'83 yaşındaki adamın evini sabah 04.00'te basmanın izahı ne?'

22 Mart 2008 Cumartesi - 4:18 | Son Güncelleme : 22 03 2008 - 4:18

İlhan Selçuk, Kemal Alemdaroğlu ve Doğu Perinçek'in gözaltına alınma şekli sert tepkilerle karşılandı.


Saygın bir yayın organının başında bulunan, devletin iki korumasıyla dolaşan ,adresi bilinen, üstelik 83 yaşındaki bir insanın sabaha karşı evinden alınması vicdanları rahatsız etti..

İlhan Selçuk avuktatıyla ancak yarın sabah görüşebilicek. Ondan sonra ifadesi alınacak, yani 83 yaşındaki bir basın emekçisi 24 saat boyunca sandalyede sorgulanmayı bekleyecek!

Gözaltı haberi basın kuruluşları ve Cumhuriyet okurlarını ayağa kaldırdı. Okurlar tepkileri gazetenin önünde toplanak gösterdi.
İşte gözaltına tepkiler...



GAZETECİ ÖRGÜTLERİNDEN SELÇUK’UN GÖZALTINA ALINMASINA TEPKİ

Cumhuriyet Gazetesi Yazarı ve İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk’un sabaha karşı evi basılarak gözaltına alınmasına basın örgütleri sert tepki gösterdi. Basın örgütleri, söz konusu durumu darbe dönemindeki gözaltı olaylarına benzetirken, iktidarın muhalif sesleri susturma çabası olduğu görüşünde birleştiler.



Bu sabaha karşı Cumhuriyet Gazetesi Yazarı ve İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk, Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmesi Ferti İlsever, Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Serhan Bolluk, gazeteci Adnan Akfırat Ergenekon kapsamında evlerine yapılan baskın ile gözaltına alındı. Basın örgütleri duruma tepki gösterirken, uygulamayı AKP’nin muhalif sesleri susturma çabası olarak değerlendirdiler.

Basın örgütlerinin değerlendirmeleri şöyle:

-“İKTİDARA KARŞI ÇIKANA TUZAK HALİNE GELDİ”-

Basın Konseyi Başkanı Oktay Ekşi:

Devam eden bir soruşturma hakkında yorum yapmanın doğru olmayacağını düşünüyorum. Böyle bir oluşumla ilgili olduklarını düşünmüyorum. Sadece şoke olduğumu söylemek istiyorum. Birileri sanki bundan haz duyarmış gibi. Bakarsınız eli kanlı birine gayet iyi davranırlar. Bizim tarihimiz bu tür uygulamalarla dolu. Ayıptır, yapana da ayıptır, yaptırana da ayıptır. Bu tür işlemlerden polisin kazancı yoktur. Devlet yıpranır.



TOBB Medya ve İletişim Meclisi Başkanı Vahap Munyar:

Meslek büyüğümüz, 83 yaşındaki İlhan Selçuk’un bu sabah saat 04.00’te hem de evine baskın yaparcasına gözaltına alınmasını, gerekçesi ne olursa olsun, şekil açısından doğru bulmadığımızı belirtmek isterim. İlhan Selçuk, Cumhuriyet Gazetesi gibi saygın bir yayın organının başında bulunuyor, devletin sağladığı iki korumayla dolaşıyor, kısacası adresi biliniyor. Selçuk’un başta 12 Mart dönemi olmak üzere geçmiş yıllarda yaşadıkları, onun herhangi bir şekilde emniyetin, savcıların çağrılarına uyduğunu da ortaya koyuyor. Yani, kaçmıyor, göçmüyor. Eğer bir gereği varsa, kendisine haber verildiğinde rahatlıkla emniyete gitmesi söz konusu olan İlhan Selçuk’a dönük gerçekleştirilen uygulama, tüm meslektaşlarımızı derinden üzdü, tepkisine yol açtı. İlhan Selçuk’la ilgili gelişmeleri yakından izliyoruz, gözaltına alınış gerekçesinin ne olduğunun bir an önce açıklanmasını bekliyoruz.



Türkiye Gazeteciler Federasyonu Başkanı Nazmi Bilgin:

Bu konu cadı avı haline gelmiştir. Açılan bir kazana herkesin atılma çabasıdır. Yaşamını demokrasi için veren bir kişinin böyle bir şeyin içine alınması iktidarın kendilerine karşı çıkan herkese bir tuzak haline getirdiği bir olay olarak değerlendiriyorum. Çaresizlik bazen pek çok yanlışlıklar yaptırabilir. Ama bağımsızlığına inandığımız yargının ve emniyet sistemin siyasete alet olmaması gerektiğine inanıyorum.



Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı Ahmet Abakay:

Demokrasiyi, insan haklarını, Avrupa Birliği kriterlerini hiç ağzından düşürmeyen AKP iktidarında bu sabaha karşı evler, basın –yayın organları basılıyor. 12 Mart ve 12 Eylül Darbe dönemlerindeki uygulamaları hatırlatan gözaltına almalar yaşanıyor. Savcılığın gerekli gördüğü konularda ve davalarda ihtiyaç duyduğu kişilerin ifadesine, bilgisine başvurma hakkı kuşkusuz vardır. Ancak bunun darbe dönemlerinde yaşanan gece yarısı ya da sabaha karşı operasyonları ile yapılmasının artık gerilerde kaldığını sanıyorduk. Öte yandan Gözaltına alınan meslektaşların ortak özellikleri ise yazılarıyla, yayınlarıyla, açıklamalarıyla bugünkü iktidara, bu iktidarın uygulamalarına karşı olmalarıdır. Bu durum ise muhalif yazarlara, yayıncılara, muhalif basına karşı bir sindirme ve korku salma eylemidir.

