltere 1970’li yıllarda 150’ye yakın sondaj kuyusu açtı ve sonunda buldu. Norveç onlardan sonra başladı ve 30-35 kuyu açtıktan sonra buldu. Her tür bilimsel çalışmayı yaptıktan sonra en yüksek potansiyelin olduğunu düşündüğümüz lokasyonlarda bu keşif sondajlarının kararını veriyoruz.
 
İlkinde bulamazsak da ikincisinde, üçüncüsünde, buluncaya kadar aramaya kararlıyız.
 
- Türkiye genelinde yeni keşif var mı?
 
Güneydoğu’da Türkiye Petrolleri’nin bir-2 önemli petrol keşfi oldu. Diyarbakır’da 2 tane, Siirt’te 1 tane sondajımız keşifle sonuçlandı. İlk defa hidrolik çatlatma yöntemiyle petrol üretimi gerçekleştirdik.
 
Daha önce ekonomik olmayan, teknik zorluklarla karşılaştığımız bu petrolleri, ağır petrolü bu yöntemle çıkartma imkânına kavuşmuş oluyoruz.
 
Trakya’da yine TPAO’ya ait bir doğalgaz arama üretim sahasında hidrolik çatlatma yöntemiyle sondajımız söz konusu olacak. Yine orada bir başka yabancı sermayeli kuruluşun hidrolik çatlatma yöntemiyle arama-üretim faaliyeti var. Ülkemize bu teknolojiyi hızla kazandıracağız ve böylece hem doğalgaz, hem de petrolde üretim miktarını artıracağız. Bu sene hedefimiz TPAO olarak günlük 50 bin varilin üzerine çıkmak Türkiye sınırları içerisinde.
 
İstihdam artacak
 
- Kömür başta olmak üzere madenlerimizle ilgili yeni projelerimiz var mı?
 
Kömürde son birkaç yılda önemli atak yaptık; rezervlerimizi artırarak keşfedilmiş yaklaşık 18-19 milyar tonluk linyit rezervimizi tespit ettik. Ama yıllık üretimimiz 100 milyon ton civarında. Burada üretim miktarını artırmak zorundayız.  Özel sektör eliyle orada üretimimizi artıracağız, istihdamımızı da artırmış olacağız.
 
Yenilenebilir teknoloji üssü olmak istiyoruz
 
- Yenilenebilir rüzgâr enerjisi ile ilgili neler yapılıyor?
 
Yenilenebilir enerji alanında Türkiye’de sessiz bir devrim yaşandı. 2000’lerin başında sadece 15-20 megavat civarı rüzgâr santralimiz vardı. O dönem hiç güneş, biyogaz santralimiz kurulu değilken bugün neredeyse tükettiğimiz elektriğin üçte birini yenilenebilir kaynaklardan üretiyoruz, hidrolik, rüzgâr, güneş, jeotermal olmak üzere. Yine bu yıl, yerli ve yenilenebilir kaynaklardan ürettiğimiz elektriğin payı geçen yıl yüzde 50, bu yılın ilk üç ayında ise yüzde 62 seviyesinde. Bu da daha az ithal kaynaklı enerji üretimi ve cari açığın kapanmasına katkı demek. Yerli ve yenilenebilir kaynakları azami şekilde kullanmak için birtakım projeler başlattık. YEKA, bunlardan birisi. 1000 MW rüzgâr, 1000 MW güneş santrali ihalelerini gerçekleştirdik. YEKA’ların diğer ihalelerden farkı şu: En az yüzde 50 yerli katkı kullanmak zorunda. Kullanacağı malzeme, işçilik vesaire baktığımızda katma değerin en az yarısını Türkiye’deki fabrikalarda üretmek zorunda.
 
Türkiye, yenilenebilirde bir teknoloji üssü haline gelsin istiyoruz. Yakın coğrafyaya da buradan ürettiğimiz santralleri, ürünleri ihraç imkânına da kavuşmuş olacağız.
 
Dağıtım bedeli santralden kapıya
 
- Dağıtım bedeli ile ilgili tartışmalar için ne söyleyeceksiniz?
 
Dağıtım bedeli; sadece bir sayacın okunması, faturanın basılması, dağıtılması anlamına gelmiyor. Ama maalesef bazı muhalif merkezler vatandaşın algısını etkilemeye çalışıyor. Bu elektriğin kesintisiz, kaliteli bir şekilde santrallerden, tüketim noktalarına kadar ulaştırılması hizmetinin adıdır.
 
Yapımı, işletmesi, hepsi bu maliyetin içinde. Kapı-kapı, herkesin kapısına kadar biz bu elektriği götürüyoruz. Türkiye’de yaklaşık 40 milyon sayaç var. Biz yıllık 300 milyar kilovat/saatin üzerinde elektrik tüketiyoruz ve 1500-1700 civarında santralden bu elektriği alıyoruz, kapı-kapı dolaştırıyoruz. Toplam şebekenin büyüklüğü, iletim-dağıtım 1 milyon 400 bin kilometreyi aşmış durumda.
 
Bu dünyanın etrafında 37 tur atacak bir şebeke büyüklüğü. 120 binin üzerinde işletme personeli var bu sektörde çalışan. Fatura bedelinin bizde yaklaşık yüzde 35’i dağıtım, yüzde 65’i enerji bedeliyken, Avrupa’da oran 50-50. Yani dağıtım orada faturanın yarısını oluşturuyor.
 
Yerli kömürde ileri teknoloji santral şartı
 
- Yerli kömürle çalışan termik santrallere eleştiriler var, ne diyeceksiniz?
 
İnsan bilmediği şey hakkında atıp tutmayı seviyor. Zaman zaman birtakım muhalif kesimler bunu ifade ediyor. Yerli kömürde yeni nesil ileri teknoloji santralleri kurma şartı getiriyoruz. Yerli kömüre dayalı ihalelerde birinci şartımız emisyon değerlerini AB kriterleri dikkate alınarak belirliyor olmamız.
 
Bir adım daha ileri giderek, AB kriterlerinin de altında olacak şekilde belirledik çevre standartlarını. Yine Alpu başta olmak üzere Trakya’da çalıştığımız birkaç saha var. Orada özellikle seracılık için santralin atık sıcak suyundan istifa ünitesi kurulacak. Santral sahasına 5 kilometreye kadar olan yerde çiftçimiz sera için ihtiyaç duyduğu ısıyı çok ekonomik karşılamış olacak.
 

ETİKETLER