‘Bu oyunu Sayın Trump bozmalı!'

DHA |  05 Ağustos 2018 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 05 08 2018 - 2:30

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kadın Kolları kongresinde yaptığı konuşmada, “Trump büyük bir oyuna gelmiştir. Oyun kurucuları da gayet iyi biliyorum. Bu oyunu Sayın Trump’ın bozması gerekir” dedi


Ankara Spor Salonu'nda yapılan AK Parti Kadın Kolları 5. Olağan Kongresi'ne katılan Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ile Türkiye arasında gerilen ilişkilere dikkat çekti ve şu mesajları verdi:

'Bizimle takasa girmeyin'

Amerika'nın İzmir'deki Papaz Brunson olayıyla alakalı attığı adım stratejik ortağa yakışmayacak adımdır. Amerika bu adımla birlikte aslında Türkiye'ye karşı ciddi bir saygısızlık yapmıştır. Bir taraftan 'model ortak, stratejik ortak müttefik' diyeceksin, sonra FETÖ ile ilişkisi olan buradaki bir papazı savunma gayreti içine gireceksin. Türkiye bir hukuk devleti. Hukukun gereği neyse onu yapacaktır. Bizimle asla bir takas anlayışı içinde, 6 kez Amerika'ya girip çıkan Halkbank Genel Müdür muavinini tutuklamak suretiyle kalkıp bizimle bir takasa girmeyin. Böyle bir anlayış bizim anlayışımız değil. Hukuk neyse biz bunun yanında olacağız. Halk Bankamızla hiçbir alakası olmadığı halde bir bedel ödetme yoluna gitmeyi de asla doğru bulmuyoruz. Çünkü suçlu bedelini öder ama suçu yoksa ona bedel ödetme gayreti içinde girmek kimsenin haddine değil.

'Düzmece tezgahlar'

Burada Trump büyük bir oyuna gelmiştir. Oyun kurucuları da gayet iyi biliyorum. Bu oyunu Sayın Trump'ın bozması gerekir. Bizler bu noktada kararlıyız ve kararlı olarak duruşumuzu dürüst olduğumuz için aynen devam ettireceğiz. Dış politikamızı hiçbir zaman yalanlar, sahte, düzmece tezgahlar üzerine kurmadık. Her zaman dik durduk ama dikleşmedik. Tabii değerli kardeşlerim biz Türkiye'yi büyütüp güçlendirdikçe eski Türkiye'nin zayıflıklarına alışmış olanlar adeta çıldırıyor. Ülkemize yönelik saldırıların sebeplerine bakın ortada bir tane akıl, mantık, hak, hukukla izah edilecek husus bulamazsınız. Tamamı siyasi ve ekonomik olarak ülkemizi sindirmeye yönelik eylem ve söylemlerle üzerimize gelenlerin cevabını verdik vereceğiz. Muhataplarımızın bir süredir sergiledikleri fevri tutumdan vazgeçerek en kısa zamanda aklıselime döneceklerini ümit ediyoruz. Aklın yolundan giderek aramızdaki ihtilaf konularını geride bırakacağını düşüyorum. 

'ABD'li bakanların mal varlığını donduracağız'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İçişleri ve Adalet bakanları hakkında alınan yaptırım kararına karşılık verileceği talimatını vererdiğini açıkladı: “Benim kalkıp İçişleri Bakanımı, Adalet Bakanımı Brunson ile ilgili olarak, onu yakından takip etti şöyle böyle yaptı demek suretiyle Amerika’daki mal varlıklarına el koyuyoruz mantığı mantık değildir. Yani bu Teksastakilerin işi olabilir ama kalkıp da burada Amerika’da herhangi bir mal varlığına sahip olmayan bakanlarımla ilgili böyle bir yaklaşımı kabullenmek asla mümkün değil. Biz dün akşama kadar sabrettik. Ben bugün arkadaşlarıma talimatı veriyorum. ABD’nin Adalet ve İçişleri bakanlarının Türkiye’deki mal varlıklarını donduracağız. Arapların çok güzel bir atasözü var; men dakka dukka. Biz de bunu yapacağız. Hiçbiri mütekabiliyet anlayışının dışında değildir. Siz böyle yaparsanız biz de bunu yaparız. Türkiye ile bu alanda bu şekilde bir yaklaşım doğru değildir. Eğer burada samimi hareket edeceksek gerçekten stratejik ortaksak ortaklığımız gereğini yapalım. Somali, Afganistan’ da beraber değil miyiz? NATO’da bir ve beraber olduğumuz için ortak adımlar atmadık mı? Siz ortaklarınıza bu tür yaklaşım içinde olursanız biz sizleri nasıl tanımlayacağız? Türkiye bu anlayışla bu şekilde yaklaşımla terbiye edilemez. Bu sadece siyonist bir yaklaşımın tezahürüdür. Olayın aslı budur.”

