‘27 Mayıs’taki parantezi 15 Temmuz’da kapattık’

18 Eylül 2016 Pazar - 2:30 | Son Güncelleme : 18 09 2016 - 2:30

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Yassıada’da idam edilen eski Başbakan Menderes’in mezarı başında konuştu: 27 Mayıs’ta açılan bir parantezi 15 Temmuz’da bu millet kendi eliyle beraber onurlu ve asil bir şekilde kapattı


İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 27 Mayıs Darbesi’nin ardından Yassıada yargılamaları sonrası idam edilen Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın ölümlerinin 55. yılında anıt mezarda düzenlenen törene katıldı. Törende yaptığı konuşmada 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında kimlerin durduğunu, kimin destekçileri olduğunu bugün net bir şekilde bildiklerini kaydeden Soylu, “Kendi başlarına adım atmaktan yoksun hangi cesaretlerle bu milletin millet olma kabiliyetini ortadan kaldırmaya çalıştıklarını ve bu toprakları yeniden işgal topraklarına döndürmek istediklerini biliyoruz” ifadelerini kullandı ve özetle şöyle konuştu:

‘Zulmü reva gördüler’

“15 Temmuz bütün dünyaya bir şeyi daha haykırmıştır. Bize demokrasiye öğretmeye çalışanlar o gün Menderes’in idamına da sessiz kaldılar. Bu bizim için tesadüf değildi. O gün rahmetli Polatkan ve Zorlu’nun da idamına seyirci kaldılar. Zorlu, ifade etmeliyim ki, rakiplerinin her karşılaştığı konferansta kendisinden çekindiği, kendi münazara kabiliyetinde mağlup olmaktan ürktüğü Türkiye’nin en önemli hariciyecilerinden birisiydi. Polatkan, bir Anadolu evladıydı ve o Anadolu evladının Maliye müktesebatı açısından ortaya koydukları, bugün dahi bizim devlet hayatımızda aranır ve takip edilir durumdaydı. Fatin Rüştü Zorlu’nun evliliğinde, Dolmabahçe Sarayı’nda parlak bir hariciyecinin evlilik merasiminde Gazi Mustafa Kemal vardı. Bileziklerini o takmıştı, 60 darbesinde o bileziklerin hırsızlık malıdır diye o insanlara, eşine, ailesine, büyük bir zulmü reva gördüler.”

 

‘Aynısını denediler’

“Bugün sadece biz Adnan Menderes’in Fatin Rüştü Zorlu’nun ve Hasan Polatkan’ın karşısında 16-17 Eylül 1961 tarihinde karşı karşıya kaldıkları ve daha sonra ailelerinden o idamın gömleğinin ve ip parasının istendiği bir hale itiraz ediyor değiliz. Bugün muzaffer bir milletin anlayışıyla buradayız. Yani, aynısını 15 Temmuz’da yine bu milletin başına getirmeye çalışanlara karşı dik duran, tanklara karşı liderini vermeyen, demokrasiyi tanklara mahkum etmeyen ve F16’ların, helikopterlerin ortaya koymuş oldukları cinayetlere karşı bedenini bu milletin geleceğine emanet eden kimisi dostumuz olan, kimini tanıdığımız ama kimini tanımadığımız fakat öteki dünyada şefaatine sığındığımız o insanlara aynen şu gün mezarının başında bulunduğumuz insanlar gibi minnettarız ve şükran duyuyoruz.”

‘Onurlu ve asil’

“Siz, ben hepimiz ‘Acaba gençlerimiz ne olacak?’ diye bir endişe içindeydik ama o gece işte bu büyük milletin bu topraktan, bu medeniyetten ve bu inançtan okunan her ezanın aslında niçin okunduğu, okunan her selanın aslında niçin okunduğu Allah’ın kendi dinini yaşatmak, devam ettirmek konusunda elbette hakim olduğunu, o Kur’an-ı Kerim’lerin, o milli duruşlarımızın, o nazlı nazlı dalgalanan bayrağımızın bizim evlatlarımıza neyi nakşettirdiğini bir kere daha hepimiz onurlu bir şekilde hissettik. Evet, 15 Temmuz bize koskocaman bir gelecek oluşturdu, hem de koskocaman ve 27 Mayıs’ta açılan bir parantezi 15 Temmuz’da bu millet kendi eliyle beraber onurlu ve asil bir şekilde kapattı.”