‘Bebeğimi ateşe attılar’

VATAN DIŞ HABERLER |  13 Ekim 2017 Cuma - 2:30 | Son Güncelleme : 13 10 2017 - 2:30

New York Times, Arakan Müslümanları’na yönelik işlenen insanlık suçlarını birinci ağızdan dinlemek için Bangladeş’teki mülteci kampını ziyaret etti. Ölümden kaçan Arakanlılar’ın kan donduran hikayelerini yazdı


Myanmar ordusunun Arakanlı müslümanlara yönelik katliamı tüm vahşetiyle devam ediyor. 25 Ağustos’tan bu yana Myanmar ordusu vahşetin şiddetini artırdı. Myanmar hükümeti bölgeye Birleşmiş Milletler yetkililerini ve insan hakları kuruluşlarını yaklaştırmadığı için hayatını kaybeden müslümanların sayısı tam olarak bilinmiyor. Fakat insan hakları kuruluşları bölgede binlerce insanın katledildiğini ve 288 köyün yakılarak yok edildiğini belirtti. Vahşetten kaçanlar Bangladeş’teki mülteci kamplarına sığınıyor; mülteci kampındaki Arakanlı müslümanların sayısı 800 bine yükseldi. Bangladeş hükümeti ekim ayı başında mülteci kamplarını genişletme kararı aldı. New York Times muhabiri Jeffrey Gettleman’ın yeni kurulan mülteci kampı Cox’s Bazar’da, Myanmar zulmünden kaçan Arakanlı müslümanlarla yaptığı görüşmeler yaşanan katliamın boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi. İşte o yazıdan satır başları:

Tüm erkekler infaz edildi

Cox’s Bazar mülteci kampında kalan mültecilerin büyük çoğunluğu, katliamın en şiddetli yaşandığı Rohingya bölgesinden kaçan müslümanlardan oluşuyor. Gazeteci Gettleman’ın görüştüğü mültecilerden biri 20’li yaşlarındaki Rajuma. Köyünden Bangladeş’e küçük tahta bir bot üzerinde birkaç hafta önce gelmiş. Rajuma vahşeti şu sözlerle anlatıyor, “Evimize yapılan baskında ailemi gözlerimin önünde öldürdüler. Beni ve bebeğimi, köyün diğer kadınlarıyla birlikte bir ırmak kıyısına götürdüler. Bir asker bebeğimi kucağımdan alıp yaktıkları ateşe attı. Sonra beni eve sürükleyip, kendi evimde bana defalarca tecavüz ettiler.” Muhamedul Hassan da Rajuma gibi katliamdan kaçıp bu mülteci kampına sığınmış. Ağır yaralı olan Hassan için doktorlar hayatta kalmış olmasının mucize olduğunu belirtiyor. Hassan, Monu Para köyüne yapılan saldırıda köyün tüm erkeklerinin ellerinin arkalarından bağlandığını, yüzüstü yatırıldıklarını ve bir asker tarafından sırayla vurulup bıçaklandıklarını anlattı. Hassan, “insanlar yardım için çığlıklar atıyorlardı, çocuklar anne ve babalarının isimlerini haykırdılar. Fakat askerler hiç umursamadı, ateş etmeye devam etti” diye yaşadıklarını anlattı. Röportajları gerçekleştiren Jeffrey Gettleman, hayatta kalanların büyük bir travma yaşadıklarını, bu travma dolayısıyla acıyı hissedemediklerini ve artık gözyaşı dahi dökemediklerini belirtiyor. 

Kriz nasıl patlak verdi?

Rohingya üzerine çalışmalar yapan İskoç akademisyen Azeem Ibrahim, bölgedeki huzursuzluğun İkinci Dünya Savaşı’ndan beri sürdüğünü vurguladı. İngiliz ordusuyla birlikte savaşan Rohingya halkı ve Japonya yanlısı Rakhine budistleri savaşta karşı karşıya geldi; birçok sivil hayatını kaybetti. Savaş bittiğinde Rohingya halkı, galip İngiltere’ye bağımsız olmak ya da müslüman Doğu Pakistan’a (şimdiki Bangladeş) bağlanmak isteklerini bildirdiler. Fakat İngiliz hükümeti bu isteği reddetti ve bölgenin Myanmar’ın bir parçası olmasını istedi. Myanmar hükümeti ise o yıllardan beri müslüman halkın haklarını kısıtlıyor ve zulmediyor.

‘Nihai hedef evlerine dönmeleridir’

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Sözcüsü Adrian Edwards, Arakanlı Müslümanların, Myanmar’da 1982’de kabul edilen yasayla vatandaşlık haklarını kaybettiklerini ve “devletsiz” sayıldıklarını anımsatarak, “Arakanlı Müslümanların evlerine geri dönüşlerinde ‘herhangi bir kimlik kartı veya belgelerinin olmaması’ sorun teşkil etmeyecek” diye konuştu. Dünyanın başka yerlerindeki sığınmacı sorunlarında “pasaport, kimlik kartı veya herhangi bir belgenin” olmadığı durumlarla karşılaştıklarını anlatan Edwards, “Sığınmacıların dokümantasyon sorunlarıyla nasıl baş edileceği konusunda tecrübeliyiz. Öncelikle bu insanların nereden geldiği, evlerinin ve arazilerinin nerede olduğu tek tek tespit edilmeli. Bu bilgilere ulaşmak uzun bir süreç” ifadelerini kullandı. “Bu sorunun kökeni Myanmar’da, çözümü de Myanmar’da olmalı” diyen Edwards, ekledi: “Binlerce insan sorunlarına acilen bir çözüm bulunması için çaresizce bekliyor. Geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla dünyada 65 milyon insan zorla yerinden edilmişti. Bu yıl Arakanlılarla beraber 2 milyon kişi daha zorla yerinden edildi. Bu insanların evlerine tekrar dönmesi için bir çözüm yolu bulunmak zorunda.”