DIŞİŞLERİ BAKANI ÇAVUŞOĞLU’NDAN ABD’YE: Yaptırım yaparsan yaptırım görürsün

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye ile ABD arasında yaşanan krizle ilgili açıklama yaptı. Antalya’da temaslarda bulunan Çavuşoğlu şunları söyledi: Tehdit dili ile değil uzlaşı ve müzakere ile çözeceğiz. Oturalım iki eşit ortak gibi konuşalım. Yaptırım yaparsan, yaptırım görürsün. Türk milleti yaptırıma boyun eğmez, tam tersi ters tepiyor.  Tehdit diliyle bir sonuç elde edilebildi mi? Sorunlar var mı var, çözmek istiyorsanız oturalım çözelim. Sorunları dayatmayla tehditle değil uzlaşı, diplomasi, müzakere ve iyi niyetle çözebileceğimizi düşünüyorum. 

ABD: Türkiye ortağımız

ABD Dışişleri Bakanı Pompeo da, tüm zorluklara rağmen Türkiye ve Amerika’nın birlikte çalışmayı sürdüreceğini belirterek, “Türkiye, ABD’nin işbirliği içinde çalışmayı sürdürmeyi hedeflediği bir NATO ortağıdır” dedi.

Nedir bu oyun?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Oyun kurucuların kim olduğunu biliyorum’ sözleriyle Evanjelikleri kast ediyor. Yaptırımların geleceğini ilk kez duyuran isim ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’in Brunson konusundaki hassaslığı, ‘Evanjelist Kilise’ mensubu olmasından kaynaklanıyor.

Seçim malzemesi

Pence’in Türkiye’ye karşı sert tutumunun arkasında ise, ABD’nin 6 Kasım 2018’de gideceği Kongre ara seçimleri öncesi Evanjeliklere yönelik bir seçim yatırımı olduğu konuşuluyor. Türkiye’ye yaptırımların arkasında Trump’tan daha çok Pence’in olduğu yorumları ağırlıkta. Michael D’Antonio ile Peter Eisner‘in kaleme aldıkları ‘The Shadow President (Gölge Başkan) adlı kitapta Pence’ten şöyle bahsediliyor:

‘Tanrının sözleri!’

Pence kendisini ve yoldaşı Hıristiyan savaşçıları baskı altında bir grup olarak görüyor. Onun umudu, seçilmiş bir millet olarak, muhafazakar Evanjeliklerin sonunda düşmanlarını yenmelerini ve bir Hıristiyan milleti yaratmalarını sağlayan bir lidere sahip olacakları. Pence, her cümlesinin “Tanrı’nın sözleri” olduğuna inanıyor. Bu bağlamda, Trump’ın başkan olması “Tanrı’nın isteği” ve kendisini Oval Ofis’e götürecek “Tanrı’nın büyük planının” parçası...

%81

2004 yılında yapılan başkanlık seçimlerinde yüzde 78 ile George Bush’u, 2008’deki seçimlerde yüzde 74 ile John McCain’i, 2012’de yüzde 78 ile Mitt Romney’i destekleyen Evanjelikler, 2016 seçimlerinde ise yüzde 81 ile Donald Trump’a destek verdiler.

Kim bu Evanjelikler?

Amerikalı Evanjelik Papaz Andrew Brunson ile ilgili sürecin Türk-Amerikan ilişkilerinde gerilime yol açması, ABD’deki Evanjelik grupların Amerikan dış politikası üzerindeki etkisini yeniden tartışmaya açtı.

Nüfusun yüzde 25’i

“İncil’i öğretmek ve yaymak” anlamına gelen Evanjelizm, ABD’de Hristiyanlar arasında en yaygın mezheplerden biri kabul ediliyor. ABD’de nüfusun yaklaşık yüzde 25’ine denk gelen Evanjelikler, aynı zamanda “Hristiyan siyonistler” olarak da biliniyor. Evanjelikler, 1948 yılında Filistin topraklarına kurulan İsrail’in “İncil’in öğretileri doğrultusunda kurulmuş olduğuna”, “Hazreti İsa’nın tekrar hayata bu topraklarda geleceğine” ve bu şekilde “dünyanın sonunun” geleceğine inanıyor.