-“DARBE DÖNEMİ UYGULAMALARINI ÇAĞRIŞTIRIYOR”-


RTGD Başkanı Metin Özkan:

Ne olduğu belirsiz, nereye gideceği konusunda ciddi kuşkuları olan ve iddianamesi bile ortada olmayan bir soruşturma kapsamında bu tür gözaltıları çok şaşırtıcı buluyorum. Türkiye’nin en tanınmış yazarı İlhan Selçuk, sabahın dördünde evi basılıp alelade bir suçlu gibi içeri alınıyorsa, bu süreci ve bu sürecin gideceği noktayı çok iyi tahlil etmek gerek. Bu gözaltı rejimi, geçmişteki 12 Mart gibi ara rejimleri, 12 Eylül gibi darbe günlerindeki uygulamalarını çağrıştırıyor. Üstelik bunlar demokratikleşmenin ve hukukun üstünlüğü ilkesinin iktidar partisi tarafında olanca gücüyle savunulduğu bir dönemde yapılıyor. Bu uygulama polis devleti imajı veriyor. Şüphesiz ki yargıya herkes gibi biz de güveniyoruz. Ancak, AB reformlarını gerçekleştirmek iddiasıyla iş başında bulunan bir iktidar döneminde İlhan Selçuk gibi yazmanın dışında hiçbir eylemi olmayan birinin böyle kabul edilemez biçimde gözaltına alınmasını kınıyorum.

-“GÖZALTINA ALINIŞ BİÇİM ÇOK YANLIŞ, ADRESİ BİLİNİYORDU”-

Ekonomi Muhabirleri Derneği Başkanı Ali Doğanoğlu:

Böyle bir şeyi kesinlikle doğru bulmuyoruz. Bu tür soruşturmalarda yeterli delil ve belge olmadan insanları çeşitli suçlamalar altında bırakarak, kamuoyuna teşhir edilmesi son derece yanlıştır. Başta İlhan Selçuk, olmak üzere gözaltına alınanlar, yıllardır göz önünde olan ve siyasi düşünceleri, görüşleri bilinen insanlardır. bu anlamda yeterli delil ve belge olmadan bu şekilde bu insanların gözaltına alınması çok yanlıştır.


Cumhuriyet Gazetesi Yazarı ve İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk'un gözaltına alınmasın sonrasında Cumhuriyet Gazetesi Ankara bürosunu destek amacıyla çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve gazeteci ziyaret etti.

Milliyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Fikret Bila, Radikal Gazetesi Ankara Temsilcisi Murat Yetkin, Hürriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Enis Berberoğlu, Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Ahmet Abakay, Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Gökhan Günaydın, eski ADD yöneticilerinden Tevfik Kızgınkaya, hukukçular Engin Aydın ve İsmail Sami Çakmak Cumhuriyet Gazetesi Ankara büroya destek ziyaretinde bulundu. Gazeteci ve Sanatçı Fikret Otyam da Cumhuriyet Gazetesi'ni telefonla arayarak geçmiş olsun dileklerini iletti.

-STK'LARDAN CUMHURİYET GAZETESİ'Nİ DESTEK-

Toplumsal Güç Birliği Sözcüsü Bülend Büyükakın, Uluslararası Nakliye ve Organizatörler Derneği Başkan Yardımcısı Şafak Girgin, ÇYDD Ankara Şubesi Başkanı Ülkü Günay, ÇYDD ve 14 Nisan Çalışma Grubu Üyesi Demet Işık, 14 Nisan Çalışma Grubu Dönem Sözcüsü Murat Algın, Tüm Öğretim Üyeleri Derneği Genel Sekreteri Suay Karaman, Hacıbektaş ve Yükseköğretim Kurumlarına Yardım Derneği Başkanı Naki Selmanpakoğlu, Atatürk Çizgisi Platformu Başkanı Metin Genç, Ankara Cumhuriyet Okurları Dönem Sözcüsü Haluk Yalvaç ile Ankara CUMOK üyeleri Mervem Gümüş, Anadolu Eğitim Sendikası Genel Başkanı Cansel Güven, Eğitim-İş Genel Merkezi adına Ankara Şubesi'nden Ali Taştan, BCP Ankara İl Başkanı Müge Gülses, CKD Genel Başkanı Şenal Sarıhan, Türkiye Gençlik Birliği Derneği Ankara Şubesi Başkanı Utku Reyhan ile KESK'e bağlı Tüm Bel-Sen Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Tekin Araç Cumhuriyet Gazetesi'ni ziyarette bulunan isimler arasındaydı.

-“ŞAŞKINLIK VE ÜZÜNTÜ VERİCİ”-

Heyet adına açıklama yapan CKD Başkanı Sarıhan, şunları söyledi:

"Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kapatma davasının ardından daha önce başlatılmış bir operasyon gerekçe gösterilerek, Sayın İlhan Selçuk, Doğu Perinçek ve Kemal Alemdaroğlu ile diğer aydınların gözaltına alınmış olmasını şaşkınlıkla ve üzüntüyle karşılıyoruz. Cumhuriyet Başsavcılığı'nın anayasadan kaynaklanan hakkını kullanmış olduğu kapatma davasına tepki gösterilerek, Cumhuriyet değerlerini savunmada öncülük yapan Cumhuriyet gazetesinin yazarı İlhan Selçuk'un ve diğer Cumhuriyet aydınlarının gözaltına alınmasını ve bunun yöntemini, hukukla bağdaşan bir tutum olarak görmüyoruz. Bu tutum bir gözdağı olgusudur. Ancak biz demokratik kitle örgütleri, gerçekten hak ve adaletin üstün çıkacağına olan inancımızla, her türlü engele karşın Cumhuriyeti savunmaya devam edeceğiz.”

ETİKETLER

0